GELENEKLERİMİZDE SAKLI KALMIŞ MUCİZE: BAKHUR

Salim TAŞÇI

Bakhur’un kökeni Arap Yarımadası’dır. Heredot’a göre (M.S. 5. yüz yıl): “Arabistan Bakhur, Murr ve tarçın üreten tek ülkedir… Bakhur veren ağaçlar kanatlı, küçük, rengârenk yılanlar tarafından korunmaktadır.”

Diodorus Siculus M.Ö. 1. yüz yılın ikinci yarısında yazmaktadır ki: “Tüm Arabistan iç açıcı kokular yaymaktadır. Hatta kıyılarından geçen denizciler bile bu sağlık ve enerji veren güçlü kokuyu algılayabilir.” Aynı zamanda, saflaştırma işlemine gerek olmayacak düzeyde saf altın içeren madenlerden de bahseder. Öyle ki, yıldızların konumundan İsa’nın (a.s.) doğumunun yakın olduğunu anlayarak, Celile’ye gelen ve yanında hediye olarak Bakhur, Murr ve altın getiren âlim doğudan gelmiştir, yani Arabistan’dan.

Bakhur bugün Oman olan Dhofar Bölgesi’nden başlayan ve Yemen’den geçen, Kızıldeniz kıyısını seyredip Hicaz Mısır ve Kudüs’e varan “Bakhur Ticaret Yolu” üzerinden önceleri eşek ve daha sonraları deve kervanları tarafından taşınmaktaydı. Bu yol, geçtiği yerlerin ticari ve siyasal hayatını canlandırmakla uzun zaman tarihsel sosyolojik gelişimde de önemli bir rol üstlenmiştir.

Bakhur ve Murr gibi bazı maddeler tarihten beri dini ritüellerin bir parçası, bir ilaç ve dezenfektan olarak kullanılagelmiştir. Endüstriyel çağa girilmesi ve kimyasal ilaçların yaygınlaşması ile arka plana itilmişlerse de, 3. binyılın başlaması ile birlikte geleneksel tıbba doğan yeni ilgi, bu ve bunun gibi maddelerin yeni imkânlarla, bilimsel olarak incelenmesini sağlamıştır.

Yapılan empirik çalışmalar, bakhur kullanımının eski bir hurafeden öte olduğunu göstermiştir.

Sivrisineklere karşı kullanılagelen kimyasal pestisidlerin su kaynaklarına karışması ile insanlara ve çevreye verilen zarar göz önünde bulundurularak yapılan bir çalışmada Aedes aegypti (özellikle Sarı Humma ve Dengue Humması hastalıklarını yayar), Anopheles stephensi (Sıtma hastalığını yayar) ve Culex quinquefasciatus (St. Louis Ensefaliti’ni yayar) türü sivrisineklerin larvaları üzerinde 41 farklı bitkisel yağın etkileri araştırılmış, aralarında bakhurun da bulunduğu 13 yağın %100 öldürücü olduğu saptanmıştır. (Amer A. & Mehlhorn H.: “Larvicidal effects of various essential oils against Aedes, Anopheles, and Culex larvae (Diptera, Culicidae)”; Parasitology Research; Vol: 99 (4); p. 466-72 /200609/)

Özellikle viral hastalıklara karşı vücudun savunmasını üstlenen lenfosit tipi beyaz kan hücrelerinin üretiminin, bakhur tarafından %90 oranında arttırıldığı gösterilmiştir. (Mikhaeil BR et al.: “Chemistry and immunomodulatory activity of frankincense oil”; Zeitschrift für Naturforschung. C, Journal of biosciences; Vol: 58 (3-4); p. 230-8 /2003 Mar-Apr/) Bu, bakhurun insanın hastalıklara karşı direncini yüksek düzeyde güçlendirdiğini göstermektedir.

Diğer yandan bakhurun kimyasal analizinde palmitik asid ve 8 çeşit triterpenoid (lupeol, beta-boswellik asid, 11-keto-beta-boswellik asid, asetil beta-boswellik asid, asetil 11-keto-beta-boswellik asid, asetil-alfa-boswellik asid, 3-okso-tirucallik asid ve 3-hidroksi-tirucallik asid) tespit eden Mısırlı bilim adamları, bakhurun doğal ekstresinin, bu maddelerin ayrı ayrı immünomodülatör etkilerden daha yüksek etkili olduğunu tespit etmişlerdir. (Badria FA et al.: “Immunomodulatory triterpenoids from oleogum resin of Boswellia carterii Birdwood”; Zeitschrift für Naturforschung. C, Journal of biosciences; Vol: 58 (7-8); p. 505-16 /2003 Jul-Aug/)

Ayrıca bakhurun içindeki boswellik asidler; nötrofilik granülosit denen başka bir tip beyaz kan hücresinde, Lökotrien denen ve iltihabi reaksiyonlarda rol oynayan maddenin üretimini azalttığı da kanıtlanmıştır. Lökotrienlerin önemli rol oynadığı kronik iltihabi rahatsızlıklarda bakhur kullanımı bilimsel olarak test edilmiş, romatoid artrit, kronik kolit, kolitis ülseroza, Crohn Hastalığı, astım ve tümörlere bağlı beyin ödemlerinde başarılı sonuç elde edilmiştir. (Ammon HP: “Boswelliasäuren (Inhaltsstoffe des Weihrauchs) als wirksame Prinzipien zur Behandlung chronisch entzündlicher Erkrankungen”; Wiener medizinische Wochenschrift (1946); Vol: 152 (15-16); p. 373-8 /2002/)

Diğer yandan boswellik asidlerin aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin ürettiği Elastaz adlı enzimin de (HLE) üretimini azalttığı ve böylece benzersiz bir “çift yönlü” antiiltihabi etki gösterdiği ortaya konmuştur. (Safayhi et al.: “Inhibition by boswellic acids of human leukocyte elatase”; The Journal of pharmacology and experimental therapeutics; Vol: 281 (1); p. 460-3 /199704/) Nitekim bu çift etki, nötrofil aktivasyonu ile birlikte aynı anda Lökotrien ve Elastaz salınımının artışı ile oluşan iltihabi ve alerjik hastalıkların tedavisinde paha biçilmez bir özellik teşkil eder.

Bakhurun ayrıca başta meninks denen beyin zarının kanseri, lösemi (kan kanseri), beyin kanseri ve bir seri başka kanser tipinde, kanser hücrelerini öldürücü (sitotoksik) ve büyümelerini engelleyici (sitostatik) etkiye sahip olduğu gösterilmifbgştir. Burada da bakhurun doğal ekstresinin ihtiva ettiği tekil maddelerden 2,3 ila 3,3 kat daha etkili olduğu görülmüştür. (Hostanska K et al.: “Cytostatic and apoptosis-inducing activity of boswellic acids towards malignant cell lines in vitro”; Anticancer Research; Vol: 22 (5); p. 2853-62 /2002 Sept-Oct/)&(Park YS et al.: “Cytotoxic action of acetyl-11-keto-beta-boswellic acid (AKBA) on meningioma cells”; Planta medica; Vol: 68 (5); p. 397-401 /200205/)

Ancak bakhur kullanımında dikkat edilmesi gereken hususlar yok değildir. Nitekim yapılan çalışmalar göstermiştir ki bakhur, belli ilaçların yıkılıp vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan sitokrom P450 enziminin (CYP 1A2/2C8/2C9/2C19/2D6/3A4) etkisini azaltmaktadır. (Frank A & Unger M: “Analysis of frankincense from various Boswellia species with inhibitory activity on human drug metabolising cytochrome P450 enzymes using liquid chromatography mass spectrometry after automated on-line extraction”; Journal of chromatography. A; Vol: 1112 (1-2); p. 255-62 /20060421/) Diğer bir deyişle sitokrom P450 tarafından yıkılan bir ilaç ile bakhurun bir arada kullanılması, ilacın yarılanma ömrünü uzatacağından istenmeyen etkilere yol açabilir. Bu bakımdan ilaç kullanan hastaların bir hekim veya eczacıya başvurarak kullandıkları ilacın bu enzimce yakılıp yakılmadığını, dolayısıyla bakhur ile etkileşim içine girip girmeyeceğini öğrenmelidirler.

 

Yukarıda kısaca derlemeye çalıştığım bilimsel veriler ortaya koymaktadır ki bakhur hem pestisid (haşere öldürücü) etkisi ile hastalıklara karşı önlem hem mevcut bazı hastalıklarda kullanılan etkili bir ilaçtır. Böylece bakhurun sahip olduğuna inanılan şifasının bir hurafe olmadığını da rahatlıkla söylememiz mümkün.

 

[1][i] Nur/55

[1][ii] Yaygın görüşe göre bahsi geçen ‘Zikir’ Tevrat’tır.

[1][iii] Enbiya/105

[1][iv] Bu özet “Masumlar ve Mehdilik” adlı kitaptan alınmıştır.

[1][v] Hz. Mehdi(AS)’nin tam adı ‘Muhammed-el Mehdi’dir.

[1][vi] Feraid-us Simtayn , C-2, S-334

[1][vii] Müsned-i Ahmed : C-3 S-36, El-Müstedrek, C-4, S-557

[1][viii] Yedinci imamımız Hz. Musa el-Kâzım

[1][ix] Kifayet-ul Eser, S- 269-270, Kemal-ud Din” C-2, S-361

[1][x] Naziat/ 42-45

[1][xi] Ahzab/63

[1][xii] Araf/187

[1][xiii] Lokman/34

[1][xiv] Şura/17-18

[1][xv] Hidayetil Kübra S: 392-393

[1][xvi] Bihar-ul Envar C-52 S-117

[1][xvii] Kafi C-1 S-328

[1][xviii] Gurer’ul Hikem S-29

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine