EHLİBEYT  ÖĞRETİSİ

Sabahattin GÜNDÜZ

Ehlibeyt öğretisini anlayabilmek için önce Hz. Muhammed efendimizin Ehlibeyt hakkındaki vasiyetlerini idrak etmek lazımdır. Herkesçe bilinen meşhur hadislerde şöyle buyurmuştur: “Benim Ehlibeytim Nuh’un gemisi gibidir. Bu gemiye binen kurtuluşa erecek, binmeyen de helak olacaktır.” (boğulacaktır) keza bir başka hadiste ümmete seslenirken; “Sizlere iki emanet bırakıyorum birincisi Kur’an-ı Kerim ikincisi Ehlibeytimdir. Eğer bunlara tutunursanız asla dalalete sapmazsınız.”diye buyurmuştur.

Ehlibeytin yalnızca İslam âlemi için değil, dünya âlemi içinde de belli bir öneme haiz olduğu ehlibeytle ilgili yazılanlardan anlaşılmaktadır. Ehlibeyte kuvvetli bir sevgi besleyen Hıristiyan yazar “Antuan Bara” Hz. Hüseyin hakkında iki kitap yazmıştır. Yazar kitaplarında Gandi’nin İngiliz emperyalizmini Hz. Hüseyin’in felsefesi ile yendiğini belirtmiştir. Aynı kitapta Hz. Hüseyin’i tanımak ve verdiği mesajı anlamak sadece Müslümanların değil bütün insanların görevi olmalıdır, diyerek Hz. Hüseyin’i ne kadar sevdiğini anlatmıştır. Ayrıca İslam âleminin Hz. Hüseyin’e gerektiği kadar önem vermediği için yeteri kadar tanınmadığını belirtmiştir.

İngiliz emperyalizmini yenen anlayış ve öğreti ehlibeyt öğretisidir. Bu öğretinin ilkeleri nelerdir? Bu ilkeler; adaletle hükmetmek, alçakgönüllü olmak, Allah’ı sevmek, Allah’a itaat etmek, oruç tutmak, namaz kılmak, anne ve babaya iyilik etmek, ihsanda bulunmak ve onların rızalarını almak; komşu, yoksul ve yetimlere karşı kendini sorumlu bulmak, doğru konuşmak, Kur’an-ı Kerim okumak, insanlar hakkında iyilikten başka bir şey söylememek ve bütün insanlara saygı göstermek diye özetlenebilir.

Hz. Ali efendimizden itibaren bütün ehlibeyt imamlarının, ravilerin ve muhaddislerin bizlere naklettikleri rivayet ve hadislerde yukarıda saydığımız ehlibeyt öğretisinin temel ilkeleri ehlibeyti sevenler için yol gösterisi olmuştur.

İbn-i Hacer, Savaik'ul-Muhrika  adlı kitabında söyle rivayet etmektedir: Hz. Ali (a.s) bir grubun yanından geçiyordu, onlar Hz. Ali'yi görünce hemen ayağa kalktılar. Hz. Ali, "Bunlar kimdir?" diye sordu. "Bunlar senin Şiilerindir." diye cevap verilince de Hz. Ali onlara şöyle buyurdu "Güzel de neden dostlarımızın ziynetini ve Şiilerin nişanesini sizlerde göremiyorum?" Onlar utanarak sessizliğe büründüler. O esnada Hz. Ali ile birlikte olanlardan biri sordu: "Siz ehlibeyti saygın kılan ve birçok özellikler veren Allah aşkına lütfen Şiilerinizin niteliklerini beyan eder misiniz?" Hz. Ali (a.s) söyle buyurdu: "Bizim Şiilerimiz Allah'ı tanıyanlar ve Allah'ın emriyle amel edenlerdir.
(Es-Savaik'ul-Muhrika/161.)

Ehlibeyt imamlarının birincisi ve en büyüğü olan Hz. Ali efendimizin de işaret ettiği gibi ehlibeyt öğretisi yüce Allah’ı tanımak ve onun emri ile amel etmenin ta kendisidir.

Keza İmam Hz. Cafer Es-Sadık (a.s) birine mümin kardeşlerini sordu. O şahıs mümin kardeşlerini övdü. Bunun üzerine İmam (as): "Zenginlerin, fakir ve hastaları ziyaretleri nasıldır?" diye sordu. O şahıs, "Azdır" deyince İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Zenginlerin fakirleri ziyaret edip onlara başvurması nasıldır?" O şahıs, "Azdır" dedi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Zenginlerin fakirlere mali yardımı nasıldır?" O şahıs, "Siz bizim aramızda çok az bulunan sıfat ve ahlâktan bahsediyorsunuz" dedi. .İmam (a.s) şöyle buyurdu: "O halde onlar nasıl Şia olduklarını iddia ediyorlar?"(El-Kefi, cilt, 2; sayfa,17)

İmam Es-Sadık (as) hazretlerinin hadisi zenginlerin fakir hastaları ziyaret etmesi ve fakirlere başvurması, zenginlerin fakirlere mali yardım yapması gerektiği yönünde bir mesaj verir.

Ehlibeyt öğretisi ile ilgili İmam Hasan El-Askeri (as)’nin tavsiyesi "Sizlere Allah'tan

korkmayı, dininiz hususunda yasak olan şeylerden kaçınmayı, Allah için çaba göstermeyi, doğru konuşmayı, ister iyi olun ister kötü, size güvenip yanınızda emanet bırakan kimseye emanetini iade etmeyi, secdeleri uzatmayı ve iyi komşuluk yapmayı tavsiye ediyorum. Hz. Muhammed (s.a.a.v) işte bunları getirmiştir. Sizden biri, dininin yasak ettiği şeylerden kaçınır, doğru konuşur, emaneti sahibine verir ve halka karşı güzel ahlaklı olursa, "Bu Şii'dir" denilir. Bu bizi hoşnut eder. Allah'tan korkun, bize ziynet olun, leke olmayın. (İyi amelleriniz ve güzel ahlâkınızla) Bizim için insanların sevgisini kazanın ve her türlü kötülüğü bizden uzaklaştırın. Çünkü biz, hakkımızda söylenen her iyiliğin ehli ve hakkımızda söylenen her kötülükten uzağız. Allah'ın kitabında, bizim hakkımız, Hz. Resulullah'a yakınlığımız ve Allah tarafından tertemiz (masun) kılındığımız açıklanmıştır. Bizden başka kim bu makamı iddia ederse yalancıdır. Allah'ı ve ölümü çok anın, Kur'an'ı çok tilavet edin, Peygamber (s.a.a)'e çok salâvat getirin. Çünkü Peygamber'e salâvat getirmenin on sevabı vardır. Size ettiğim tavsiyeleri unutmayın. Selâmımı size ileterek sizi Allah'a emanet ediyorum."

(Tuhaf'ul-Ukul, s. 1047, h. 12)

 Yukarıdaki hadiste Allah’ın velileri olan ehlibeyt imamları insanları Hz. Muhammed efendimizden sonra uyarmaya devam etmişlerdir. İnsanlara Allah’tan korkarak iyi ameller etmeleri gerektiğini bildirmeleri ve Allah’a ulaşmanın gerçek yolunun ehlibeyt nuru ile aydınlanan yol olduğunu bildirmeleri ilahi bir görevdir. Bu görev bulundukları mertebe ve makama uyan ve yakışan bir sorumluluk bilinci olduğunu göstermektedir.

            Hz. Ali (a.s) der ki "Şialarımızın biri bizim yasakladığımız bir işi yapınca ölmeden önce malına, çocuğuna veya kendisine bir bela iner ve bu sebeple günahları temizlenir, aziz ve celil olan Allah'ı günahsız bir halde karşılar. Eğer günahlarından bir şey kalmışsa ölüm anında çok zor can verir." (El-Hisal, s.635, h.10)

 

İşte Hz. Ali efendimizin bu hadisine göre de yüce Allah’ın (c.c) salih kullarını kabulünde karşısına tertemiz çıkmalarını istemesi düşüncesi yatmaktadır. Zira yukarıdaki hadise atıf olarak İmam Bâkır (as) yanına gelip ben siz ehlibeyti çok seviyorum diyen bir adama “O halde belalar karşısında güvenlik yeleği giy. Zira Allah'a ant olsun ki selin vadiye  akmasından  daha süratli bir şekilde bela ve zorluklar bize ve Şialarımıza akar. Bela bizden başlar sonra size ulaşır. Huzur ve refah da bizden başlar, sonra size ulaşır.”diye cevap verir. Emali Et-tusi s.154-255

            Bu hadislerden de anlaşılacağı üzere Yüce Allah’ın (cc) da Ku’ran-ı Kerim’de çok yerde sabredenlere altından ırmaklar akan cennetler vaat ettiğini anımsayınca ehlibeyt öğretisinin Allahın emirlerinin ta kendisi olduğunu görebiliriz.

Yine Cabir diyor ki, İmam Bakır (a.s) bana buyurdular ki: "Ey Cabir! Şii olduğunu iddia edenin bizleri sevdiğini söylemesi yeter mi hiç? Ant olsun Allah'a bizim Şialarımız, Allah'tan korkan ve ona itaat edenden başkası değildir. Bizim Şialarımız, alçak gönüllü olmak, Allah'tan korkmak, emin olmak, Allah'ı çok anmak, oruç tutmak, namaz kılmak, ana ve babaya iyilik etmek, fakir komşu, yoksul, borçlu ve yetimlere karşı kendini sorumlu bilmek, doğru konuşmak, Kur'an okumak ve insanlar hakkında iyilikten başka bir şey söylememekle tanınırlar ancak. Onlar kendi kavimlerinin, işlerde emin bildikleri insanlardır."

(Usul'ul-Kafi, c.2, s.74)

 

Yukarıda belirttiğim gibi ehlibeyt imamlarından günümüze nakledilmiş binlerce menkıbe ve rivayet bulunmaktadır. Bu menkıbe ve rivayetlerin ışığında ehlibeyt öğretisini aklımızın anlayabildiği ve erebildiği kadarını kısaca sevgili okurlarla paylaştım. Olgunluk ve hatasız olma özelliği yalnızca Allah’a mahsustur. Bu vesile ile yolunuzun ehlibeyt nuru ile aydınlanmasını yüce Mevla’mdan temenni eder ahirette Hz. Muhammed efendimiz ve ehlibeytinin şefaatlerinin üzerinizde olmasını dilerim.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine