HİLAFET HAKKI (2)

Nurettin REYHANİ

Bismillahirrahmanirrahim

 Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun. Dualarımız ve selamlarımız nebimiz ve seyyidimiz, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed Mustafa (s.a.a.v) , onun güzel, temiz soyuna ve ehlibeytine olsun.

Bizi, Hz. Muhammed’in itaatine muvaffak eden, Allah’ın ibadetine sabit kılan, “Seni alemlere rahmet olarak gönderdik.” diye nitelendirdiği nebî’i, resulü, ve habibi Hz. Muhammed’i tasdik edenlerden yaratan Allah’a hamdolsun.

Allah’a şükürler olsun bizler, onun yolunu tuttuk, onun delillerini izledik, onun hidayet nuruyla aydınlandık, onun emirleriyle hareket ettik ve yasaklarından kaçındık. Onun hiçbir hadisini ve şeriatını değiştirmeyiz. Hiçbir veli ile bir tutmayız, onun hiçbir düşmanını veli seçmeyiz. Doğru bir niyetle ve ihlasla ona iman ettik. Dünya ve ahirette ebedi saadete; onun risaletini tasdik etmek, peygamberliğine iman etmekle ulaşılacağını öğrendik. Allahuteala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: ”Battığı zaman and olsun yıldıza ki, arkadaşınız (Hz. Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı. O, kötü arzularına göre konuşmaz. Onun konuşması vahyedilenden başkası değildir. Ona, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti”(Necm Suresi : 1-5) Bundan dolayı bizim, onun emirlerine itaat ettiğimizi ve sözlerini dinlediğimizi görürsünüz.

Ehlisünnetin en büyük alimlerinin kaynaklarına göre Muhammed (s.a.a.v); insanları Hz. Ali’yi sevmeye teşvik ettiğini, onun (Hz. Ali) vasisi, velisi ve kendisinden sonra halifesi olduğunu, onun yolundan gidenlerin cennete, düşmanlarının ve onun yolundan sapanların cehenneme gideceklerini dile getirdiklerini anlatırlar. Burada sizlere ehlisünnetin büyük alimlerinden tarihçi ve müfessirlerinden Ebi Cafer Muhammed İbni Cerir ‘et-Taberi’nin “El Vilayeh” adlı eserinden, “Gadir Hadisleri” bölümünden bir olayı nakledeceğim:

Zeyd bin Arkam’dan rivayetle dedi ki: Hz. Muhammed (s.a.a.v)Veda Haccı’ndan dönerken, kuşluk vakti sıcakların şiddetli olduğu bir sırada Gadir Hum’a geldiğinde çalı çırpıyı temizlememizi emretti. Cemaat halinde namaza davet etti, toplandık. Çok güzel bir hutbeden sonra dedi ki: Allahuteala bana Cebrail (A.S) aracılığıyla: “Ey Allah’ın resulü; Rabbin tarafından sana bildirileni tebliğ et. Şayet tebliğ etmez sen risaletini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır.”(Maide suresi : 67) Rabbim tarafından Cebrail (a.s.) burada durmamı, beyazla siyah herkese Ali bin Ebi Talib’in kardeşim, vasim, halifem ve benden sonra imam olduğunu bildirmemi emretti. Bana inananların azlığı, eziyet edenlerin çokluğu, Ali’ye düşkünlüğümden dolayı Rabbimin beni affetmesini Cebrail’e söyledim. Hatta bana, her söyleneni dinleyen kulak diye takıldılar. “Yine onların içinde öyleleri vardır ki, Peygamber'i incitiyorlar ve "O her söyleneni dinleyen bir kulaktır." diyorlar. De ki; "Sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a inanır, müminlere inanır, ayrıca sizden iman edenlere de bir rahmettir". Allah'ın Resulünü incitenlere acıklı bir azap vardır.” (Tevbe Suresi :61) Şayet isteseydim hepsini isimleriyle tek tek sayardım. Onları gizli tutmak yüksek ahlakıma daha uygundur. Allah ricamı kabul etmedi, illa onu tebliğ etmemi emretti:

“Ey insanlar! Bilin ki Allah onu (Hz. Ali’yi) size imam ve veli olarak seçti. Herkesin ona itaat etmesini emretti. Onun hükmü uygulanır. Onun sözü geçerlidir. Ona karşı çıkan (muhalefet eden) lanetlidir. Onu tasdik eden Allah’ın rahmetine kavuşacaktır. Duyun ve itaat edin. Allah mevlanızdır. Ali de imamınızdır. Ondan sonra imamlık kıyamete kadar onun soyundan devam edecektir. Allah ve Resulünün helal ettiğinden başka helal yoktur. Allah ve Resulünün haram ettiği sürekli haramdır. Allah’ın bana bütün bildirdiklerini size açıkladım. Ona (Hz. Ali’ye)büyüklenmeyin. O hak üzerine amel eder, sizi hidayete götürür. Allah onu (Hz. Ali’yi) inkar edeni affetmeyecek, tövbesini kabul etmeyecek ve sonsuza dek şiddetli azap vereceğine dair söz verdi. İnsanlar var oldukça, onlara rızk indiği sürece o (Hz.Ali ) benden sonra en üstününüzdür. Ona karşı gelen lanetlidir. Bu sözlerim bana Allah tarafından Cebrail (a.s.) aracılığıyla indirilmiştir. Yarın ona nasıl davranacağınızı göreceğiz.

Kur’an’ın hükümlerini anlayın, kendi yorumlarınızla hareket etmeyin. -Hz. Ali’yi koltuk altından tutup herkesin göreceği şekilde yukarı kaldırdı.- Kur’an’ı ancak elini aldığım, vücudunu kaldırdığım tefsir eder, size öğretir. Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır. Mevlalığı Allah tarafından bana belirtilmiştir. Görevimi yerine getirdim, tebliğ ettim, duydunuz ve size açıkladım. Mü’minlerin emirliği benden sonra ondan başkasına haramdır.

Hz. Muhammed (s.a.a.v)Hz. Ali’nin elini yukarı kaldırdı ve dedi ki:”Ey insanlar! Bu (Hz. Ali) kardeşim, vasim, ilmimin açıklayıcısı, bana ve Kur’ana inananların halifesidir. Allah’ım, onu veli seçenin velisi ol, düşman olana düşman ol, onu inkar edeni lanetle, hakkını inkar edene azap ver. Allah’ım, Hz. Ali’nin hakkını belirttikten sonra “Elyevmü ekmeltü leküm diynüküm. (….Bugün dininizi tamamladım….)” ayeti kerimesini indirdin. Bugün dininizi Ali’nin imameti ile tamamladım. Kim o nu ve onun soyundan gelen çocuklarımdan başka imam seçerse amelleri boşunadır, sonsuza kadar ateşte kalacaklardır. İblis, Hz. Adem’i (a.s.) yüce sıfatına rağmen kıskandı ve onu cennetten çıkardı. Ali’yi kıskanmayın, amelleriniz düşer, ayaklarınızın üzerinde duramazsınız. “Vel asri. İnnel insane lefi husrin” Ali hakkında inmiştir. (Asra yemin olsun ki, İnsan mutlaka ziyandadır.)” (Asr suresi :1, 2)

Ey insanlar! Gözünüzün önüne perde gelmeden, sırtınızı geri çevirmeden önce, Ashab’ı Sebti lanetlediğimiz gibi sizi lanetlemeden, Allah’a peygambere ve onunla nura iman edin. Allah’ın nuru bende, benden sonra Ali’de, Ali’den sonra Mehdi’ye kadar onun soyunda devam edecektir.

Ey insanlar! Benden sonra imamlar gelecek, sizi ateşe davet edecekler. Kıyamet gününde zafere ulaşmayacaklardır. Allah ve ben onlardan uzağız. Onlar, yandaşları ve onlara uyanlar, cehennemin en alt tabakasında olacaklardır. İmamlığı zorla alacaklar, hesabınızı görmek için yakında size yöneleceğiz. Üzerinize halis ateşten bir alev ve duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.” (4)

Sevgili kardeşlerim,

Hz. Peygamberimizin (s.a.a.v) Hz. Ali (a.s.) hakkında dile getirdiği faziletleri görün. Bu sözleri duyduktan sonra Hz. Muhammed (s.a.a.v)inanıyor, onu doğruluyor isek Hz. Ali’yi sevmek onu veli seçmek onun yolundan gitmek, onun ipine sıkı sıkı sarılmak haktır. Evet, biz onu veli, imam ve yol gösterici olarak kabul ediyor onu örnek alıyoruz. Bize Alevî denmesine razıyız, bu isimle iftihar ediyoruz. Hz. Muhammed’in (s.a.a.v)“Allah beni Ali’yi benden sonra hidayete ersinler, diye önder olarak seçmemi emretti.” dediği Ali’nin velayeti ile nasıl iftihar etmeyiz. Allah’a şükür bizler, Mü’minlerin Emiri ile hidayete erdik, bizler sadık Alevîleriz. Biz ahlakımızı, edebimizi, güzel arkadaşlığımızı, peygamberin ehlibeyti, risaletin kaynağı, Allah’ın her türlü pislikten arındırdığı, tertemiz yarattığı, imamların en saygını ve en büyüklerinden kazandık. Şura suresinde “De ki: bunun karşılığında sizden bir ücret istemiyorum, yalnız akrabalarıma sevgi gösterin.” diye buyuruyor. Tefsir el Muhiyt’te Heyyan el Endulusi’nin; bu ayeti kerime indiği zaman Resulullah’a (s.a.a.v)“Allah kimi sevmemizi emretti” diye sorduklarında: “Onlar; Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’dir.” dedi.

Kifayetü t’Talib eserinde Enes bin Malik rivayet ediyor: “Ben, Ebu Zer, Selman, Zeyd bin Sabit ve Zeyd bin Erkam Hz. Peygamber’in (s.a.a.v) huzurundaydık. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin içeri girince Hz. Resulullah (s.a.a.v) onları öptü. Ebu Zer, yerinden kalktı, eğilip Hasan ve Hüseyin’in ellerini öptü, gelip yerine oturdu. Ona gizlice:” Ey Ebu Zer, Resulullah’ın büyük, yaşlı ashabından birisinin Haşim ailesinden iki gencin elini öptüğünü gördün mü?” diye sorduk. Ebu Zer: “Evet. Benim duyduklarımı siz duysaydınız daha fazlasını yapardınız.” dedi. “Resulullah’tan (s.a.a.v) ne duydun?” diye sorduk. Ebu Zer:”Resulullah (s.a.a.v) Ali’ye ve onlara dedi ki: “Allah’a yemin ederim ki, bir kul bitap düşene kadar namaz kılar, oruç tutar ve sizi sevmez düşmanınızdan sakınmazsa namaz ve orucu hiçbir menfaat sağlamaz. Ey Ali, kim sizin hakkınızla Allah’a dua ederse onu mahcup etmez. Ey Ali, sizi kim severse size sıkı sıkı sarılırsa, Allah’ın ipine sarılmış olur.” Hadisin sonunda:

“…..Hayret! Bazı kavimler bu sözleri duyacaklar, Allah onları hidayete eriştirdikten sonra sırt çevirecekler. Onlara (Ali ve soyuna) eziyet ederek bana eziyet etmiş olacaklar. Allah onlara şefaatimi göstermesin.”

Sevgili kardeşlerim,

Sadık ve emin olan Resulullah’ın (s.a.a.v) açıklamalarına dikkat edin. Oruç, namaz ve kulu Rabbine yaklaştıran her türlü salih amelin kabulünü Mü’minlerin Emiri Ali ve onun masum soyunun sevgisine şart koşmuştur. Onlara sırt çeviren, onlara düşmanca davrananlara ceza verecektir. Her ne salih amelle gelirse gelsinler, onların sevgisi ve velayeti olmadan faydası yoktur.

Sevgili kardeşlerim,

İbn il Mes’udi ’nin Mürucul Zeheb adlı eserinde Muhammed bin Ebu Bekir’in (Ebu Bekir’in oğlu Muhammed), Ebu Süfyan’ın oğlu Muaviye’ye yazdığı mektuptan bir alıntı yapalım:

“(Hz. Muhammed’e (s.a.a.v) salat getirip övdükten sonra)…….

Allah onu (Hz. Muhammed’i) resul ve müjdeleyici olarak gönderdi. Ona ilk uyan vekil olan, iman eden, onu tasdik eden, Müslüman olan, ona selam veren kardeşi ve amcasının oğlu, Ebu Talib’in oğlu Ali’dir. İnsanlara gizli olduğu zamanda ona inandı. Onu her türlü şiddetten kendisi korudu. Onunla savaşanla savaştı. Onu dost edineni dost edindi. Onun yolunu izledi. Amellerinde ona, kendisinden daha yakını yoktur. Kendini ona karşı yücelttiğini gördüm. Sen sensin, o da odur. O insanların en iyi niyetlisi, en üstün soyu, en hayırlı hanımla evli olandır. Sen ise, insanların en kötüsü ve en kötüsünün oğlusun. Sen ve baban hata ettiniz. Batılı Resulullah’a (s.a.a.v) tercih ettiniz. Allah’ın nurunu söndürmeye çalışıyorsunuz. Bu uğurda insanları topluyorsunuz, mallarınızı harcıyorsunuz. Kabileleri ona kışkırtıyorsunuz. Baban bu uğurda öldü. Sen de bu uğurda vekili oldun. Bil ki ümitsiz olduğun, onu her türlü şiddetten koruyan Allah’a karşı savaşıyorsun……..”

Muaviyenin cevabında ise;

Sahr oğlu Muaviye’den, babasını küçülten Ebu Bekir oğlu Muhammed’e:

“…….. Mektubunda Ebu Talib oğlu Ali’nin Resulullah’a yakınlığını, ona karşı çıkmamın kötülüğünü zikrettin. Beni, senin olamayan, başkasının faziletleriyle protesto ediyor ve ayıplıyorsun. Bu fazileti senden başkasına veren rabbine şükret. Biz ve baban, Ebu Talib oğlu Ali’nin faziletini, ona itaat etmenin hak olduğunu, bizden iyi olduğunu biliyorduk. Allah, Peygamber’e vaat ettiğini seçtikten, davetini açıkça belirttikten, hüccetini açıkladıktan sonra onu (Hz. Muhammed’i) yanına aldı. Ali’nin hakkını ilk alan, baban ve Faruk-ı Ömer’dir. Anlaşarak ittifak halinde Onun emrine muhalefet ettiler. Kendilerinin hakkı olmayan, üstesinden gelemeyecekleri bir işe (biat etmeye) davet ettiler. Onun (Hz. Ali’nin) karşısında kekelediler. Biat etmekte gecikti. Sonra onlara biat etti, teslim oldu. Ölene kadar hiçbir emirde ona danışmadılar, hiçbir sırrı ona açıklamadılar. Baban onun mülkünün ve liderliğinin alınmasını kolaylaştırdı. Şayet bizim yaptığımız suç ise, bunu baban başlattı, biz de ortaklarıyız. Baban muhalefet etmeseydi, biz Ali’ye muhalefet etme imkanı bulamazdık. Ona teslim olacaktık. Fakat babanın yaptıklarını gördükten sonra biz de devam ettirdik. Bunu ilk yapan babanı ayıpla…….”

Sevgili kardeşlerim. Mü’minlerin Emiri’nin en büyük düşmanı Süfyan oğlu Muaviye bile

Hz. Ali’nin üstünlüğünü, hilafetin onun hakkı olduğunu itiraf ediyor. Ebu Bekir ve Ömer’in hilafeti ondan zorla aldıklarını ve hiçbir konuda kendisine danışılmadığını belirtiyor.

Bundan dolayı biliyoruz ki, Müminlerin Emiri Ali’nin hak yolda olduğunu, Peygamber’in (s.a.a.v) deyimiyle kurtuluş, onun yolundan gitmekle olur. Bundan dolayı biz onun yolunu seçtik, onu velimiz bildik. Bizleri onun sevgisine ve itaatine eriştiren Allah’a şükürler olsun.

 

Biz Alevîler Ali’nin yolunu seçtik ve bu isimle iftihar ediyoruz. Bizi sevmeyenlerin itham ettikleri yalanlara ve iftiralara önem vermiyoruz. İleride inşallah Allah’ın huzurunda duracağımız zaman kimin hak, kimin batıl yolda olduğunu göreceğiz. Allah’ın salat ve selamları, sonsuza dek Hz. Pegamberimiz Muhammed’in ve pak soyu ehlibeytinin üzerinde olsun. Doğru yolu seçenlere selam olsun. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine