Ramazan Ayının ve Orucun Önemi

           Saadet yolunun işaretlerinden biri, her yıl sayılı günlerde (ramazan ayı) sadece ve sadece hakkın rızasını kazanmak için oruç tutmaktır. Oruç tutmak sabırdır; sabır, bu yolun yolcularının azığıdır; tehlikelerden, serap ve sapmalardan koruyan işarettir.

            Bizler şu anda Ramazan ayındayız ve bildiğiniz gibi yılın ayları on ikidir. Bunlar şemsi ve kameridir. İçlerinde en faziletlisi kameri ve otuz gün olan Ramazan ayıdır.   Bu ay; oruç, Kur’an, ibadet, hamdü sena, şükür, zekât, nafaka, letafet, dua ayıdır. Bu ayda bin geceden hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Bu ayda Kur’an-ı Kerim nazil olunmuştur. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bu ayla ilgili ayetler indirmiştir.

            Mübarek ramazan ayı Allah'ın ayıdır. Ramazan ayı tüm semavî kitapların indiği aydır. Bir hadiste İmam Sadık'tan (a.s) Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğu nakledilir: "Bütün semavî kitaplar ramazan ayında inmiştir." İnsanların hakla batılı birbirinden ayırt etmesi için indirilen Kur'ân ayıdır. Ramazan ayı Kur'ân'ın baharıdır. Resulullah (s.a.a) efendimizin katlandığı riyazetler sonucu kendisine sunulan Kur'ân ayıdır. Ramazan ayı, muttakîlerin yılbaşısıdır. Ramazan ayı, takva ayıdır; bütün elbiselerden hayırlı olan takva elbisesini kazanma ayıdır. İnsanların kendi nefislerini ıslah etme ayıdır. İnsanın alışageldiği şeylerden kopma ayıdır. Nefsi günah yapmamaya alıştırma ayıdır. Temiz olmayan her şeye göz ve kulak kapamak sonucu, alıp verilen nefeslerin tesbih ve uyumanın Allah katında ibadet sayıldığı aydır.

            Ramazan ayı kıyamet ayıdır. Resulullah efendimizin (s.a.a) buyurduğu gibi: "Açlık ve susuzluğuyla büyük susuzluk günü olan ve hiç kimsenin başkasına yardım edemeyeceği ve herkesi unuttuğu kıyamet gününü hatırlatan aydır."

                Ramazan ayı eşitlik ayıdır.İmam Sadık'ın (a.s) buyurduğu gibi, fakirle zenginin eşit olduğu, Allah'ın zengine açlık ve susuzluğun zorluğunu tattırdığı aydır. Bu ay etrafımızda bizimle birlikte yaşayan yoksul, yetim ve miskinlerin azıcık da olsa derdini ve acısını anlama ve onların durumunu bizzat yaşama ayıdır. Dünyanın dört bir yanında zulme maruz kalan ve yardım talebinde bulunan, inançlarını yaşamak uğruna her türlü baskı ve hakarete uğrayan ve hakları elinden alınan insanların seslerini dinleme ve kendine gelme ayıdır.

            Bu ay, cennet kapılarının açık, cehennem kapılarının kapalı ve şeytanın zincire vurulduğu aydır. Yüce Allah'ın dualara icabet ettiği ve kendini çağıranlara "Lebbeyk" dediği aydır.

            Ramazan, dua ayıdır. Bu ay, özellikle mübarek Kadir Gecelerinde alabildiğine ibadet ve dua ile meşgul olmak ve Allah'a yalvarıp yakarmak ayıdır. İnsanın dua aracılığıyla yüce Allah ile arasındaki manevî bağı geliştirme ve O'na her zamankinden daha çok yaklaşma ve önemli lütuflara mazhar olma ayıdır...

             Ramazan, tövbe ve Allah'a dönüş ayıdır. Hayatlarında kötü işlere bulaşanların oruçla kendilerini kurtarma ve ruhlarını temizleme, sabah vaktinin sessizliğinde yüce Al-lah'a yönelerek gönüllerini huzurla doldurma ayıdır.

            Allah'ın bi-ze emrettiği her şeyde bizim için mutluluk, hayır, yüceliş ve mükemmellik vardır. Aynı şekilde yasakladığı her şey de bizim için zararlı, maddî ve manevî çıkarlarımıza ters düşen şeylerdir. Yüce Allah her şeyi bilir. O bizim yapacağımız şeylere muhtaç değildir. O her türlü eksiklikten münezzehtir. Yüce Allah mutlak hayırdır. O kulları için ancak hayır ve mutluluk ister.

            Başka hükümlerde olduğu gibi orucun da tüm yararlarını bilmek ve felsefesini tam olarak kavramak normal insanlar için imkansızdır. İnsanoğlunun sınırlı bilgisi ve Kur'ân-ı Kerim'in tabiriyle ona verilen az bilgi, gizli sırların tümünü keşfetmeye ve meçhulleri öğrenmeye yetmez.

             O hâlde, bir hükmün hikmetini ve felsefesini ayrıntılarıyla bilmemek, onu uygulamamaya veya o hususta gevşek davranmaya neden olmamalıdır.

             Biz, oruçla ilgili olarak Kur'ân-ı Kerim, Resulullah (s.a.a) ve pak Ehlibeyti'nden nakledilen hadisler ışığında birtakım faydalar sunmağa çalışacağız.

            Oruç Şükretmektir.

           Nitekim yüce Allah oruçla ilgili üç ayetin sonunda şöyle buyurmuştur: "...Umulur ki şükredersiniz." Orucun Allah'ın nimetlerine, özellikle en büyük nimeti olan Kur'ân-ı Kerim'in indirilmesine karşılık bir şükür ifadesi olarak nitelendirilişi, ancak oruç ibadetinin anlamını, hakikatini kapsamasına bağlıdır. Eğer orucun anlamı tam olarak bilinir ve orucun hakikatine uygun olarak gerçekleşirse, böyle bir oruç şükür olarak nitelenebilir. Başka bir ifadeyle oruç o zaman şükür sayılabilir ki, tabiatın kirliliklerinden arınma ve nefsin en büyük arzu ve isteklerine ara verme eylemi, sırf Allah'ın rızasına yönelik olarak yapılmış olsun.

           Oruç Kanaat Etmektir.

           İslâm kültürü zevk, lezzet alış ve tüketim kültürü değildir; aksine yetinme, fedakârlık ve üretim kültürüdür. Maddeci okullarda insan vücudu ve bu vücudun yemek, içmek, yatmak vb. istekleri üstün ve asil istekler olarak kabul edilir. Oysa daha çok maddî yararlar elde edebilme hırsı ve sonu gelmez istekler, insana ancak ayak bağı olurlar. İslâm'da üstünlük ve insanı yüceltecek şey, ancak onun manevî boyutudur. Kanaat, fedakârlık ve azla yetinme, insanlığın yüce mertebesine ulaştıran araçlar olarak kabul edilir.

           Oruç Allah İçindir.

          Bir kutsî hadiste yüce Allah "Oruç benim içindir ve karşılığını da ben veririm." veya, "karşılığı da benim kendimim. buyuruyor. Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah buyuruyor ki: 'Sabır hariç insanların bütün iyi amellerine on kattan yedi yüz kata kadar sevap verilir. Sabrın mükâfatını ise, ben vereceğim.' O hâlde, sabrın sevabını sadece yüce Allah bilir, sabır ise oruçtur."

           Kur’an-ı Kerim’in ‘el bakara’ süresi 183, 184, 185. ayetleri der ki: “Ey iman edenler! Sizden öncekilere oruç nasıl yazıldıysa günahtan sakınasınız diye size de öyle yazıldı. Yani farz kılındı. Oruç günleri sayılıdır. İçinizden her kimse hasta veya yolcu ise, tutmadığı günler sayısı kadar oruç tutar. Oruca dayanamayan kimse bir fakir yemeği fidye eder. Her kim hayır işlerse bu hal onun için hayırlı olur. Sizin için oruç tutmak daha hayırlıdır.

           Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde orucunu tutsun. Allah sizin için kolaylık ister, o sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.

            Ramazan da oruç, Ramazan günleri müddetince belirlenen sürelerde yemekten içmekten kesilmektir. Kur’an-ı Kerim’de Bakara süresinin 187. ayeti: “Ak iplik kara iplikten seçilinceye kadar yiyin, için. Ondan itibaren geceye kadar orucu tamamlayın.” der. Yemekten içmekten kesilmek olan oruç; ihsan ve iyilikleri emretmekle, fuhuş ve rezillikleri sakınma sorumluluğunu yerine getirmekle tamamlanır. Mevlamız Emirül Müminin Ali İbn Ebi Talib buyuruyor ki: “Nice oruç tutanlar, oruçlarından yalnızca açlık ve susamışlığı kazanırlar. Yani oruç tutup hürmetini muhafaza etmezse, acıkıp da niye acıktığını bilmezse, susayıp da neden susadığını anlamazsa orucundan kazanacağı şey susamışlık ve açlık olacak ve orucu da kabul olunmayacaktır. Oruçlu kişiye Allah’ın emrettiği namazı kılması, Kur’an okuması, letafet sergilemesi zekâtı ehline ve nafaka vermesi, insanların ırzından gözünü çekmesi, iffetini muhafaza etmesi farz kılınmıştır. Bununla beraber ayın anlamını bilmesi, önemini idrak etmesi, gün ve gecelerinin manevi değerini değerlendirmesi, gündüzünü bu gibi bir oruçla geçirmesi, Rabbinin zikrinden başka bir zikirle meşgul olmaması Hz. Peygamber ve Ehlibeytin tavsiyeleridir. Oruçlu kişi, orucun bu şekilde kabul edileceğini bilecektir.  Bu dini vecibeleri yerine getirmede aile reisinin sorumlulukları vardır. Aile reisi, ailesini bu gibi farzların islamın bir şartı olduğunu ve dini vecibelerin bir farizası olduğunu ailesine bildirmelidir. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.a.v.): “Her biriniz bir çobandır ve her çoban, kendi sürüsünden sorumludur.” buyurmuştur. Her aile reisi, ailesinin her hareketinden, giyiminden, kuşamından hatta genç yaştaki çocuklarının ruh arkadaşlıklarından haberdar olacak ve kendini sorumlu görecektir.

           Bu vecibeleri yerine getiren herkes, takati olup bu vecibeyi yerine getirmeyenleri geç kalmadan tediye etmeye çağırsın. Bunda da büyük bir sevap vardır.

            Ramazan’ın vecibelerini ifa etmek bizleri dünya azabından arındıracaktır, önemini ve yüceliğini bilmekse kıyamet gününde kurtuluşun garantisi olacaktır. Ramazan o kadar yüce ki......

             Bir gün ashap, Hz. Peygamber’ e:  “Ya Resullullah, Ramazan gitti.” derler. Hz. Peygamber ( s.a.a.v.): “Ramazan, ne gider ne gelir ne de yerini dolduran olur. Ramazan nedir de demeyin.  Fevellahi sizler Ramazan’ ın ne olduğunu dirayet edemezsiniz. Ancak Ramazan ayı deyin. Yüce Allah Ramazan günlerinin tamamının orucunu kesinlikle farz kılmış, gecelerin kıyamını lazım yapmıştır. Ramazan ayı diğer aylar gibi değildir, günleri diğer günler gibi değildir, geceleri diğer geceler gibi değildir. Ramazan’ ın mekânı en yücededir. Ramazan zannettiğinizden daha yücedir. Günleri hakikate delildir, geceleri parlayan ışıktır. Devamla; kim ki orucunu tutup  hürmetini muhafaza edip kalbini Alllah’a sabit kılarsa ameli ondan kabul görecektir. Kim ki bunları bilmeden oruç tutarsa, orucu ziyan olacaktır. Yemek ve içmekten mahrum kaldığı gibi sevap da alamayacaktır. Orucun yemekten içmekten kesilmek olması, bu itaatli vecibeyi yerine getirip getirmeyeni bilmek içindir. Yüce Allah bunu öyle yaptı ki; namazda kıyam, rükû, sücud kişinin namaz kıldığını gösterirken; Ramazan ayında da oruçluyu, yemekten içmekten kesilmek suretiyle oruç olmayandan ayırır.

     Oruçlu, oruç olmayandan aşı bırakmakla ayrıldığı gibi ilim, irfan, takva ve iman sahipleri de bu ayın orucunu tutarak, hürmetini koruyarak tanınırlar.

     Ramazan ayı, Ramazan günleri, Ramazan geceleri hepsinin ayrı ayrı manevi değerleri vardır. Ramazan ayı orucunu tutup da manevi değerlerini anlamaya çalışırsak, alacağımız sevapla günahlarımızdan arınma teminatını çoğaltmış olacağız.

            Dini kaynak ve büyüklerimiz bu ayı ve bu geceleri  ibadet ve namaz kılmakla, oruç tutmakla, Kuran-ı Kerim okumakla, zekâtı ehline ve nafaka vermekle geçirmemizi emretmişlerdir.

Bu teferruatları öğrenmek isteyen olursa çekinmeden şeyhlerine müracaat etsin veya bizlere ulaşsın. Bizler “AKAD” olarak yararlı bilgileri aktarmaktan mutlu olacağız. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine