KUR’AN-I KERİM’DE Hz. ALİ ve MASUMLAR: II

Davut TÜMKAYA

         Yüce Allah ilk insan Hz. Adem’den beri insanların hidayetine peygamberleri vasıtasıyla sahifeler, kitaplar göndermiştir. Bu sahife ve kitaplar zamanın ihtiyacına göre yüce yaratıcı tarafından uyarlanmış ve indirilmiştir. İçeriklerinde o günün durum ve şartları izah edilmiş ve insanlara tebliğ edilmiştir. Bu sahife ve kitapların sonuncusu yüce Allah son peygamberi Hz. Muhammed’e (s.a.a.v.) vahiy yoluyla indirmiştir. Bu son kitap hak olan İslam dinine son şeklini vermiştir, Bu kitap günümüze kadar eksiksiz bir şekilde devam etmiş ve kıyamete kadar devam edecektir. Bu kitap yüce Allah’ın kelamıdır ki bu kitap Kur’an-ı Kerim’dir.

              Kur’an-ı Kerim, İslam dininin yayılış hızına ve zamanın şartları ve olaylarına göre ayet ayet inmiş ve ancak yirmi üç yılda tamamlanmıştır.

             Kur’an-ı Kerim; yüce Allahın eseridir.

Kur’an-ı Kerim; insanları hidayete erdiren ve Hz. Adem’den günümüze kadar uzanan tarihin en büyük rehberidir.

             Kur’an-ı Kerim’de maksatsız, gayesiz  hiçbir ayet yoktur. Yüce Allah Kur’an-ı  Kerim’i içindeki belli ve güneş gibi parlayan bir takım illetlerle (sebeplerle), hikmetlerle ve maksatlarla indirmiştir.

            Bu illet(sebep), hikmet ve maksatları bilmek için ayetlerini anlayarak okumak gerekir.

            Kur’an-ı Kerim’in anlam ve maksadını anladıktan sonra tatbikini amelle işlemek lazım.

            Kur’an-ı Kerim okunur da anlaşılmaz, anlaşılır da uygulanmazsa okuyucunun okuduğu ayetlerden hiçbir şey anlamadığı anlaşılır. Okunan Kur’anı Kerim’in ayetlerini anlamak için, okuyanın içinde bir huşu bulunması, Kur’an-ı Kerim’i Hz.peygambere indiren yüce hâlıka tazim etmesi, okuyucunun kalp huzuru için de sükunetle okuması, düşünmesi, anlamını anlamaya çalışması, Kur’anı Kerim’den ve mealinden bir miktar anladığını gösterir. Bu şekilde Kur’an-ı Kerim’i

tilavet eden kimse yaratıcısıyla konuşması demektir. Kur’an-ı Kerim’i okurken kalben ferahladığını hisseden, ruhen rahatladığına inanan, zihnen dinlendiğine kanaat getiren ve manen güçlendiğini fark edenler Kur’an-ı Kerim’i okumuş sayılırlar. Aksi halde sadece bir nağme dinlemiş olurlar.

            Hz. Ali (a.s) Kur’an-ı Kerim hakkında: ‘Kur’an’ı öğrenin. O, hadislerin en güzelidir. Onu inceleyin, anlayın. O, yüreklerin baharıdır. Nuruyla şifalanın; O, göğüslerin şifasıdır. Tilavetini güzelleştirin; O, kıssaların en iyisidir. İlminden başka ilimle uğraşan alim, cehaletinden şaşkına dönen cahile benzer. Bahanesi kendi aleyhinedir. Ona yalnız teessüf etmek gerek ve O Allah katında daha fazla kınanan ayıplanandır. (Nehcül Belağa)

            Kur’an-ı Kerim’le Hz. peygamberin hadisi ikiz kardeştir. Onun içindir ki Hz. Peygamber (s.a.a.v.), bana dayandırılan hadis Kur’an-ı Kerim’le çelişiyorsa o hadis benim değildir, demiştir.

            Kur’an-ı Kerim’de çelişki yoktur. Çelişkinin olmayacağını da yüce Allah ayetlerle insanlara bildirmiştir. ‘O, yüce bir kitaptır, ne önünden ne ardından asla ona batıl gelmez. O her fiilinde hakim olan, övülen Allah tarafından indirilmiştir.’ (Fussilet 42.)

            Kur’an-ı Kerim muttakilerin rehberidir. Bu rehber Hz. Ali (a.s) ve masumları gösteriyor. Onları tarif ediyor. Yaptıklarını kıssalar halinde anlatıyor. Zaten de bunun için rehber olmuştur. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’in rehber olduğunu yine ayetle biz insanlara tebliğ etmiştir.

            ‘Bu bir kitaptır ki onda şüphe götürecek hiçbir şey yoktur. Muttakiler hakkında rehberdir.’ (Bakara 3, 4,)

            İşte Kur’anı Kerim’in muttakilerdeki amacı Hz. Ali (a.s) ve masumlardır. Onun için Kur’an-ı Kerim’i okurken illetlerle, hikmetlerle, maksatlarla sözcüklerimizin dikkate alınması gerek dedik. Burada yazıma Kur’an-ı Kerim’in Hz. Ali (a.s) hakkındaki birkaç ayetiyle devam edeceğim.

            Hz. Musa yüce Allah’ın emriyle kafir Firavun’a gittiğinde yüce Allah Hz. Musa’ya: ‘Firavuna git, çünkü O iyice azdı. Musa: Rabbim, dedi. Gönlüme ferahlık ver. İşimi kolaylaştır. Bana ailemden (Ehlimden) kardeşim Harun’u yardımcı yap. Onunla beni güçlendir ve O’nu durumumda (işimde)ortak kıl.’(TAHA 24/32)

            İsnatlarla İbn-i Abbas dedi ki: ‘Mekke’deydik, Hz. Peygamber (s.a.a.v.) elimle Ali bın Ebi Talib’in elini ellerine aldı. Dört rekat namaz kıldıktan sonra elini havaya kaldırarak: Allah’ım İmran oğlu Musa senden diledi. Ben de Peygamberin Muhammed olarak senden diliyorum. Gönlüme ferahlık ver. Söylediklerimin anlaşılması  için dilimin bağını çöz. Ailemden (ehlimden) bana kardeşim Ali’yi yardımcı kıl. o’nunla gücümü artır ve o’nu durumlarımda (işlerimde) ortak yap. İbni Abbas dedi ki: ‘Bana bir ses geldi Ya AHMED istediklerin sana verildi’ diyordu.

            Hz. Muhammed: Ya Eb’el Hasan elini semaya kaldır ve Allah’ından dile, sana da versin dedi .Hz. Ali (a.s) ellerini semaya kaldırdı ve ‘Allah’ım yanından bana ahd ve sevgi ver’ diyerek dua etti. O anda Hz. Peygambere (s.a.a.v.); ‘İman edip iyi amel işleyenler yok mu, esirgeyen zat onları sevindirir’ (Meryem 96) diye ayet indi.

            Hz. Peygamber (s.a.a.v.) bu ayeti ashabına tilavet etti (okudu). Ashab, olanlardan sonra ayeti duyunca şaşırdı. Hz. Peygamber (s.a.a.v.) ashabına neden şaşırıyorsunuz? Bilmiyor musunuz ki Kur’an dört bölümdür. Bir bölümü biz Ehlibeyt’e özeldir. Bir bölümü helal ve haramlar içindir. Bir bölümü fariza ve hükümler, bir bölümünde de yüce Allah Ali bın Ebi Talib’in yüceliklerini ve özelliklerini bildirdi.’ dedi.

            Biharul Envar c.35 s.359;  Kitabul Fadayıl Ahmed bın Hanbel s.202;  Şevahid Ettenziyl c.1 s.369 (Esma bınt Ümeys’in rivayetiyle.)

            İsnatlarla İbni Abbas dedi ki: Akabe oğlu Velid, Hz. Ali’ye (a.s.): Kargım senden daha keskin, dilim senden daha akıcı, yazıda (gramer dil bilgisi) senden daha doluyumdur. Hz. Ali (a.s.): ‘Sus sen bir fasıksın.’ dedi. Bu konuşmadan sonra Hz. Peygambere (s.a.a.v.) bu ayet iner. ‘Öyle ya;

mü’min olan yoldan çıkmış fasık gibi midir? Bunlar elbette bir olmazlar’ (Secde 18)

            İbni Abbas der ki: Yüce Allah mu’min sözcüğü ile Ali’yi (a.s.), fasık yoldan çıkmış sözcüğüyle de Akabe oğlu Velid’i kast eder.

 Tabere tefsiri c.21 s68, Essuyuti Eddur el mensur, Bağdat Tarihi c.13 s.321, El Ağani ve …….

            ‘Durdurun onlar sorumludur’ (Essaffat 24) İbni Abbas bu ayet: Ali bin Ebi Talib hakkında inmiştir’ dedi.

            Ennuril Muşşatail Ma Nezela Minel Kur’ani Fi Aliyyin a.s.

            İbnil Hicril Heysemiden rivayetle: Bu ayet Ali bin ebi Talib hakkında inmiştir. Ve Deylemi’den, Eba Said El Hudri’den; Hz.Peygamber s.a.a.v dedi ki: ‘Durdurun onlar sorumludur.’Yani Ali bin Ebi Talib’in velayetinden sorulacaklardır.

(Essavaikul Muhrika s89)

            Aynı hadis Fadailul Hamset c.1 s.328 Beyrut ve Şerefun Nebi s. 252’de  : Hz. Peygamber s.a.a.v dedi ki: Yüce Allah farizalar kıldı. Onların bazılarında şartlar koydu. Bazılarını da hafifletti. Velayetimizi de farz kıldı. Fakat velayetimizi hiçbir hale sokmadı. (Yani velayetimizden hiçbir şekilde taviz vermedi.)

            ‘Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar! Allah’a karşı gelmekten sakınan muttakilerdir.’ (Ezzümer 33)

            İsnatlarla Mücahid’ten dedi ki: Doğruyu getiren Hz. Muhammed (s.a.a.v) doğrulayan da Ali bin Ebi Talip’tir. Ve birçok yazar bu ayetin Hz. Muhammed (s.a.a.v) ve Hz. Ali  a.s. hakkında indiğini yazmışlardır. (Şevahid Ettenziyl c 2 s 21; İbnil Mağazili Eşşafi hadis 317; Min Menakıbi s 269.)

            De ki:  Ben sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. (Şura 23)

            İbni Abbas’tan isnatla: Bu ayet indiğinde dediler ki: Ya Resulallah, Yüce Allah’ın bizlere sevmemizi emrettiği kişiler kimdir? Hz. Peygamber (s.a.a.v) dedi ki: Bunlar Ali, Fatıma ve çocuklarıdır. Bu ayet Ali, Fatıma ve çocukları için indiği konusunda çok kanıt vardır. Bunlardan; Faraid Essamtayn, Şevahid Ettenziyl c. 2, s. 130;Ettabrani Mu’cem Essağıyr c 1 s 76, Mecma Ezzevaid c. 9, s. 168; Essuyuti Cem’il Cevamii c.

            ‘İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında bir engel vardır. Birbirine geçip karışmıyorlar. İkisinden inci ve mercan çıkar’ (Rahman 19,20)

            Birbirine kavuşmak üzere salıverilen iki deniz Ali ve Fatıma a.s. Aralarında olan Hz. Muhammed’tir. (s.a.a.v.) İkisinden çıkan inci ve mercan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyindir  (a.s.) Eddurrul Mensur Tefsirinde Suyutinin rivayeti; Nurul Absar s. 101; Fadayıl El Hamset c.1 s. 334; Şevahid Ettenzıyl c.2 s. 209 1.Baskı; Şerefun Nebi s. 258 1.Baskı ve diğerleri…

            ‘Önde olanlar onlar öncüdürler. İşte onlar en çok yaklaştırılanlardır.’(Elvakia 10-11)

            İbni Abbas: Önde olan Ali bin Ebi Talip’tir.         Öncüler ise üçtür:

            Musaya öncü Yüşa bin Nun;

            İsaya öncü Mu’mini Âli Yasin;

            Muhammede öncü olan Ali bin ebi Talip’tir.

El Mizan c. 1 s. 536; Şevahid Ettenzıyl c. 2 s. 215; Lisanul Mizan  c. 4 s. 456 

            ‘Allah ve ahiret gününe inanan bir toplumun oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. İşte onların kalbine Allah iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah’tan yana olanlardır. Kuşkusuz kurtuluşa erenlerdir’  (El Mücadele- 23)

            Selman el-Farisi dedi ki: Hz. Ali (a.s.) ve Resulallahla (s.a.a.v) her olduğumuzda Resulallah (s.a.a.v) elini omzuma koyar ve Hz. Ali’ye bakarak : Bu ve taraftarları kurtuluşa erenlerdir. Bu ayet Ali bin Ebi Talip hakkında inmiştir, derdi.

Şevahid Ettenzıyl c. 1, s. 68, 1.Baskı; Tarih Dimaşk c.2, s. 346 ve diğerleri….

             Abdulaziz bin Yahya El Culidi’ye göre, Hz.Ali (a.s.) hakkında hiç kimsenin ortak olmadığı seksen ayet inmiştir. Ancak değerli Şia ulemalarından El Hafız Eş’şeyh Receb El- Bersi’nin ise: ‘500 ayet Nezelet Fi Emiril Mü’minin Ali (a.s.)’ adıyla bir kitabı vardır. (Emirul Mü’minin Ali a.s. hakkında 500 ayet indi.)

 

            Zaten bilindiği gibi Hz. Ali’yi yazmak, bitirmek mümkün değildir. Biz onun ilim, irfan denizinden bir damla alabilirsek mutlu olacağız. Biz sadece çoktan azı hatırlatıyoruz. Yüce Allah, Zariyet sur.55. ayette ‘Yine öğüt ver, çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.’demiştir. Biz de onu yapmaya çalışıyoruz.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine