İLK ALEVİLER

 Mahmut REYHANİ

İhsanıyla gönülleri fetheden, irfanıyla yüreklere sevgi aşılayan, cesaretiyle dillere destan olan Hz. Peygamberimizin övgüsüne mazhar, ümmetine emsal olmuş dört büyük ismi tanıtmaya, Allah yolunda yürüyenlere de; o mübarek zatların güzelliklerinden hoş kokular damıtmaya çalışacağım.                                    

 

SELMAN-I FARİSİ

Dinimizde makamı yüksek olan ender şahsiyetlerdendir. Onun üstün nitelikleri her iki kesim tarafından kabul edilmiş, doğruluğu onaylanmıştır. Onun yüceliğini anlatmak için hayat hikâyesini okumak yeterli olacaktır. Ancak Selman-ı Farisi’yi daha iyi anlatabilmek için Hz. Peygamberimizin hadislerine de yer vereceğim.

 

Selman-ı Farisi Hz. Muhammed’le buluşmadan önceki adı “REVZEBEH”, basının adı ise “HAŞFUZAN”dı. Orta halli gelire sahip olan babasının bazı mezraları vardı. Revzebeh, babasının bir mezrasına giderken kiliseye uğrar. İncil’den okunan nağmelere meyleder ve orada bir süre kalır. Eve döndüğünde bir daha çıkmasın diye babası tarafından zincire vurulur. Zincirden kurtulur kurtulmaz Hristiyanlığı araştırmaya başlar. Şam’a giden ilk kafileyle yola çıkar. Uskuf olan bir Hristiyan’ın köhne bir barakada ibadet ettiğini görür. Ona takılır. Uskuf ona bir levha verir. Ölmeden öncede Antakya’da inancını taşıyan bir rahibe yönlendirir. Antakyalı rahip Revzebeh’in elindeki levhayı görünce daha fazla ilgilenir ve ölüm döşeğine gelince onu İskenderiye’de aynı inancı taşıyan bir rahibe yönlendirir. Bu rahip de ölüm döşeğine gelince Hz. İsa dinine sadık kimsenin kalmadığını, ancak Abdulmuttalib’in oğlu Abdullah’tan bir peygamberin geliş vaktinin geldiğini ve de Peygamberliğiyle ilgili taşıyacağı işaretleri verir. Revzebeh Hicaz’a giden bir kafileye yemeği karşısında kendini beraber götürmeleri için anlaşır. Gittiği kervanın bazı işlerine ters düşünce kervandan eziyet görür ve kervan onu bir Yahudi’ye satar. Yahudi, Revzebeh’in amacını öğrenince de ona ters davranmaya başlar. Bahçesinde büyük bir kum kümeyi sabaha kadar taşımasını, taşımazsa da cezalandırılacağını söyler. Revzebeh, kumu taşırken ellerini Allah’a açar ve kendisine yardımcı olması için dua eder. Yüce Allah, ilahi adaletiyle bir rüzgâr gönderir ve kumu istenilen yere üfler. Yahudi bu işi bir sihir sanarak onu “SELMİYET” adında bir kadına satar. Kadın Revzebeh’i serbest bırakarak bostan işlerini görmesini ister. Bu esnada Hz. Muhammed Mekke’de zuhur etmiş, Medine ye kadar gelmiş ve insanları İslam dinin hidayetine çağırmaktaydı.

 

 Revzebeh, bir gün bostanda, hurma ağacı üstündeyken, peygamberin geldiğiyle ilgili konuşanları duyar. Zaten bu haberi bekliyordu. Ağaç üstünde titrer, yüreği çarpar ve gelen peygamberi görmek için sabırsızlanır. Beklediği gün gelir. Bir bulut parçasını yoldan geçen bir grup insandan yedi kişiyi gölgelediğini görür. Kendi kendine bunların hepsi peygamber olamaz, der. Bu yedi kişi: Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Hamza, Hz. Akiyl, Hz. Zeyd, Hz. Mikdat ve Hz. Ebuzer’di. Revzebeh, fırsatı hemen değerlendirir ve kadından izin alarak önlerine bir tabak hurma koyup sadaka olduğunu söyler. Hz. Peygamber yemez. Revzebeh bu durumda peygamberliğin birinci işaretini alır. Koşup ikinci hurma tabağını getirir ve hediye olduğunu söyler. Hz. Peygamber “Bismillah” deyip yemeye başlar. Bu da peygamberliğin ikinci işareti olur. Hz. Peygamber, Revzebeh’ten peygamberlik aradığını hissedince omuzları arasındaki peygamberlik mührünü gösterir. Revzebeh, Hz. Peygamberin ayaklarına kapanır. Hz. Peygamber, Revzebeh’e: “Git kadına sor, seni bize satar mı?”der. Kadın, alıcının Abdullah oğlu Muhammed olduğunu öğrenince  şımarır ve bedelinin iki yüz sarı, iki yüz kırmızı hurma ağacının dikilmesi, yeşerip yetişmesi ile kırk okka altın olacağını söyler. Hz. Peygamber için kolay olan bu isteğe karşı Hz.Ali’ye: Buradaki çekirdekleri topla, diğerlerine de siz bu ağaçların yerini kazın, ekini ben yapacağım, der. Hz. Peygamber ekini yapar, fidanın bir tanesini de Ömer, diker. Allah’ın azameti ve peygamberin mucizevi ayetleriyle bir ağaç haricinde bütün ağaçlar yeşerir ve sarı ile kırmızı hurmalar oluşur. Kadın bu oluşumu görünce; sihir, diyerek sözünden cayar ve bütün hurmaların sarı olmasını ister. Bu isteği duyan Hz. Cebrail kanatlarını hurma ağaçlarına çırpar ve Allah’ın iradesiyle hurmaların hepsi sarı olur. Yeşerip sararmayan Ömer’in diktiği ağacı Hz. Peygamber söker ve yeniden diker ve diğer ağaçlar seviyesine gelir. Sahabelerden biri madenden çıkardığı yumurta kadar bir altını peygambere verir. Hz. Peygamber, Revzebeh’e “Kadına söyle; işte istediğin hurma ağaçları, işte istediğin altın, seni de bize versin.”der. Revzebeh, kadına söyler.. Kadın da Revzebeh’e: Bana ait bir hurma ağacı sen ve Muhammed’den daha iyidir, deyip Revzebeh’i verir. Revzebeh de kadına: Benim de Muhammed’le geçireceğim her gün senden, hurmandan ve her şeyinden daha iyidir, deyip çıkar. Bu şekilde de Hz. Peygamber Revzebeh’i azat eder ve SELMAN adını verir.(1)

Hz. Peygamberin Selman hakkında ünlü hadisleri yaygındır.

Bir hadisinde:(S.A.A.V.)

“Selman, bizim Ehli-Beyt’tendir.”(2)

Bir hadisinde de:(S.A.A.V.)

“Allah u teala dört kişiyi sevmem için bana emir verdi. Onlar Ali, Selman, Mikdat ve Ebuzer” der(3)

Birisinde de(S.A.A.V.)

“Cennet dört kişiyi özlemiştir: Ali, Mikdat, Ammar ve Selman”(4)

Bir hadisinde de(S.A.A.V.)

“Din yıldızlarda olsaydı,  Selman yine kavuşurdu.”(5)

Hz. Ali ye Selmanı sormuşlar, demiş ki: “Selman ilmin ilkini ve sonunu öğrendi. Kurumayan bir deryadır. O bizim Ehli- Beyt tendir”(6)

Selman Hazretlerinin faziletleri tartışılmaz bir gerçektir. Selman ve Medineli Ensarlar peygamberden sonra Ali ye biat etmek istiyorlardı. Ebu Bekir e biat edilince Selman: “yaşlıyı buldunuz, ama peygamberin Ehli-Beyt ini dışladınız, onlara verseydiniz size iki kişi muhalif çıkmaz ve hilafetin hayrını görürdünüz.” Der.(7)Ebu Bekir’e biat edilince Selman Farisi Hazretleri Farsça olarak şöyle demiş: “Gerdaz ve na gerdaz” Bu sözcüklerin anlamı şöyleymiş: “ Yaptınız ama yapamadınız” sonra Arapça olarak eklemiş: “Ali’ye biat etselerdi üstlerinden ve ayak altlarından bereketler fışkırırdı.”(8) Burada Farsça bilenlerden özür dilerim. Zira ; bu sözcükler işaretsiz yazıldığı için başka biçimde okunabilir. Ben bunları Arapça’dan aldım. Nitekim Arap dilinde harflere ses vermek için altta veya üstte işaretler konur, bu ancak yabancı ve anlaşılması zor olan kelimeler için daha gerekli olur. Mesela: (Gerdaz) sözcüğü belki (Gerdez) belki (Gördez)  veye toptan bozulmuş bir kelime olabilir.

Bundan anlaşılıyor ki, Selman Farisi Hazretleri Alevi‘ydi. Hem de ilk Alevilerin başı sayılırdı. Ancak yalnız (Sekiyfe) de kendini gösterebilirdi. Allah u teala eğer (Şura)ya kadar yaşamasına izin verseydi elbette daha büyük bir rolü olacaktı.

 

 

 MİKDAT BİN UMER EL ESVED

 

Mikdat Bin Amru, Kinde kabilesindendir. Tüm tarihçilerin söz birliğiyle İslam’ını ilan eden ilk yedi kişiden biridir. Bedir, Uhud, Hendek ve bütün İslam savaşlarında bulunmuş sayılı savaşçılarındandır. Bedir Savaşında bütün İslam askeri yayaydı, yalnız kendisi atlıydı. İşte onun için “Allah’ın yolunda ilk at koşturan Mikdat’tır” denildi. Tarık Bin Abdullah adında bir sahabe şöyle diyor: “Ben Mikdat’ın bir faziletine tanık oldum. O benim olsa tüm dünya malına değişmezdim. Şöyle Hz. Peygamber düşmanların karşı durumlarından yakınırken kendisi “Ey Allah’ın peygamberi” dedi. Biz sana İsrailoğulları’nın Hz. Musa’ya dedikleri gibi: “Sen Allah’la beraber git savaş da biz burada oturuyoruz, demeyiz. Biz istediğin savaşta sağında, solunda, önünde, arkanda her an çarpışmaya hazırız.”demişti ve Hz. Peygamberin güldüğünü fark ettim.(9) Mikdat’ın tercümesi bulunan her kitapta şu ünlü ortak hadis vardır: “Allah bana dört kişiyi sevmem için emir verdi.” Bu dört kişiden biri de Mikdat’tı.Uzun lafın kısası tüm İslam tarihi biyografik kitaplarında Mikdat için söylenen  küçücük leke dahi kesinlikle yoktur. Mikdat Hazretleri yine  ilk Alevilerdendir.

 

Mikdat, 33 hicri yılında vefat etti. (Şura) olayını yaşamış ve orada Aleviliğini ilan etmişti. Altılardan, hakkında feragat edip hakem görevini alan Abdurrahman Bin Avf, muhacirin ve ensarın ileri gelenlerini topladı, onların fikrini almak istedi. Ammar Bin Yasir, “Müslümanlar arasında ihtilaf çıkmamasını istiyorsan Ali’ye biat et” dedi. Mikdat “Ammar, doğru söyledi, Ali ye, biat edersen hepimiz kabul ederiz.”dedi. Bu arada, Abdullah Bin Ebi Serh dedi ki: “Osman a biat edersen kabul ederiz” Abdullah Bin Ebi Rebia “Doğru söyledin” diye İbni Ebi Serh i onayladı. O zaman Ammar kendisine  “Sen ne zaman İslam dostu oldun” diyerek eleştirdi. Bu sefer Haşimilerle, Emeviler arasında söz düellosu oldu. Sad Bin Ebi Vakkas ki; o da Osman’ı isteyen Kureyşlilerden fırsatı değerlendirmek için Abdurrahman’a “Bir an önce bu işi bitir fitne büyümesin” dedi. Osman’a biat edildikten sonra Ammar dedi ki;  “Ey insanlar, Cenabı Allah peygamberi bize ihsan etti, diniyle bizi güçlendirdi. Siz bu hilafeti Ehli Beytinden neden çıkardınız? O zaman Mahzum kabilesinden biri “Ey Ammar haddini bil, sen Kureyş’in işine ne karışıyorsun?” dedi. Mikdat Abdurrahman’a “Ey Abdurrahman” dedi, “Allah’a yemin ederim ki, sen öyle bir adamdan yüz çevirdin ki; o hakka göre hareket eden ve hakkı koruyanlardandır.” Sonra da şunları ekledi: “Ben burada Ehli Beyt’e yapılan haksızlık kadar haksızlık görmedim. Kureyş ne yapıyor, öyle bir adam dışladılar ki, hayatımda ondan daha bilgili onun kadar hakkın yanında olan kimse bilmiyorum. Allah’a yemin ederim ki, bu iş için yardımcı bulsam…(10)

 

EBUZER GUFARİ

 

Ebuzer, İslam’ı ilk kabul edenlerdendir. Onun sahabeler arasındaki yeri bellidir. Peygamberin yanında tertemiz bir sohbetle onur kazananlardandır. Hz. Peygamber, Ebuzer’i gördüğü zaman onunla ilgilenir, görmediği zaman kendisini sorardı.(11) Hz. Peygamber “Ne göklerin altında, ne de yerlerin üstünde Ebuzer’den daha dürüst bir insan yoktur” (12) Bu hadis o kadar yaygındır ki, tüm tarih ve ansiklopedi kitaplarında yazılmıştır. Hz. Peygamberin kendisine karşı sevgi ve ilgilenme derecesini belirleyen şu rivayet yine aynı kitap ve aynı sayfada diyor ki: Peygamber Hazretleri (Tebük) seferine çıktığı zaman şiddetli sıcaklar vardı. Bu yüzden imanı zayıf olanların çoğu katılmadı. Sahabeler “Ya Resulullah filan filan gelmedi, dedikleri zaman bırakın onda hayır varsa gelir, yoksa  ondan kurtulmuş olursunuz” derdi. Ebuzer geride kalmıştı zira bindiği deve zayıftı. Kafileye yetişemedi. Sonra ondan ümidini kesmiş üzerindeki eşyalarını sırtına almış ve yola düşmüştü. Sahabelerden birisi “Ya Resulullah” dedi. “uzaktan yayan olarak biri geliyor” dedi. Hz. Peygamber “İnşallah Ebuzer” dedi, yaklaşınca “Evet Ebuzer” dediler. Hakkında hadis bulunan aklayıcı, övücü ve temiz, lekesiz ilk Alevi olan yine Ebuzer El Guffar dı. Yalancılardan uydurduklarına göre bir Yahudi parçasından etkilenerek değil, Hz. Peygamberin uyarma ve aracılığıyla Alevi oldu. Ebu Rafi’nin şöyle bir rivayeti var.

 

“Ebuzer’i görmek için Osman tarafından sürgün edildiği (Rebze)ye kadar geldim. Yanımda başka adamlar vardı, bize dedi ki: Bir karışıklık olacak. Siz o zaman Ali Bin Ebi Talib’in yanında olun, yolundan ayrılmayın, çünkü Hz. Peygamberin ona şöyle söylediğini işittim. “Ey Ali bana ilk inanan iman eden sensin, Kıyamet Günü’nde benimle ilk buluşan sensin. Büyük sıdık sensin, hak ile batıl arasında ayırt eden Faruk sensin, müminler emiri sensin, mal ise kafirlerin emiridir. Sen kardeşim, vezirim benden sonra en üstü olan sensin, borcumu ödersin verdiğim sözleri yerine getirirsin.”(13)

 

Uzun lafın kısası, yine peygamberin sayılı sahabelerinden olan bu zat Ali’ nin dostlarından olmakla yine ilk Aleviler’dendi.

 

AMMAR BİN YASİR

 

Yine ilk Müslümanlardan olan Ammar Bin Yasir tüm İslam tarihçileri tarafından övgüler kazanan bir zattır. Düşmanları bile onun dokunulmazlığını zedeleyecek bir şey söylemeye cesaret edemediler. Ayşe “Ammar’dan başka herkesi eleştirebilirim.” demişti. Halid Bin Velid bir gün Ammar’la çekişti ve kendisine ağır şeyler söyledi. Ammar, Halid’i Hz. Peygambere şikâyet etti. Halid gelince başını kaldırıp ona baktı ve “Ammar’ın düşmanı, Allah’ın düşmanıdır, Ammar’ dan kim nefret ederse Allah da ondan nefret eder.” Dedi.(14) Yine “Ammar aktır, aklanmıştır, iliklerine kadar iman doludur”…      

Ammar hakkında bunlara benzer çok hadis var. Bir de Peygamber şöyle demiş  “Ammar’ı zalim bir grup öldürecek.”

 

Bu hadisi Ammar ın ismiyle beraber hemen hemen her yerde okumak mümkün, zira her iki gurup tarafından rivayet edilen çok yaygın bir hadistir… Şimdi Ammar Bin Yasir i tanıtırken Alevi olduğunu kanıtlamış olduk. Onun Alevi olduğuna en büyük kanıt Sıffin Savaşında Hz. Ali’nin yanında şehit olmasıdır. Fakat utanmazlar, peygamberimizin sevgili sahabesi olan bu temiz ve dürüst adamın Yahudi Abdullah Bin Sebe’nin kışkırtmasıyla fitneye karıştığını iddia ederler. Onlar uydurmalarını sürdürsünler. Biz diğer Alevi önderlerini tanıtalım.

                                                                                    Şeyh Mahmut REYHANİ

     1-Şeyh Muhammed Cevvad El-Fakiyh

      2-İbni Sad (Tabakat) kitabı 4/83- İbni Hişam (Siyret) kitabı 3/78-Hayrettin Zerkeli (Alam) kitabı 3/112- El müncid sözlük kitabının ansiklopedi bölümü

      3-İbni Abdil ber (İstiap) kitabı- Ebu Naim (Hilye) kitabı

      4-Ebu Naim (Hilye) kitabı

      5-(İstiap) kitabı 2/59

      6-(istiap) kitabı 2/59

      7-İbni Ebil Hadid Şerh kitabı

      8-Ensabül eşraf  1/59

     9-İbni Sad Tabakat kitabı 3/162

      10-İbnül Esir kitabı 3/37

      11-İsabe kitabı 4/63

      12-İsabe kitabı4/64

      13-İbni Ebil Hadit Şerh kitabı 2/261

      14-İbni Hacer İsabe kitabı 3/512

 

  

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine