DİNCİLİK İLE DİNDARLIK

Muhsin TÜMKAYA

Sonsuz bir güce sığınma içgüdüsüyle başladı her şey. İnsanoğlu, var oluşundan itibaren korktuğu bütün nesneleri sınırsız bir gücün odağı haline getirdi. Kimi zaman Ay’ı kimi zaman Güneş’i kimi zaman ateşi, kimi zaman da toprağı yaratıcı güç olarak kabul etti.

Asırlar asırları kovaladı, insan bilmediği şeyleri yavaş yavaş bilmeye ve anlamlandırmaya başladı. Önceden taptığı Ay, Güneş, ateş ve toprağın yaratıcı gücün yaratılmışları olduğunu anladı. Böylece din kavramıyla karşılaştı.

Din nedir?

Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlakî ögeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama değer ve kurumlara sahip inançlar bütünü olarak tanımlanabilir. Din sözcüğü bazen inanç kavramı yerine de kullanılmaktadır. Bunun aksine inanç sözcüğü de bazen din sözcüğü yerine kullanılmaktadır.

Dinler tarihine bakıldığında, farklı kültür ve toplulukta din kavramının değişik biçimde oluştuğu ve şekillendiği görülür. Arapça kökenli din sözcüğü “yol, hüküm, mükâfat” gibi anlamlar taşır.

Dini değerlerin anlamlandırılması ve algılanması farklı olmuştur. Dinin ortaya çıkışıyla birlikte insan pek çok yeni kavramla tanıştı. Bu kavramlar farklı bireylerce farklı yorumla karşılaştı ve karmaşa doğurdu. Bu karmaşanın ortaya çıkış nedeni; dini, gösteriş için yapanlarla dini yaşayanlar arasındaki algılamadır. Yani tanrı ile kul arasına girme cüretini gösterenler ile dini içten bir kabulle yaşayanlar arasında çıktı. İşte bu anlayış farklılığı dindar ile dinci kavramını doğurdu.

Dinciler kendi iradeleriyle hareket etmeden yaşarlar. Dindarlar ise hayatı kendi iradeleri ve çizdikleri sınırlar çerçevesinde sorgulayarak, araştırarak, doğruyu yanlıştan ayırarak özgürce yaşarlar. Dinci yönetilen, dindar hür hareket edendir. Dindar, insanı ve dünyayı sevmek, iyilik yapmak, kibirden, gösterişten ve ahlakın uygun görmediği her türlü kötülükten kaçınmak gibi değerler üzerine hayatını kurar. Yaptığı güzellikler ve iyiliklerden haz alarak mutlu bir şekilde yaşar.

Dinci, dini insanlar üzerinde baskı kurmak, onları pasifize etmek, onları kendine benzetmek ve itaatkâr köleler yaratmak için çalışır. Kendi istediği gibi yaşamayan insanları karalamak, kötülemek, aşağılamak, işine geldiği zaman öldürmek dincinin vasıflarıdır. Dindar başka bir insana kötülük etmeyi, onu aşağılamayı, din dışı sayarak yok saymayı düşünmez. Sivas’ta otuz yedi aydınımızın yakılarak öldürülmesi dindar bir kimsenin yapacağı iş değildir. İnsanın tüylerini ürperten bu olayı din adına yaptıklarını belirtmeleri vahametin boyutunu gösterecek türdedir. Bunu yapanlar cihat yaptıklarını zannetmektedir. Ancak cihat akılla, mantıkla, bilimle, güzel ahlakla olur. İnsanlara yaşadığınız dinin güzelliklerini yaşatarak olur.

Sivas’ta yapılan katliamı hangi din, hangi kitap, hangi vicdan kabul eder? Aklı başında olan her insan bilir ki; Allah’ın verdiği canı ondan başka hiç kimse alamaz. Katliamı mubah görüp cihat anlayışı içinde değerlendirmek fanatikliktir, cahilliktir, bağnazlıktır. Bu bağnazlığı İslam dini kesinlikle kabul etmez. Çünkü İslam, hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı ve erdemli olmayı emreder. Sizin gibi düşünmeyeni yakın demez. Zaten insanı kahreden de yaptıkları caniliği Allah adına yaptıklarını söylemeleridir.

Gerçek bir Müslüman karıncayı dahi incitmek istemez. İnsanlara faydalı olmaya çalışır. Kendisi gibi düşünmeyenleri ve farklı dinde olanlara karşı bir hoşgörüyle yaklaşır. Bunu başaramayan kişinin üzerinde kul hakkı vardır. Bu konuyla ilgili Hz. Ali “Kul hakkı varsa sinende, güveneceğin sevabın yoktur.”der. Bu sözden hareketle insanların canına kast eden insanları bir düşünelim; bunların Allah katında ne gibi sevapları olabilir? Bu soruyu bütün insanların kendilerine sorması gerekir.

Birbirimizi öldürmek için harcadığımız enerjiyi keşke; birlik, beraberlik, insanca yaşam, dostluk ve kardeşlik için harcasaydık. Keşke herkese saygı ve sevgiyle yaklaşabilseydik. İşte o zaman hayat daha anlamlı olurdu. Hem bu dünya hem de öbür dünya için huzur aranıyorsa dindar bir Müslüman olarak yaşamak gerekir. Dinci olan bunu bilmez. Dinci güzelliği bozmaya çalışır; dindar güzelliğe güzellik katmaya.

 

Allah adına işlenen cinayetlerin faillerine “dincilere” Hz. Ali’nin sözüyle seslenmek istiyorum; “İnsan, insanın kardeşidir, istese de istemese de.”

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine