DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI!

 

     Bilindiği gibi 6 Ekim 2010 tarihinde ulusal yayın yapan televizyon kanallarının birinde hasta ruhlu olduğu şüphe götürmez Erbil (Mehmet Ali ismine layık olmadığından şahsın ön adını kullanmayacağız.) tarafından ‘Eline, beline, diline sahip ol.’ ilkesini yaşam biçimi olarak kabul etmiş biz Alevilere iftira atmak suretiyle hakaret etmiştir.

     Yüzyıllardır haksız yere aslı astarı olmayan, akıl ve vicdanın kabulde zorlandığı bir yakıştırmanın tezahürü olan bu ifade, bizleri derinden üzmüştür. Aynı zamanda bu olay, biz Alevilere bakışın değişmez yargı şekline dönüştüğünü göstermiştir.

Bizler Hz. Muhammed’in, Kur’an-ı Kerim’in ve Ehlibeytin yolundan giden, İslamı bu üç değişmez ilke yolunda yorumlayan ve bu İslam kültürüyle yetişen, 1400 yıldan beri zerre kadar sapma göstermeyen bir inancın mensuplarıyız. Bu yakıştırmayı bizlere reva görenler, dolayısıyla Hz. Muhammed ve Ehlibeytine aynı suçlamayı yapmış sayılırlar; çünkü bizler kesinlikle sünneti nebevi, Ehlibeyt öğretisi ve Kur’an-ı Kerim’e tabiyiz. Bizler bu öğretiye bağlı olarak bugüne kadar bu inançla gelmişiz.

Bu olay ne yazık ki ilk değildir. Daha önce de bunun benzeri, Güner ÜMİT adlı televizyon sunucusu tarafından ifade edilmiştir. Bu olay son da olmayacaktır. Öyle sanıyoruz ki bu, bir dil sürçmesi de değildir. Bu, tamamıyla kastına uygun bir şekilde ifade edilmiştir.     

     Aleviliğin toplumda edep dışı yaşama indirgenmesi, ülkemizde İslamın nasıl bir eğitimle kitlelere yansıtıldığını göstermektedir. Cumhuriyet çocuğu olan bu zatın bu şekildeki bir yargıyı dillendirmesinin suçlusu kimdir diye arayışa bile gereksinim duymadık. Bu konunun araştırılması konusunda, cumhuriyet savcıları gerekeni yapmalıdır. Burada anayasada açık bir şekilde suç olduğu belirtilen bir eylem yapılmıştır, bunun da ötesinde bir insanlık suçu işlenmiştir.

     Türkiye’de ve dünyada Alevilerin Sünni kardeşlerimize yönelik böyle veya benzeri herhangi bir yakıştırmalarına rastlamak mümkün değildir. Bizler insanların inançlarına saygıyı kendimize saygı olarak algılamışızdır. Bağrından Yunus’un, Mevlana’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Pir Sultan’ın, Şeyh Bedrettin’in, El Hasiybi’nin, El Mekzun Sincari’nin, Yusuf El Hekim’in, Muhammet El Arabi’nin yetiştiği bu tertemiz halk; böyle bir basitliğin içinde olamaz.

 

     Tarihin seyri içinde suçsuz, günahsız insanların katline gerekçe olarak hep malum iftira kullanılmıştır. İbn-i Kemaller, Ebussuudlar; fetvalarındaki iftiralarda hep bu iğrençliği kullanmışlar ve zalim iktidarlara katliamların yolunu açmışlardır. Anadolu’da on binlerce suçsuz, günahsız can; çoluk çocuk demeden hep bu fetvalarla katledilmiştir. İbni Teymiyye’nin aynı içerikli fetvasıyla Halep’te seksen bin insanın canına kıyılmıştır. Öyle görülüyor ki, aynı zihniyet varlığını hâlâ sürdürmektedir.

     Masum insanları karalamak üzerine kurulan bu birlik ve dirliği bozucu zihniyeti esefle kınıyoruz.

 

Nihad YENMİŞ

İskenderun Alevi Kültürünü Araştırma Derneği (AKAD)

Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

11/10/2010

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine