BİZ ALEVİLER

Nihad YENMİŞ 

Biz Aleviler yüzyıllardır var olan bir toplumuz. Varlığımızı bugüne ulaştırmak pek kolay olmadı. Bugüne gelebilmek için birçok badire atlattık. Yaşadığımız ortak acılar, bizi birbirimize daha çok bağladı, yaşama azmimizi güçlendirdi ve kendimize has bir inanç ve kültür oluşturmamızı sağladı. Bugün İslamî bir daire içinde varlığını sürdürmeye çalışan bir toplum olarak bazı sorunlarımız ve taleplerimiz oluştu. Sorunlarımızın giderilmesi ve taleplerimizin karşılanması vatandaşlık ve gönül bağıyla bağlandığımız devletimizin görevidir. Devletin de millet için varlığının nedeni de budur.

İçinde bulunduğumuz dönem ve koşullar bizi olumsuz etkilemektedir. Yeni neslin istenilen düzeyde Alevi kültürünü alamaması değerler yitimine neden olmaktadır. Bireyler kültürden yabancılaşmakta, farklı anlayış ve fikirlerin tesiri altında kalmaktadır. Bu olumsuz tesirler saf bir kültürel ve etnik yapıya sahip Alevilerin içine

farklı kültürlerin ve bireylerin karışmasına neden olmaktadır. Alevi kültürüne olumsuz etki eden bu değişimin kontrol altına alınması gerekmektedir.

Kültürümüzün devamını sağlamak için önce Alevi kültürünün esasını ve yapısını belirtmek gerekir: Din bir iman meselesidir. İslam’ın dolaysıyla Aleviliğin de esası imandır. Nitekim Kuran-ı Kerim “ya eyyuha ellezina emenu” olarak hitabını yapar. Bu itibarla olayın özü iman etmekten geçer. İman ise sorgulanamaz. Çünkü iman kişi ve tanrı arasındadır. İşte bütün meselenin özü budur, inanmak veya inanmamaktan geçmektedir. İmanın esaslarını kabul edip Hz. Ali’nin imametine iman eden müminlere Alevi denir.

Kuran-ı Kerim, Sünnet-i nebevi ve Ehlibeyt sevgisi yolunda İslam’ı idrak eden bizlere, bazı çevrelerden saldırı, tenkit ve eleştiriler gelmektedir. Bu saldırılar, Laik Hukuk Devletinde suç işleme boyutuna kadar vardırılmaktadır. Bazı sözüm ona dostlar da “Kendinizi anlatamadığınız için hakkınızda bu tür saldırılar yapılmaktadır.” gibi ifadeler kullanarak suçlanmaktayız.

Bizler inancımızın ispatını yapma gayret ve telaşı içinde değiliz. Kendimizi tanımlama ve anlatma gibi bizim dışımızdaki inanç gruplarının zaman zaman dillendirdikleri bu isteklerine uyma mecburiyetimiz de yoktur. Alevilerin inançlarını kendileri istedikleri gibi, arzuladıkları zemin ve mekânda yaşamaya ve yaşatmaya en az diğer inançtaki insanlar kadar hakları vardır. Bunu yapmada kararlı ve büyük bir uyum içindeler.        

Bugün Ortadoğu’da yaşanan İslamiyet’le ilgisi olmayan eli silahlı katiller, İslamiyet adına katliamlar yapmakta ve bunu cihat saymaktalar. Alevileri de müşrik sayma gafletinde bulunarak,  Alevilerin ve Laik Sünnilerin katlini cihat sayma gayreti içine girmekteler. Öbür taraftan aynı anlayış; Tevrat’tan “Öldürmeyeceksin.”  Kuran-ı Kerim’den “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur” (Maide 32) ayeti kerimeyi örnek göstererek ve “Öldürmek tanrının emirlerine karşı gelmektir.” diyerek, barışsever olduklarını insanlığa kabul ettirmeye çalışmaktalar. Bu ne çelişkidir ki sizleri böyle tutarsız davranmaya sevk etmekte ve yanlışa sarılmanıza neden olmaktadır. 

Hâlbuki İslamiyet barış dinidir. İslamiyet sevgi, saygı ve hoşgörü dinidir. Barışın, hoşgörünün ve teslimiyetin birçok örneği tarihimizin derinliklerinde saklı duruyor. Onları açıp okuyunuz. Okuyunuz ki hakikat zuhur etsin. Söz anlam kazansın. Haklılığımız gözler önüne serilsin.

 Alevilerin Karşılaştığı Bazı sorunlar ve Talepleri:

a) Alevilerin dini ve kültürel sorunları ÇALIŞTAYLARLA çözülemez. Bunun çözümü ancak ANAYASANIN öngördüğü EŞİT VATANDAŞLIK haklarının tanınması ile sağlanır. Bu nedenle eşit vatandaşlık hakları fiili ve yasal zorunluluk olarak yaşama geçirilmelidir.

b) Bize göre DİYANET ya tüm inançları temsil edecek özerk bir yapılandırmayla yeniden oluşturulmalıdır ya da tamamıyla kaldırılmalıdır. Kaldırılması halinde dine hiçbir şey olmayacaktır. Kuran-ı Kerimde yüce Allah diyor ki; ” Onu biz indirdik biz muhafaza ederiz.” Onun için endişelere gerek yoktur.

c) Örgün eğitim kurumlarında ZORUNLU din eğitimine derhal son verilmelidir. Bu zorunluluk Kuran-ı Kerim’in ruhuna da aykırıdır. Çünkü Kuran-ı Kerim “”La İkraha Fi ed-din” yani dinde zorlama yoktur, diye zorunluluğu men etmiştir.

d) Özgürlükler; ”VATANIN, MİLLETİN, BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ” ihlal etmemek  kaydıyla genişletilmelidir. Hukukun üstünlüğü ilkesi, yaşama hakkı, toplumun sorma ve sorgulama  hakkı,  gösteri ve yürüyüş hakkı ile yasalar önünde eşit vatandaşlık hakları ve bireyin özlük haklarını koruma hakkı gibi haklar her bireye tanınmalıdır.

e) Arapçanın devlet okullarında bir hak olarak verilmesini talep ediyoruz.

(Okullarımızda Arapça ve Kuran-ı Kerim dersleri seçmeli olarak verilmektedir. Alevi kardeşlerimizin Mayıs ayında yapılan ders tercihleri için okul müdürlüklerine başvuru yaparak ısrarla Arapça ve Kuran dersi seçmelerini yapmalarını istiyoruz.)

g) Diyanete devredilen mescitlerimizin(cami) Alevilere teslim edilerek mescitlerimizin diyanete devri zorunluluğuna son verilmesi ve imamlarımızın din görevlisi olarak atanması için yasal düzenlemelerin yapılması önemli taleplerimiz arasındadır.

h) Gerek Devletin bünyesinde bulunan tüm arşiv  ve kitaplar ile, gerekse bütün matbu her tür yazılımdaki Aleviliği kötüleyen ve hedef haline getiren yazıların imhası için ne gerekiyorsa derhal yapılmasını

j) Alevi inancını yansıtan dini ve kültürel değerlerin resmi televizyon kanallarında yayınlanması eşitlik ilkesinin bir gereğidir.

k) Alevi inancını kendi çocuklarımıza öğretmede hiçbir engelleme ve yasak olmamalı. Bunu öğretecek olan din görevlilerimizin soruşturma ve yargılamayla sindirilmemelidir.

m) İbadet yerlerimiz bizim kararlığımızla belirlenen şekliyle Mescit/Cemevi olmasına saygı gösterilmesi, bunu sulandırmak için akıl zorlaması ile ortaya atılan ve asimilasyonu hedefleyen Cami/Cemevi projesi veya buna benzer alternatif çözümlerle Aleviliği yok etme girişimlerine son verilmelidir.

n) Tarihi konjonktürün ve coğrafi şartların yarattığı farklılıklar kullanılarak Alevileri  bölmeye ve ayrıştırmaya yönelik girişimlere son verilmesi kimliğin sürdürülmesi için gereklidir..(ki, emin olun bu farklılıklar diğer mezhepler arasındaki farkların yanında fark bile sayılmaz.)

Yukarıda saydığımız talepler “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde” bulunan temel haklar kapsamındadır. Biz ayrıcalık istemiyoruz. Temel insani taleplerimizin karşılanmasını ve çağa uygun bir yaşam sürmek istiyoruz. Kültürümüzün devamını ve neslimizin bu kültür etrafında varlığını sürdürmesini arzuluyoruz. Aleviler vatandaş olarak bütün görevlerini yerine getirmektedir. Vatanın varlığı için her türlü bedeli de diğer vatandaşlar kadar ödemektedir. Diğer inanç gruplarına tanınan haklar Alevilere de tanınmalıdır. Bu bir imtiyaz değil bir haktır. Adaletin gereği de budur. Adalet de mülkün temelidir. Bu ilkeye itibar eden idare mülkün selameti ve milletin huzuru için bu talepleri karşılamaktan çekinmemelidir.

 

 ALEVİLERİN İBADETLERİNİ ÖZGÜRCE YAPABİLDİĞİ, DİYANETTE TEMSİL HAKKININ BULUNDUĞU ve  BÜTÇE AYRILD IĞI, ALEVİLERE KENDİ İNANÇLARINI ÖĞRETEBİLECEĞİ KURUMLARIN BULUNDUĞU, KENDİLERİNİ VE KÜLTÜREL VARLIKLARINI SÜRDÜREBİLDİĞİ BİR DÖNEM İÇİN MÜCADELEMİZİN DEVAM EDECEĞİNİ BELİRTEREK SÖZLERİME SON VERİYORUM.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine