HOŞGELDİN

 

Ve hoş geldin dedi hayat. Yaşamın en karamsar, ölümün en yakın olduğu anda. Hoş geldin evlat dedi, gel yanıma sana beni anlatayım, bana seni anlatayım. Ben öyle bir yerim ki ne sevilmeye gelirim ne nefret edilmeye. Kaçarsan kovalarım, kovalarsan kaçarım. Garip bir oyun değil mi, hüzünlü bir aşk hikâyesi. Tam bana kavuştuğunu sandığın anda ecel kapını çalar. Hatta kapını falan çalmaz direkt gelir ve alır götürür seni bilmediğin daha doğrusu bilip de hiç ilgilenmediğin diyarlara. Sonra kitabın eline verilir. Vah dersin peşinden koşarken kaçırdığım zamanlara. Daha yapacak çok şey vardı ama daha çok zamanım var diye düşünürdün. Zaten sonunda bırakacaktın tüm bu işleri ah ama düdük çaldı, maç bitti.

Ve hoş geldin dedi hayat. Yaşamın en karamsar, ölümün en yakın olduğu anda. Hoş geldin evlat dedi, gel sana bir hikâye anlatayım. Belki hiç duymadın bu hikâyeyi ama çok tanıdık gelecek. Bir varmış bir yokmuş. Günlerden bir gün dünyaya bu varlığıyla yokluğu tartışılan biri doğmuş. Ağlamaya başlamış ilk doğduğunda o ağladıkça çevresindekiler gülmüş. “Yaşıyor çok şükür.” Önceleri bir ağlamayla bir uyumayı bilirmiş. Çok mu acı geldi hayat çok mu sıkıcı bilinmez. Zamanla alışır bu hayata ilk gülücük, ilk sözcük, ilk adım derken kendini okul yolunda bulur. Hemen büyümek ister. Hemen kocaman kocaman elleri olsun, upuzun boyu olsun, kimse artık onu küçümsemesin ister. Bıkmıştır ‘büyüyünce ne olacaksın’ sorusundan. Hemen ne olacaksam olayım da rahatlayayım der. Sürekli başarması gereken dersleri vardır, bitirmesi gereken okulları, kazanması gereken sınavları. Sonra yine okul, yine ders, yine sınav. Ama bir gün bitecek diye düşünür. Mezun olunca rahatlayacağım der. En son okulunun diplomasını eline alınca uçacaktır sevincinden. Heyt be kocaman adam olmuştur. Hemen bir iş kurmak ekonomik özgürlüğüne kavuşmak ister. Artık baba parası yemek istemiyordur. Geceleri gündüzlerine katar, çalışır da çalışır. Sorsalar öte dünyaya inanıyorum der ama orası için çalışacak zamanı yoktur. Hem daha gençtir daha önünde uzun bir yol vardır. Yalnızlıktan sıkılır sonra hem çevresindekilerin evlen artık laflarından da bıkmıştır. Evleneyim de biraz rahatlayım der. Evlenir ama artık geçindirmek zorunda olduğu bir evi bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi vardır. Daha çok çalışması daha çok para kazanması gerekir. Şimdi çok işim var Allah’ım der. Çocuklar biraz büyüsün işleri düzene sokayım o zaman rahatlayacağım o zaman öte dünya için çalışacağım der. Hem çalışmak da bir ibadet değil midir? Sonra çocuklar büyür ama şimdi de onlara iş kurmak onları evlendirmek gerekmektedir. Hem kriz çıkmıştır, işleri çok riskli bir döneme girmiştir. Daha çok çalışması gerekir. Derken bir gün işyerinde iken bir kriz tutar. Evin telefonu çalar. ‘Kurtaramadık, yolda hayatını kaybetti.’ diye bir ses duyulur. Herkes yolda kaybetti sanır hayatını oysa o, hayatını her kalp atışında azar azar kaybetti ve sonunda hepsi tükendi. Malına bakar ve: “Ben seni toplamak için çok uğraştım.” der. “Bana yardım et.” Benden alacağın ancak bir kefen parçasıdır diye yanıt verir malı. Çocuklarına bakar: “Ben sizi yetiştirmek için çok uğraştım, bana yardım edin.” der. “Biz seni mezara kadar götürürüz üzerini toprakla örter, bir fatiha okuruz.” derler. Hepsi ağlıyordur ama ellerinden bir şey gelmez. O an Hz. Ali’nin bir sözü gelir aklına “Doğduğunuzda siz ağlarken herkes gülüyordu, öyle bir hayat yaşayın ki öldüğünüzde herkes ağlarken siz gülün”. Ah şimdi gülmeyi ne çok isterdi. En son iki melek belirir yanında. Anlat derler. Anlatacağım der anlatacağım ama inanın benim çok işim vardı... Bildin mi bu hikâyeyi, daha önce dinledin mi birilerinden?

Ve hoş geldin dedi hayat. Yaşamın en karamsar, ölümün en yakın olduğu anda. Hayat budur evlat dedi. Bir rüyanın ta kendisi. İyi o zaman neden bu koşuşturma al canımı kurtulayım deme sakın. Bir yoldasın çünkü evlat ve imtihanın çok yakın. Uyardım seni dikkatli ol diye en zor anında bile güçlü ol, en yoğun anında bile öte dünyayı düşün diye.

Ve hoş geldin dedi hayat. Yaşamın en karamsar, ölümün en yakın olduğu anda. Hayata tutunmanın dimdik ayakta kalmanın ve öte dünyaya gülümseyerek kavuşmanın tek bir yolu vardır evlat. “Hayat hoş geldin, bak dimdik karşındayım. Beni yıkamazsın, peşinden koşturtamazsın, arkamdan kovalarsan yakalayamazsın. Çünkü niye geldiğimi kime hizmet için var edildiğimi biliyorum. Çünkü sana değil rabbime karşı kulluğumun bilincindeyim ve bu kulluk beni dünyanın en özgürü kılıyor.” diyebilmek. İnanarak yaşayarak bunları hissetmek.

Ve hoş geldin dedi hayat. Yaşamın en karamsar, ölümün en yakın olduğu anda. Bilmez misin dedi. Güneşin gülüşünü görmek için gecenin karanlığını aşmak gerekir.

 

Ve hoş geldin dedi hayat. Yaşamın en karamsar, ölümün en yakın olduğu anda. Hoş geldin evlat...

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine