Soğuk Algınlığı:

                         Gripte tek etken influenza virüsü olmasına karşılık soğuk algınlığına sebep olan 200 kadar değişik virüs tanımlanmıştır. Soğuk algınlığı; burun tıkanıklığı, burun akıntısı, boğazda yanma hissi ve öksürük ile başlar. Soğuk algınlığı ve grip arasındaki en önemli fark; grip çok yüksek ateş, kas ve eklem ağrıları gibi genel durum bozukluğu ile seyrederken, soğuk algınlığında yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gözlenmez. Dolayısıyla soğuk algınlığı daha hafif seyirli ve ayakta geçirilebilen bir hastalıktır şeklinde özetlenebilir.

                         Bu iki hastalığın farklı özelliklerini tablo halinde gösterebiliriz:

                                                Grip                            Soğuk algınlığı

Ateş                             ____39 C ve üstü              Nadir

Başağrısı                  _____Sıklıkla                       Nadir

Kas-Eklem ağrıları            Sıklıkla                       Hafif

Yorgunluk-Bitkinlik            Şiddetli                      Yok ya da Az

Burun tıkanıklığı                  Bazen                        Genellikle

Hapşırma                  _____Bazen                        Genellikle

Boğaz ağrısı               ____Bazen                         Genellikle

Öksürük                      _  _   Genellikle                  Nadir

Komplikasyonları               Bronşit, Zatürre         Sinüzit, Kulak ağrısı

 

            Nasıl bulaşır?   Korunma yolları nelerdir?

            Hastalık etkeni olan virüsler; hasta veya taşıyıcı kişilerin hapşırması ya da öksürmesi sonucu “damlacık enfeksiyonu” ile yani havadaki virüslerin solunum yoluyla alınmasıyla bulaşır. Ancak temas yoluyla bulaşmanın da en az  solunum yoluyla bulaşma kadar etkili olduğunu vurgulamakta yarar var. Bu da demek oluyor ki, hasta insanlarla tokalaşmak, öpüşmek, bunların tuttuğu kapı kolu, telefon ahizesi veya havlu gibi ortak kullanım eşyalarına dokunmakla kolayca bulaşabiliyor. Bu nedenle ellerin sık sık yıkanması diğer birçok enfeksiyonda olduğu gibi grip ve soğuk algınlığında da önemli bir korunma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Enfeksiyondan korunabilmek için nefes almama gibi bir seçeneğimiz yok;  ama ellerimizi sık sık yıkayabiliriz. Aslında kış aylarını maske ile geçirmek hiç kimse için cazip gelmese de, maske kullanmanın korunmada önemli yeri olduğunu vurgulamakta fayda var.

           

            Tedavi nasıl olmalı? Nelere dikkat etmeli?

            Her şeyden önce istirahat ve hastalık süresince bol sıvı alımı çok önemlidir. Bu nedenle su, meyve suyu ve kafeinsiz içecekler tavsiye edilir. Beslenmeye dikkat edilmeli, iştahsızlık varsa

enerji ihtiyacını gidermek için karbonhidrattan zengin diyet uygulanmalıdır. Bulunulan ortamda havanın kuruması engellenmeli, nemli olması sağlanmalıdır. Gargara yapmak da yararlı bir işlemdir. Bir bardak suya ¼ çay kaşığı tuz karıştırarak kendi gargaramızı kendimiz yapabiliriz. Bağışıklık sistemi güçlü olan çoğu insan için 5-7 gün yatak istirahati ve bol sıvı alımı yeterli olurken bunların yanısıra gerektiği durumlarda yakınmaları hafifletmeye yönelik tedaviler de uygulanmaktadır. Örneğin ateş düşürücü ilaçlar verilebilir, kas ve eklem ağrılarını gidermek amacıyla ağrı kesicilerden yararlanılabilir.

           

                   Hangi durumlarda doktora başvurulmalı?

Boğaz ağrısının şiddetlenmesi ve uzun sürmesi

39 C' yi geçen ateş

Sürekli ya da kıvamlı balgam üreten öksürük ve öksürüğün on günden uzun sürmesi

Nefes alırken ağrı

Devamlı kulak ağrısı

Şişmiş lenf bezleri

Yutkunurken zorlanma

 

            Ve Aşılama...

            Aşının etkinliğinin ortaya çıkması için 2-3 haftalık bir süreye ihtiyaç olduğundan aşının salgın başlamadan önce yaptırılmasında fayda vardır. İdeal olan zaman eylül-ekim aylarıdır.

Aşı 6 aydan küçük bebekler, hamileliğin ilk 3 ayı içerisindeki anne adayları, yumurta ve tavuk proteinlerine alerjisi olan kişiler dışında herkese yapılabilir.

            Nasıl yapılmalı?

            Grip aşısı erişkinlere ve 3 yaşından büyüklere tek doz olarak 0.5 ml yapılır. 6 aylıktan 36 aylığa kadar olan çocuklara yarım doz aşı (0.25 ml) yapılır. İlk defa aşı yapılacak olan 8 yaşından küçük çocuklara 4 hafta sonra ikinci bir doz aşı yapılmalıdır.Aşının her yıl tekrarlanması gerekiyor. Bunu; virüslerin her yıl kendilerini değiştirmeleri nedeniyle, önceki yılın aşısının sonraki yıl koruyucu özelliğini yitirmesi şeklinde açıklayabiliriz.  

           

            Aşı olması gereken risk grupları:

65 yaş ve üstündeki kişiler

Kronik hastalığı olanlar (akciğer, karaciğer, böbrek hast. Diabet hast. olanlar)

Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler (kronik kan hast. olanlar, kanser vb.)

Astım hastaları

6 aydan büyük bebekler

Hamileler (ilk 3 aydan itibaren) ve emziren anneler

Sağlık personeli

            Aşının etkinliği :

            Aşının koruyuculuğu %80' dir. Bu oran; 65 yaş altındaki sağlıklı erişkinlerde %70-90 gibi yüksek oranlarda seyrederken, ileri yaşlarda %30-40 oranında azalmakla birlikte hastalığın hafif geçirilmesi sağlanıyor. Grip aşısının çocuklar üzerindeki koruyuculuk oranı ise %22-91 arasında değişiyor.

            Sonuç olarak...

            Günümüzde halen, grip ve soğuk algınlığına karşı geliştirilmiş etkin bir tedavi yöntemi yoktur.  Grip aşısı yaptıranların, gripten tamamen korunacağı anlamını çıkarması yanlış olur.

 

Grip aşısının gribe karşı yüzde yüz koruyuculuğu olmadığı gibi, soğuk algınlığından korunmada ise hiçbir etkinliği bulunmuyor. Yani haydi ellerimizi yıkamaya...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine