SELMAN-I    FARİSİ  (A.s.)  (?- 656)

İzzettin USLU

                                                                                                  

               Selman-ı  Farisi (a.s) İran’ın İsfahan şehri yakınlarında yaşayan Mecusi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş ve daha çocuk denecek yaşta Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Doğum tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır.

Hakikati aramak için ailesini terk ederek Hıristiyan bir âlimin peşine takılmış ve Şam’a gitmiştir. Burada uzun öğrenim görmüştür. Son hocası ölüm döşeğinde iken, Hz. İbrahim’in (a.s) dinini canlandıracak bir peygamberin geleceğini haber vermiş, bunun üzerine Arabistan’a gitmeye karar vermiştir. Çölde kendisine eşlik eden bedevilerin ihanetine uğramış ve Medine’de oturan bir Yahudi’ye esir olarak satılmıştır. Medine’de Hz. Muhammed’in (s.a.a.v) peygamberlik alametlerini taşıdığını gören Selman, Hz. Peygamber ile tanışmış ve Müslüman olmuştur. Peygamber Efendimiz, Selman’ı  sahibinden satın alarak azat etmiştir. 

“Peygamber Efendimiz (s.a.a.v) kölelikten kurtulması için ne gerektiğini sormaya  Selman’ı Efendisine  gönderir. Efendisi  kendisine üç yüz hurma fidanı dikmesini ve kırk Ukiye altını getirmesi gerektiğini söyler.Bunu üzerine Peygamber Efendimiz  sahabeye ‘’ Kardeşinize yardım ediniz’’ der. Ayrıca Selman’a fidanlar için çukurları açmasını ama fidanları kendisinin dikeceğini söyler. Peygamber efendimiz (s.a.a.v) fidanları teker teker diker ve hepsi gelişerek ertesi yıl ürün veriri. Peygamber efendimiz Selman’a ayrıca  yumurta büyüklüğünde bir külçe altın verir ve bununla  kırk Ukiye altını olan borcunu ödemesini söyler. Bunun üzerine Selman (A.S.) Resulullah’a  ‘’Ya Resulullah bununla nasıl borcumu ödeyebilirim, diye sordu. Peygamber Efendimiz (s.a.a.v) ‘’Ya Selman Allah bununla senin borcunu karşılayacaktır’’ dedi. Bunu üzerine Selman: “Allah’a yemin ederim ki onunla kırk ukiyelik miktarı ödedim.”der ve özgürlüğüne kavuşur.”

Mescîd-i  Nebi’nin bir kenarına evsiz, fakir ve misafir kimselerin kalması için yapılan ve bir mektep niteliği taşıyan  Suffa’ya yerleşen  Selman,  burada  İslam dini ile ilgili değerli bilgiler öğrenmiştir.

Selman (a.s) İsfahan’da bir köyde başlayan  ve Müslüman olup kölelikten kurtuluncaya kadar başından geçen bu uzun çileli hayatı ve bu olayları,  Ahmet B. Hanbel,  İbn_i  Sa’d, İbn’ül – Esir  ve diğer İslam alimleri  Selman’ın (a.s) uzun uzun  anlatımıyla İbni Abbas’tan rivayet etmektedirler. 

Selman-ı Farisi (a.s) Müslüman olduktan sonra  hayatı boyunca Peygamber (s.a.a.v)  Efendimizin safında bulunmuş ve Müslümanlarla beraber Hendek Savaşı ve bu savaştan sonraki bütün savaşlara katılmıştır. Hendek Savaşında hendek kazma fikrini Resululah’a kendisi önermiş, böylece de zafer elde edilmiştir. Ömer, zamanında  İran’ın fethi için yapılan sefere katılmış ve bu savaşta insanı hayrete düşürecek ölçüde önemli katkıları olmuştur.

Selman,  Ömer’in halifeliği sırasında  Medain valiliğinde bulunmuştur. İslam’a fikirsel ve kişisel gayret olarak çok değerli katkıları olan  Selman, (a.s) son derece mütevazi ve kanaatkar bir hayat sürmüştür. Hiçbir zaman lüks hayat düşkünü olmamış,  sade bir hayat yaşamıştır. Hiçbir zaman sadaka kabul etmemiş ve eline geçen her şeyi fakirlere dağıtmıştır.

Selman El Farisi’(a.s) hazretlerinin İslam dinindeki ve İslam tarihindeki yeri tartışmasız yüksektir. İlim, fazilet ve züht bakımından ashabın en önde gelen simalarından birisidir. Hayatının incelenmesinden Selman-ı Farisi’nin (a.s) halis bir Müslüman, gerçek ve büyük bir sahabe, Peygamber (s.a.a.v)  Efendimizin ve Ehlibeytin (a.s) çok yakın bir dostu olduğunu anlıyoruz. Öyle ki; onun İslam Dinindeki yerinin ne kadar yüce olduğuna dair başta Ehlibeyt olmak üzere, diğer İslam alimleri ve tarihçilerinden bir çok sahih hadis rivayet  edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.a.v) bir hadisinde:  ‘‘ Selman bizim Ehl-i Beyt’ tendir.”(1)  demiştir. Başka bir hadisinde: Yüce Allah, sevdiği dört kişiyi sevmem için bana emir verdi. Bunlar: Hz. Ali, (a.s) Hz. Selman,  Hz. Mikdat ve Hz.  Ebuzer’dir. (a.s.) (2)  Başka bir hadiste: Din  yıldızlarda olsaydı Selman (a.s) yine kavuşurdu. denmektedir. Hz. Aliye (a.s) Selman’ı sormuşlar, demiş ki: ‘‘ “Selman, ilmin ilkini ve sonunu öğrenmiştir. O, kurumayan bir deryadır. O, bizim Ehlibeyttendir.(3)  Bir hadiste deSelman ve Medineli  ensarlar Hz. Muhammed’in  (s.a.a.v) vefatından sonra Hz. Ali’ye biat etmek istiyorlardı. Ebubekir’e biat edilince Selman onlara: Yaşlıyı buldunuz; ama Peygamberin ehlibeytini dışladınız. Onlara verseydiniz Hilafetin hayrını görürdünüz, demiştir.(4) Yine aynı olayla ilgili başka bir hadiste Selman: Ali’ye biat etselerdi üstlerinden ve ayaklarından bereketler fışkırırdı demiştir.(5)  Bunlardan başka Hz. Ali’den ve Ehlibeytten (a.s) bu hadislere benzer nitelikte çok hadis rivayet edilmiştir.

Medain’ de vali bulunduğu sıralarda Bukeyre, adında bir hanımı vardı. İslam’a çok değerli katkıları olan bu zat sufiler tarafından tasavvufun kurucularından birisi sayılır. Birçok tarikat silsilesi ona dayandırılır. Selman’ın sahip olduğu haklı şöhreti, bütün Müslümanların ona karşı içten bir sevgi duymalarına neden olmuştur. Sünni Müslümanlar onun adını büyük bir sevgiyle anarlar. Onun Ehlibeyten sayılması  Şiiler arasında da önemle karşılanmış ve   takdir  kazanmıştır. Şiiler, Hz. Ali (a.s.) ve Ehlibeyt hakkında rivayet edilen hadislerin çoğunu ona isnat ederler. Aleviliğin birçok kolu onu  akidelerinin önemli bir yerinde oturtmuşlardır.

    Selman—Farisi’nin (a.s) ölüm tarihi hakkında birçok rivayet bulunmaktadır. Bir  rivayete göre  Hicri 36 yılında Medain’de vefat etmiştir.(6) Başka bir rivayete göre ise  Osman’ın hilafetinin sonlarına doğru  35 veya 37 yılında vefat ettiği söylenmektedir.(7) İbnu’l-Esir,  Enes ve İbn-i Mesut gibi tarihçiler bu tarihlere yakın tarihlerde vefat ettiğini rivayet etmektedirler.Onun iki yüz elli ile  üç yüz yıl yaşadığı şeklinde rivayetler bulunmakta ve raviler onun iki yüz elli yıl yaşadığının şüphe götürmez olduğunu söylemektedirler. (8) 

Selman’ın mezarı Bağdat’ın 30 km. doğusunda Medain harabeleri civarında akan Deyale Irmağının kenarındadır. Onun bulunduğu yer Selman-ı pak  (Temiz Selman) olarak isimlendirilmiştir.  

                                                                                                           

KAYNAKÇA                                                                                             : 

 (1) : İbn-i  Sa’d,  Tabakat kitabı  4/83 te. İbn-i Hişam  siyret kitabında 3/78 de.

(2)     Ebu Naim Hilye kitabında 1/190 , İbni Abdi’l-ber İstiap kitabı .

(3)     İstiap kitabı 2/59

(4)     İbn-i Ebi’l-hadid Şerh kitabı  2/131

(5)     Ensabü’l-Eşraf kitabı  1/59

(6)     İbnü’l İmad Şezeratü’z-zeheb 1,44 İbn Hcer a.g.e.II 63

(7)     İbnü’l-Esir  Üsdü’l-ğabe II, 421

 

(8) (Elaskalani a.g.e.,II 62 –İbnul esir tarih II 287  Üsdül gabe,421) 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine