TOPLUMUN ÖTEKİ YARISI

Nihad YENMİŞ

Bir toplumun en küçük yapısı olan aile; anne, baba ve çocuklardan oluşur. Dolayısıyla toplumu oluşturan bireylerin yarısı kadın demektir. Ancak tarih boyunca toplumsal düzen oluşturulurken kadın yok sayılarak hareket edilmiştir. Bu uygulama, yaşamın her alanında birtakım eksikliklerin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Egemen olan erkeklerin düzeninde kadın, daima öteki yarı olmuştur. Oysa bütünün öteki yarısı geliştirilmeden toplumun sağlıklı bir şekilde gelişmesi düşünülemez, tarih boyunca bu şekilde başarıya ulaşmış, sağlıklı bir toplum örneği de verilemez. Kadına, nasıl yaşaması gerektiğinden tutun, nasıl giyineceğine kadar her şeyi erkekler belirleyecek ve kadın bunu kayıtsız şartsız uygulayacak, sonra da “Tarihte kadına gereken önemi veren bir toplum olarak tüm kararları kadınlarımızla birlikte almışız…” sözleriyle başlayan nutuklar atacağız. Yok öyle bir şey.

Yerel seçimlerin henüz tamamlandığı bu günlerde yönetime talip olanların arasında kadın adayın yok denecek kadar az olması bir yana meclis üyeleri arasında kadınlarımızın esamisi bile okunmamaktadır. Beni en çok üzen İskenderun ve İskenderun’a bağlı beldelerin belediye başkan adayı ve meclis üyeleri listelerinin durumu. Alevi inancının gereği olarak kadınlarımıza verdiğimiz değeri yönetsel anlamda göstermemiz gerekmez miydi?

Ben, belediye meclisinde kadın üyelerin varlığını; seviyeli, dürüst, şeffaf ve verimli bir hizmetin en önemli şartlarından biri olarak görüyorum. Kadının bulunduğu yerde nezaket vardır, toplumun menfaatini gözetme vardır, suiistimallerin önlenmesi vardır ve medeni ölçütün hâkim olduğu düzen vardır. Kadına ve kadın haklarına saygı her alanda sağlanmalıdır. Aksi durumda toplum düzeninde aksaklıklar kaçınılmaz olacaktır. Kadınlarımız, demokratik kitle örgütü olarak tabir ettiğimiz derneklerimizde, meslek odalarımızda, toplum yararı gözeten tüm kuruluşlarımızda ve sendikalarımızda erkekler kadar temsil edilmedikçe bir yanımız ama toplumun can damarı olan yanımız eksik kalacaktır. Ve bu eksiklik çağdaş medeniyete ulaşma yolunda ayaklarımızı bağlayacak pranga olacaktır.

Kadınların eğitim, sağlık ve masa başındaki başarıları sayesinde bazı meslekler, kadınla anılır duruma gelmiştir. Kadınlar fırsat tanındığında veya kardelen misali her türlü zorluğu, engellemeleri aşıp kendi şanslarını kendileri yarattıklarında neleri başarabileceklerini herkese göstermişlerdir. Kadını eve hapseden, onu temsil etme hakkından uzaklaştıran zihniyet, bu başarılar karşısında en azından şunu kabullenmelidir ki, toplumun geri kalmışlığında, cahilliğinde kendisinin payı büyüktür. Kadını yaşamın dışına itme gayreti içinde olanlar en azından şunu düşünmelidir, bir insanın ilk öğretmeni kendi annesidir. Öğretmen cahil olursa öğrenci nasıl olur, sonra toplum nasıl şekil alır? Hz. Muhammed, (s.a.a.v) bir hadisinde “Çocuklarınızı doğmadan eğitmeye başlayınız.” diye buyurunca sahabelerden birisi sorar: “Bir çocuk henüz doğmadan nasıl eğitilir?” Hz. Muhammed’in cevabı 21. yüzyılın aydın insanının da özlemi olan cevaptır: “Annelerini eğitiniz.” İşte bu yüzden kadınlar, haklarını sonuna kadar sorgulamalı, araştırmalı ve hayatın her alanında yer almalıdır. Aynı zamanda mecliste, yerel yönetimde, meslek temsilcilikleri ve kuruluşlarında erkekler kadar temsil hakkını kullanmalıdır. Hakkını diyorum zira bu, asırlar boyunca gasp edilen ve ancak Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk kadınına tekrar iade ettiği haktır. Kadınlar, aleyhlerine oynanan tüm oyunları boşa çıkarmalıdır. Günümüzde kadının kıyafeti siyasi bir gündem oluşturacak hâl almıştır. Kadın kendisine sorulmadan, tercihi dikkate alınmadan erkek egemen toplumda biçilen şablona uygun olarak yaşamaya zorlanmıştır ve zorlanmaya da devam edilmektedir. Bu zorlama babanın, ağabeyinin, kocanın ve hatta erkek kardeşin baskısı ile de olabilmektedir. Bunlar ancak kararlı ve bilinçli bir karşı duruşla engellenebilir.

Şurası unutulmamalıdır ki yaşamın her alanında kadının erkek kadar söz sahibi olması toplumun gelişmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Kadın bu konuda bilinçlenmeli ve erkeğin kayıtsız şartsız hükmetme gücünü kırmalıdır. Bunu yaparken saygın, gururlu, haklarının bilincinde ve toplumdaki yerinin ne olması gerektiğini kavramış bir birey olmak durumundadır.

 

Kadınlar, Akad’ın çatısı altında bu bilinçlenme hareketine başlayarak erkeklerin sahip olduğu tüm haklardan yararlanma isteklerinin adımını atabilirler. Tüm kadınlarımız derneğimize üye olabilir, Alevi inancının temel ilkelerinin nesilden nesile aktarılmasına katkı sağlayabilirler. Unutmayalım ki ilk öğreticimiz, ilk öğretmenimiz annemizdir. Ve annemiz kadındır. Tüm kadınlarımıza saygılarımla.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine