Konferans Konuşması

Davut Tümkaya

Değerli konuklar,

Hepinizi saygıyla selamlıyorum ..

İki gün sonra zü’l-hücce ayının on sekizi. Hz. Muhammed' in Veda Haccı dönüşünde kendisine Allah tarafından gelen ayete telebbi ederek Gadir Hum mevkiinde Hz. Ali' yi vasi, halife ve de herkesin Mevlası olduğunu bildirdiği gündür. Alevi âlemi bu günü "Gadir Hum" olarak kutlar. Adana Alevi Kültürünü Araştırma Derneği 'nin bana verdiği bu konuşma fırsatından yararlanarak "Gadir Hum" gününüzü içtenlikle kutluyorum.

 

Bu toplantıyı tertip eden ve bizlere "reenkarnasyon" konusunu hatırlatma imkanını veren Adana AKAD yönetimine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

İnsanoğlu asırlar boyunca, ölümün nasıl olduğunu anlamaya çalışmış, ruh ve beden ilişkisini merak etmiş, ödül ve cezayı düşünmüş, el baka ve fenayı araştırmış, tartışmış, muhakeme etmiş; ama hiçbir zaman ortak bir görüşe varamamıştır. Ortaya koyulan düşünce istediği kadar sistemli, istediği kadar akla ve mantığa uygun olsun onu eleştirecek yönler her zaman tespit edilmiş, böylece farklı sonuçlara ulaşılmasına neden olmuştur.

 

Reenkarnasyon, insanoğlunun vardığı sonuçlardan biridir. Biz, onu tenasüh olarak tanımlıyoruz. Konuyla ilgili olanlar reenkarnasyonla tenasühü ayrı ayrı ele alsalar da anlayışımıza göre her ikisi aynıdır.

 

Hz. Muhammed'in dünyaya gelmesi, sonra kendisine vahiyler inmesi, İslam’ın doğması çoğu konunun aydınlanmasını ve birçok tartışmalı konunun sonuçlanmasını sağladı. Kur’an-ı Kerim tenasüh konusunu da aydınlatmıştır. Tenasüh diğer dini kaynaklarda da mevcuttur.

 

Kuran-ı Kerim daha önceki semavi dinlerin kutsal kitaplarını da tasdik etmiştir.

نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ التَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ {آل عمران/3} مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ {آل عمران/4}

“O, sana kitabı evvelki kitapları tasdik etmek üzere doğru olarak indirdi. Bundan evvel insanları doğru yola götürmek için Tevrat ile İncil' i indirmişti. Hak ile batılı ayıran kitabı da indirdi. (Ali İmran 3-4) Yine Ali İmran 48 ile Essaf 6. ayeti ve diğer surelerde aynı meal vardır. Bundan yola çıkarak, İslam âleminin rehberi Kuran-ı Kerim ve kutsal kitaplar hak kitaplardır.

 

Reenkarnasyonun tüm dinlerde tartışma konusu olmakla birlikte varlığı; başta Kuran-ı Kerim olmak üzere, kutsal sayılan diğer kitaplarda ve bilimsel çalışmaların sonuçlarıyla desteklenmektedir. Konuşmamda bu kanıtlar üzerinde duracağım. Ancak bu kanıtları diğer insanların kanaatini zorla değiştirmek için değil; Alevilerin inancını perçinleştirmek ve haklılığını bir kez daha açıklamak için sunacağım. Basın yayın organlarında çokça dillendirildiği için de buna ihtiyaç duyduğumu belirtmeliyim.

 

Reenkarnasyon nedir?

Reenkarnasyon hayata tekrar dönüştür. Bir insanın öldükten sonra başka bir bedenle dünyaya tekrar geldiği inancıdır. Arapçada buna "Tenasüh" diyoruz.

Canı yaratan Allah, ruhu birçok konuda mükellef kılmış, ona insanlık vecibelerinin yerine getirmesini emretmiş, yarattığı diğer canlı varlıkların haklarını korumasını istemiş, özellikle de kendisine ibadet ve kulluk etmesini dilemiştir. Ruh, bir bedene bürünecek emir ve yasaklar doğrultusunda imtihana tabi tutulacak nihayetinde bedeni terk edecektir. Biz buna ölüm diyoruz.

 

Bedeni terk eden ruh yüce Allah katındaki ruhlar âlemine girer ve Yüce Allah nezdinde olur. Sonra önceki hayattaki ameline göre tekrar dünyaya gönderilir.

Kuran-ı Kerim:

وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ {الشورى/30}

"Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah çoğunu affeder. " (şura 30) diye buyurmaktadır.

 

İnancımıza göre, insan sonraki hayatta mutlu olmak istiyorsa doğru hareket etmelidir. Allah’ın cennet kapıları her zaman muttaki müminlere açık olduğu gibi cehennem kapıları da müşrik kâfirlere açıktır. Yüce Allah salih amel işleyip kulluk görevlerini yerine getirenleri bekletmeden cennetiyle ödüllendirecek, asi, kâfir ve şirk koşanları da bekletmeden cehennemiyle cezalandıracaktır. Dünyayla ilişkileri kesilmeyenler ise kıyamet gününe kadar tekrar tekrar dirilecek ve o gün kesin bir sonuca varacaklardır. Bu tekrar ve tekrar doğuş yüce Allah’ın adaletinden olup iyilik yapmak ve kulluk görevlerini yerine getirmek için kullarına verdiği bir fırsattır. Kıyamet hakkında yüce Allah Hz. Peygamberine:

يَسْأَلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ اللَّهِ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا الأحزاب/63}

Ey Muhammed, insanlar kıyametin ne zaman kopacağını sorarlar. Onlara de ki! Onu bilmek ancak Allaha mahsustur. Ne bilirsin belki kıyametin kopması yakındır. (Elahzap 63) diyerek kıyamet gününü Allah’tan başka kimsenin bilemeyeceğini açıklamaktadır. Kıyamet gününe kadar herkes iyi amel işlemelidir. Çünkü her kişi yaptığından sorumlu olacaktır. Tekrar tekrar bu dünyaya gelecektir. Yeniden doğuşlar olacak, ellerinizin işleyişine göre tekrarlanacaktır. Ruh günahtan arınana kadar veya karanlıklara gömülene kadar varlığını sürdürecektir. Kötülüklerden temizlenen ruh cennetlik olacak, kötülüklere boğulan da ceza alır ve cehennemlik olacaktır.

 

Yüce Allah kulunu doğru yola sevk etmesi ve insanlık vecibelerini yerine getirmesi için kendisine peygamber gönderir. Peygamber, kavmine her türlü izahı yapar. Buna rağmen insanlar doğruları görmezse azap çeker. Yani cehennemlik olur. Kuran-ı Kerim:

وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّى نَبْعَثَ رَسُولاً {الإسراء/15}

"Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap edecek değiliz." ( İsra 15 ) Diye buyurarak İlahi adaletin nasıl oluştuğunu belirtmektedir.

 

Hz. Ali Nehcul Belağa adlı eserinde şöyle buyurmaktadır :İnsanların akıbeti iki kısımdır:

Birinci kısım : "Allah'a itaat edip güzel amel işleyenler, onlar sevinecekleri ve razı olacakları bir yerde yerleştirileceklerdir. Orada ne korku, ne değişiklik, ne de hastalıktan şikayetçi olurlar. Huzurlu ve mutlu bir hayat yaşarlar."

 

İkinci kısım: "İnkar edenler , onlar en kötü bir yerde yerleştirilip elleri boyunlara ve alınları ayaklara doğru çekip birleştirilecektir." ( Alın ayaklarla birleşirse ne olur düşünülebilir mi? )

 

İşte bu durumda ruhun dünyevi kurtuluşa ermesi ve ya müebbet hapse mahkum edilmesi için pek çok defa yeni bedenlere bürünmesi gerekir.

 

M.Ö 4. yüzyılda Taizmin bir kutsal kitabında ne yazıyor : "Doğum başlangıç değildir. Ölüm de son değildir. Varoluş sınırsız sonsuzdur. Bir başlangıç noktası olmayan süreklilik zamandır. Doğum da vardır, ölüm de. Biri dışarı doğru olan sonuçtur, diğeri ileriye doğru olan sonuçtur. Böylece biçimini görmeksizin ilahi olanın kapısından bir içeri bir dışarı geçilir."

( zhuang zi 23)

İncilde ise: Hz. İsa'ya doğuştan kör bir çocuk getirilir.

Öğrencileri: "Ya üstat hatalı olan bu çocuk mu yoksa ebeveynleri mi ki kör doğmuş?" Hz. İsa "Ne çocuk hatalı, ne ebeveynleri hatalı fakat Allah'ın hikmeti kendisinde zuhur etmesi içindir. " der.

Biraz önce bu ayeti okuduk.

 

وَمَا أَصَابَكُم مِّن مُّصِيبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ أَيْدِيكُمْ وَيَعْفُو عَن كَثِيرٍ {الشورى/30}

Başınıza gelen her musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah çoğunu affeder. (şura 30)

Gelin bu hadisle bu ayeti yorumlayalım:

Doğuştan kör doğan bir çocuk kendi elleriyle ne işledi? Hata ebeveynlerde ise, çocuk işlemediği bir suçtan ceza hakkeder mi? Bu da olmaz. Demek ki önceki hayattan işlediğiyle cezalandırılmıştır. Onun içindir ki Hz. İsa "Allah'ın hikmeti kendisinde zuhur etmesi içindir " demiştir.

Bu konuya Kuran-ı Kerim nasıl bakıyor?

İnsanoğlu öldükten sonra tekrar dünyaya gelir mi?

Gafir Suresi 10. ve 11. ayetler :

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا يُنَادَوْنَ لَمَقْتُ اللَّهِ أَكْبَرُ مِن مَّقْتِكُمْ أَنفُسَكُمْ إِذْ تُدْعَوْنَ إِلَى الْإِيمَانِ فَتَكْفُرُونَ {غافر/10} قَالُوا رَبَّنَا أَمَتَّنَا اثْنَتَيْنِ وَأَحْيَيْتَنَا اثْنَتَيْنِ فَاعْتَرَفْنَا بِذُنُوبِنَا فَهَلْ إِلَى خُرُوجٍ مِّن سَبِيلٍ {غافر/11}

Kafirler yok mu ateşe girerlerken onlara : "Allah'ın sizi düşman tutması bugün öz nefislerinizi düşman tutmanızdan daha şiddetlidir. Çünkü siz dünyada imana davet olundunuz da kafir oldunuz, diye nida olunacak." Onlar "Ey Rabbimiz bizi iki kere öldürdün, iki kere dirilttin işte günahlarımızı itiraf ettik, artık buradan çıkmaya bir yol var mıdır? " diyecekler.

Yüce Allah bu ayette insanoğluna birbirinden farklı iki çeşit doğumun ve iki çeşit ölümün olduğunu bildiriyor.

Yine konumuza Kuran-ı Kerim'den gelelim:

Diyor ki:"

وَهُوَ خَلَقَكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ {فصلت/21}

Sizi ilk defa O yarattı, siz O'na döneceksiniz." ( fussilet 21)

Kuran-ı Kerim "ilk defa" kelimesini niye kullandı? Sizi O yarattı diyebilirdi. Demek ki ilk defa kelimesinin devamı var olduğu için söylenmiştir. Bu da birden fazla doğuşu ifade eder.

Yine Yüce Allah Kuran-ı Kerimde:

اللَّهُ يَبْدَأُ الْخَلْقَ ثُمَّ يُعِيدُهُ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ {الروم/11}

"Allah halkı ibtidadan vücuda getirir. Sonra tekrar onu iade edip diriltir, sonra ona döneceksiniz." ( rum 11)

Ayetlerde ona döneceksiniz kelimelerinin tekrarlanması tekrar bir hayata dönüleceğini bildiriyor. Kuran-ı Kerim’de aynı meali taşıyan birçok ayet mevcuttur. Bu ayetler bize bunu gösterir ki, insanın ruhu Allah'ın yanındaydı. Sonra bu ruhu bu bedenle dünyaya gönderdi, sonra bu bedeni yok edip öldürecek ve bu ruhu tekrar kendine döndürecektir ve buna muktedirdir. Bu ruh son sınavını verene kadar.

Tevbe suresinin 105. ayetinde

وَقُلِ اعْمَلُواْ فَسَيَرَى اللّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُ وَالْمُؤْمِنُونَ وَسَتُرَدُّونَ إِلَى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ {التوبة/105}

" Gizli ve aşikar her şeyi bilen zata döneceksiniz."der. Kuran-ı Kerim' de kırktan fazla buna benzer ayet vardır.

Ayetlerden anlaşılabileceği gibi ruhun tekrar döneceği açıklanmıştır. Ruh tekrar döndüğünde farklı bir bedende cisimlenecektir.

Konuya şöyle dönmek istiyorum.

Daha önce İncil'de Hz. İsa'ya getirilen kör çocuğu ve Hz. İsa'nın verdiği cevabı anlattık ve ayet getirdik. Şimdi tekrar bu olaya bakalım :

Dünyaya sakat, muhtaç, fakir , çirkin ve gibi arızalarla doğan çocukların işledikleri suçlar nedir? Ne olabilir? Yüce Allah musibetlerin kendi elimizle işlediğimizden geleceğini söylemiş, peki, yeni doğan çocuğun eli ne suç işleyebilir? Düşünülmez mi?

Yüce Allah hiç kimseyi suçsuz yargılamaz. Yargılamayacağı gibi hiç kimseye zulüm de etmez. Yüce Allah önce hayatı yaşama fırsatı verir, sonra iyi ve kötü amelle cezalandırır. Bu yeni doğan çocuğa bu imkan verilmedi. Amelsiz de cennete girmez, cehenneme de varmaz. Peki ne olacak? İşte Allah'ın adaleti burada tecelli ediyor.

Bakara Suresi 28. ayetinde:

كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللَّهِ وَكُنتُمْ أَمْوَاتاً فَأَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ إِلَيْهِ تُرْجَعُونَ {البقرة/28}

"Allah'ı nasıl tanımıyorsunuz ki, sizi ölü iken O diriltti ,yine sizi O öldürecek , yine sizi O diriltecektir. Nihayet ahirette yalnız ona döneceksiniz."

Peki insanın ölü olması için önce canlı olması gerekmiyor mu? Bundan anlaşılıyor ki öldürmek bir hayatın sona erdirilmesi demektir. Diriltmek de ölü olan bir canlıyı ihya etmek demektir. Diriltmek de var olan bir şeyi canlandırmak demektir. Yaratmak (halk etmek) ise yoktan var etmek demektir.

Kuran-ı Kerim "sizi ölü iken O diriltti O diriltecektir" diyor. "O halk etti O halk edecektir " demiyor. Demek ki daha önce vardı ki; diriltti ve Kuran-ı Kerim’in Vakia Suresi 60-61-62

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ {الواقعة/60} عَلَى أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَالَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِي مَا لا تَعْلَمُونَ {الواقعة/61} وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الاُولَى فَلَولا تَذكَّرُونَ {الواقعة/62}

"Aranızda ölümü biz takdir ettik, sizin gibileri değiştirip bilmediğiniz bir şekilde sizi yaratmak hususunda geri kalmaz değiliz. İlk yapılışınızı bildiğiniz halde, niye ikinci yapılışınızı düşünmüyorsunuz? "

Bu ayette bariz bir anlam vardır: İlk yaratılışı bildiğimizi ve bize ikinci bir yaratılış anlatmakta. Yani bizim bilmediğimiz bir şekilde tekrar yaratılacağımız ve var olacağımız ifade edilmektedir.

Bundan daha açık ifade olabilir mi?

İranlı Müslüman Büyük Sufi Üstadı Bahram Elahi "Kemal Yolu" eserinde kişinin ruhsal tekamül yolundaki kurtuluşa ermesi için yaklaşık elli bin yıl boyunca çeşitli bedenlerde reenkarne olması gerektiğini açıklamaktadır.

Şunu da belirtmekte yarar görüyorum; Reenkarnasyon inancı yalnız bize ait bir inanç değildir. Teferruatlarda ihtilaflar olsa da. Ancak bilim adamları bunu inançtan çıkarıp bilim olarak araştırmaya başlamışlardır. Bugün profesörlerin yıllarca araştırdıklarını 1400 yıl önce, Hz.Ali Ehli Beyt ve imamlarla keşfetmiş ve buna büyük bir saygıyla inanmışlardır. Çünkü bu inanç ve bilimin içinde Allah' ın adaleti vardır.

İşte bu "tekrar doğma" konusunda araştırma yapan ve olayı tespit edenlerden:

İtalyan baş filozofu ve şair ( Giordano Bruno 1548-1600 ) olmuştur. Ve bu öğretimi yüzünden ölüme mahkum edilmiştir.

Nobel ödüllü İrlandalı şair (William Butter Yeats 1865-1939). Daha geniş kapsamlı çalışan 20. yüzyılın Galile’si sayılan Kanadalı ABD' li psikiyatrist ( Lan Stevanson) kırk yılını geçmiş yaşamlarını hatırlıyor gibi görünen çocukları incelemeye harcadı. Yaklaşık bin çocuk üzerinde incelemelerde bulundu. İncelediği vakaların sayısı 2002 yılında 2006' yı bulmuştur. Stevanson her vakada çocukların raporlarını metotlu olarak belgeledi. Böylece çocukların anlattıkları ile ölen kişilere ait olguların paralellik göstermekte olduğunu doğrulamayı başardı. Aynı zamanda söz konusu ölen kişilerde ölüm veya yaralanmaya yol açmış yara izlerinin bulunduğunu saptamış, bu çocuklarda doğum işareti ve doğum kusuru olarak belirmiş olduğunu otopsi sonuçlarından doğruladı. Stevanson son derece titiz bir şekilde incelediği bu vakalarda geçiş yaşamların reenkarnasyonlarını hatırladıklarını söyleyen bütün çocukların iddiaları araştırılmış ve hepsi doğrulanmıştır. Lan Stevanson' un bu araştırmaları İngilizce olarak 6 büyük ciltte yayımlanmıştır.

Stevanson ilk incelemelerini daha ziyade reenkarnasyon inancının yoğun olduğu ülkelerde yapmıştır. Bu bakımdan bir eleştiri aldığında bu kez incelemelerini batılı ülkelerde de yaptı. Ve Avrupa'da incelediği bu tür reenkarnasyon vakaları üzerine bir kitap yayımladı (2003). European Cases of the Reencarnation Type.

Stevanson tarafından belgelenmiş tipik bir vaka da Beyrut’taki bir çocuk 25 yaşında bir motor tamircisiyken plaj yolu üzerinde hız sınırını aşmış bir arabanın çarpmasıyla ölmüş olduğunu anlatmaktaydı. Çeşitli tanıklıklara göre sürücünün adını, kazanın tam olduğu yeri, motor tamircisinin kız kardeşlerinin, anne babasının ve kuzenlerinin ve birlikte ava gittiği arkadaşlarının adlarını veriyordu. Vaka doğrulandı. Çocuk söz konusu motor tamircisinin ölümünden birkaç yıl sonra doğmuştu. Ve çocuğun ailesinin ölen adamla görünür hiçbir irtibatı yoktu.

Bu şekilde reenkarnasyonu konu alan çok sayıda yazar vardır. Araştırmalarına vakaları yazmışlardır. Hepsi de inandırıcıdır.

Batıda reenkarnasyonu konu alan 1964 ten 2007' ye kadar çok sayıda film gösterilmiştir. Müziğe de bilgisayara da girmiştir.

Ben de diyorum ki: Allah'ım bizi ve bütün inananları hidayet et. Bu dünyada bizi en iyi amel edenlerden kıl ki reenkarne olduğumuzda sana daha iyi ve daha fazla ibadet edelim. Daha iyi ve daha rahat bir hayat sürelim. Sonra inşallah dünya sınavından başarılı çıkar ve bizlere yanında müebbet kalacak bir mekan verirsin.

Rabbena la tüziğ kulubena beğda iz hedeytena veheb lena min ledünka rahmeten innake entel vahab.

 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar   

0 #1 Harikulade. .. 03-10-2014 07:39
Teşekkürler. Dilinize-yüreği nize sağlık.
Alıntı
Joomla templates by Joomlashine