MİKDAD BİN ESVED (a.s.)  (? -  653)

İzzettin USLU

        İslam âleminin büyük sahabelerindendir. İman eden ilk yedi kişiden biri olduğu konusunda tüm tarihçiler söz birliği etmiştir. Asıl adı Mikdad Bin Amr’dır.  Kindi kabilesindendir. Peygamber Efendimizin duasına mazhar olmuştur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber doğum yerinin Arap yarımadasının güneyinde yer alan Behra’ olduğu bilinmektedir. Hz. Mikdad’ın (a.s.) kabilesi diğer kabilelerle kan davası içinde olduğundan önce Kındi taraflarına oradan da Mekke’ ye geldi. Burada kendisini çok seven Esved Bin Abd-i Yegus tarafından evlat edinildi. Bundan dolayı asıl babasının adı Amr olduğu halde, Mikdad Bin Esved (a.s.) olarak anılmış ve bu adla tanınmıştır.

     Hz. Mikdad’ ın kişilik özellikleri, cihadı, Peygamber Efendimize (s.a.a.v.) ve Hz. Ali’ ye yakınlığı, birçok olaydaki fedakârlığı, İslam’ın tesisi ve yayılması sırasında yapılan savaşlarda gösterdiği kahramanlıklar, çeşitli olaylar karşısında takındığı tutum ve söylediği sözler dikkate alındığında onun ilk Alevilerden olduğu rahatlıkla söylenebilir. Dahası Hz. Mikdad’ ın kişiliği ve imanı, bize gerçek bir Alevinin nasıl olması gerektiğini açıkça gösterir.

     Mikdad Bin Esved,(a.s.) karşılaştığı bütün sorunları Hz. Muhammed Efendimize (s.a.a.v.)  götürmüş ve onun fikrini almadan hiçbir şekilde hareket etmemiştir. Hiçbir İslam tarihi kitabında, Hz. Mikdad için kesinlikle en ufak bir leke bile bulunamaz.  İbni Sad’ın  Tabakat kitabında, İbni Hacer Askalani’ nin İsabe  kitabında, İbni Abdilber’in İstiap kitabında ve daha birçok yerde şu ünlü ortak hadis vardır: “Peygamber efendimiz (s.a.a.v.) “Allah bana dört kişiyi sevmemi emretti. Bunlar: Ali, Mikdad, Selman ve Ebu Zer’dir.” (a.s) diye buyurmuştur.

İbni Sad, Tabakat adlı kitabında 3/162’ de Tarık Bin Abdulah isminde bir sahabenin şöyle dediğini yazar: “Ben Mikdad’ ın bir faziletine tanık oldum, o benim olsa tüm dünya malına değişmezdim. O da şudur:

Hicretin ikinci yılında, Bedir Savaşı başlayacağı sırada düşmanla nasıl savaşılacağı hakkında farklı görüşler ileri sürülüyordu ve Müslümanları bir telaş sarmıştı. Bu sırada Mikdad (a.s.) söz alarak “Ey Allah’ ın Resulü,  Allah sana ne emrettiyse onu icra et. Biz kesinlikle seninle beraberiz. Maide süresinin 24. ayetine atıfta bulunarak; biz İsrailoğullarının Hz. Musa’ ya demiş oldukları gibi ‘Git sen ve Rabbin birlikte savaşın. Biz burada oturup bekliyoruz.’ diye söyleyecek değiliz. Fakat sana deriz ki: Biz sana tabiyiz, senin sağında solunda önünde ve arkanda düşmanla çarpışırız.” Bu sözlerden sonra Peygamber Efendimizin (s.a.a.v.) yüzü gülmüş ve son derece memnun olmuştur. Neticede düşmanla Bedir’ de savaşılmış ve zafer elde edilmiştir. Bu savaşta büyük kahramanlıklar gösteren Mikdad, İslam ordusunda tek süvari idi. Bu yüzden de kendisine Resululah’ ın süvarisi denilirdi. Ok atmada ve binicilikte çok mahir idi. Bu savaştaki kahramanlıkları siyer ve hadis kitaplarında uzun uzun anlatılır.

Mikdad Bin Esved, Bedir Savaşı’ ndan başka Uhud, Hendek, Mekke’ nin fethi, Huneyn Savaşı, Tebük Seferi gibi önemli bütün savaşlara katılmış olan az sayıda sahabelerdendir. Hepsinde de çok önemli kahramanlıklar ve katkılar göstermiş ve Peygamber Efendimizin (s.a.a.v.) iltifatlarına ve dualarına mazhar olmuştur. Peygamber Efendimiz, Harrar Seferine çıkacağı sırada Beyaz Bayrağı ona vermiştir. Uhud Savaşı’ nda ordunun kumandasını yürütmüştür.

Hz. Mikdad Bin Esved’ i, İslamın ilk yayılma dönemlerinde müşrikler tarafından işkencelere tuğrayan ilk Müslümanlar arasında da görüyoruz ve bu yüzden kendisi Habeşistan’ a Hicret olayına katılanlardandır. Orada Medine’ ye hicrete kadar kaldı ve oradan Medine’ ye döndü.

         Hz. Mikdad’ ın büyük ilmi ve güvenilirliği sayesinde kendisine birçok önemli olayda çok önemli görevler verilmiş ve hepsinde muvaffak olmuştur. Ebubekir devrinde yapılan Ecnadin Muharebesi’ nde akılları şaşırtacak derecede işler başardı. Ömer zamanında Mısır Seferi açıldı. Oraya giden İslam kumandanı Halifeden yardım ister. Halife kumandana şöyle der: “Sana yardım olarak dört asker gönderiyorum her biri 1000 askere bedeldir.” Bu askerlerden birisi Mikdad’ dır.

Ebubekir zamanında Kur’an ayetlerinin bir araya getirilip toplanması için kurulan heyette Hz. Mikdad da vardı. Ömer vefat etmeden önce kendisinden sonraki halifeyi belirlemek için kurduğu şurada Hz. Mikdad’a da görev verir. İşte Mikdad’ın Aleviliğini ve Hz Ali (a.s.) taraftarlığını tam olarak beyan ettiği olay burada gerçekleşmiştir. İbnü’l Esir, kendi tarihinde (3/37) şöyle yazar: “Ammar Bin Yasir, (a.s.) ‘Müslümanlar arasında fitne çıkmasını istemiyorsanız Ali’ ye biat ediniz’ dedi. Peşinden Mikdad da  ‘Evet, Ammar doğru söyledi.  Ali’ye biat ederseniz bunu hepimiz kabul ederiz.’ Bu arada Abdullah bin Ebi Serh  de: ‘Biz , Osman’ a biat ederseniz kabul ederiz.’ dedi. Bunun üzerine Ammar kendisine ‘Sen ne zaman Allah dostu oldun?’ diyerek onu tersledi. Bu arada Haşimiler ve Emeviler arasında söz düellosu başlar. Orada bulunanlardan Sad Bin Ebi Vakkas’ ın da zorlama ve tehditleriyle Osman’ a biat edilir. Bu biattan sonra Ammar, orada bulunanlara: ‘Ey insanlar! Siz bu hilafeti Ehlibeytten neden aldınız?’ Mikdad da Abdurrahman’ a ‘Ey Abdurrahman!’ dedi, ‘Allah’ a yemin ederim ki, sen öyle bir adamdan yüz çevirdin ki o, hakka göre hareket eden ve hakkı koruyandır.’ Ve sonra bunları ekledi: ‘Ben burada Ehlibeyte yapılan haksızlık kadar büyük bir haksızlık görmedim. Kureyş ne yapıyor? (Hz. Ali’yi kastederek) Öyle bir adamı dışladılar ki hayatımda ondan daha bilgili, onun kadar hakkın yanında olan kimseyi bilmiyorum.’

 Bu olay bize Mikdad Bin Esved’ in gerçek bir Alevi olduğunu apaçık göstermektedir.

       Mikdad Bin Esved, (a.s.) Peygamber Efendimiz (s.a.a.v.) zamanında mucize niteliğinde olaylar da yaşamıştır. Bunlardan birisi üç keçinin sağılması olayıdır. Bu olay kısaca şöyle gerçekleşir:

Mikdad ve bir arkadaşı bir gün aç idiler. Peygamber Efendimiz: “Şuradaki üç keçiyi sağınız ve sütlerini içiniz.” dedi. Böyle yaptılar ve Allah’ ın Resulüne payını ayırıp ona verdiler. Her akşam böyle yaptılar. Bir seferinde Mikdad, Peygamber Efendimizin bulunduğu davette kendilerine ikramda bulunacaklarını düşünerek onun payını da içer. Ama yaptığının yanlış olduğunu düşünerek o gece uyuyamaz. Allah’ın Resulü gelir, vaziyeti görür ve anlar.  Mikdad da ona gerçeği anlatır. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.a.v.) şöyle dua eder: “Ya Rabbi! Bize yedirenlere yedir, içirenlere sen de içir.” Bunun üzerine Mikdad (a.s.) daha az önce sağdığı keçileri tekrar sağar ve eksiksizce süt verdiklerini görür.  Bunu üzerine Peygamber Efendimiz tebessüm eder ve der ki: “Bu hal, bize Allah’ ın rahmetidir. Allah’a şükredelim.”

Hz. Mikdad, uzun boylu, yakışıklı ve iri bir zattı. Peygamber Efendimizin öz amcasının kızlarından Dibaa ile evlenmiş ve böylelikle Allah’ ın Resulüne daha da yakın olmuştur. Kendisi cesur, gözü pek ve fedakâr bir Müslümandı. Kur’an-ı Kerim’ i ezbere bilen nadir sahabelerdendi. Çoğu zaman birçok vakada Kuran okuyarak diğer sahabeleri cesaretlendirirdi. Hz. Muhammed’  in ‘Kuran ve Ehlibeyt’ için söyledikleri kendisi için çok önemliydi. Hiçbir zaman Kur’an’ dan ve Ehlibeytten ayrılmamıştır. Kimsenin cehenneme gitmesini istemezdi. Herkesin iman etmesini arzular ve cehennem azabından kurtulması için çırpınırdı.

 

Hz. Mikdad 653 yılında (ya da Hicri 33 yılında )  70’ li yaşlarındayken hastalandı ve çok geçmeden Hakk’ ın rahmetine ve Resulünün hasretine kavuştu. Onun örnek yaşayışı, cihadı, Aleviliği, dürüstlüğü, kahramanlığı, her zaman hakkın yanında oluşu, bizlere ve bütün insanlığa ışık tutsun.    

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine