Burhan ŞANLI

İNSAN VE GÜZEL AHLAK

Burhan ŞANLI

 Bizi yoktan var eden, mükemmel organlarla donatan yeryüzündeki nimetlerin tümünü hizmetimize sunan yüce Allah (c.c.) tır. İnsana verdiği üstün özellikleri hiçbir canlıya vermemiştir. Yüce Rabbimizin bize bahşettiği sayısız nimetler karşısında yerine getireceğimiz görev ve külfetler vardır. Allah’ın varlığı ve birliğine inanmakla beraber, ibadet görevlerimizi de yerine getirmemiz şarttır. Emirlerine itaat etmek, yasaklarından sakınmak, verdiği nimetlerine ve gelen her türlü belaya şükretmek ve sabretmek gerekir. Bütün bunlarla beraber iyi huylu, herkesin hak ve hukukuna saygılı olmak, büyüğünü saydığı gibi küçüğüne de sevgiyle yaklaşmak, hayırdan yana, şerden uzak durmak, insanlara faydalı olmak özünde insanı yücelten hal ve hareketler güzel ahlakın belli başlı kurallarıdır.

İnsanlığın yaradılışından bu yana yüce Allah (c.c.) emirlerini tebliğ etmek ve uygulatmak için peygamberlerle beraber kutsal kitaplar indirmiştir. Bütün semavi dinlerin kitaplarının emrettiği güzel ahlak kuralları belli bir dinin kuralı olmaktan çıkıp insanlık kavramı halini almıştır. Bütün dinlerde insan öldürmek, yalan, zina, hırsızlık, kibir, hayâsızlık, saygısızlık v.s. günahtır. Bir şahısın insan kılığında ve cisminde olması, konuşması, düşünmesi, insan olmasına yetmeyecektir. İnsanlığın bir bireyi olabilmesi için bahsettiğimiz insanlık kavramları ve güzel ahlakla kendisini donatmalıdır. Kur’an-ı Kerim’in Enfal suresinde “Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlak ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir.”

İnsanoğlunun nefsi, sahibini hep kötü hal ve hareketlere çeker, günah işlemesi için ona hep vesvese verir. Yusuf suresinde belirtildiği gibi “Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder. Ancak Rabbimin rahmetiyle yargıladığı müstesna. Muhakkak ki, Rabbim bağışlayıcı ve merhametlidir.” Ama Yüce Allah o insanın kalbine nefsine zıt olan aklını yerleştirmiştir. Aklıyla hakkı batıldan, iyiyi kötüden, hayrı şerden, mubahı günahtan ayırt etme özelliğini bahşetmiştir. İnsan aklını nefsine üstün tutuyorsa ne â’lâ ama nefsinin havasıyla hareket ediyorsa dünyada ve ahrette kaybedenler arasında yer alacaktır. Naziat suresinde yüce Allah nefsine uymayanlara büyük ödül vaat etmiştir. “Rabbinin yüceliğinden korkup nefsini boş heveslerden yasaklamış olan içinse, Cennet, barınağın ta kendisidir.”

            Güzel ahlak konusunda örnek alınacak en büyük şahsiyet Allah’ın terbiyesiyle donanmış ahlakın en yükseğine sahip olan Hz. Muhammed (s.a.a.v)’dir. Yüce Allah, Resulünü en yüksek ahlakla donattığını bizlere Kur’an-ı Kerim’de bildirmiştir. “Ve gerçekten sen, çok büyük bir ahlak üzerindesin.” (Kalem 4) Bize düşen dinî konularda olduğu gibi ahlakî konularda da rehberimiz Kur’an’dan sonra Hz. Muhammed (s.a.a.v) olmalıdır. Hz. Muhammed (s.a.a.v) güzel ahlak konusunda şöyle buyurmuştur:

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Allah katında en sevgili kullar kimlerdir, diye sorulduğunda Peygamber efendimiz ahlakı en güzel olanlardır, diye buyurmuştur. Sevgili peygamberimiz güzel ahlakı şöyle özetler: Güzel ahlak güler yüz, hayırlı işlerde el açıklığı, bir de kimseye eziyet etmemektir.”

            Ehlibeyt imamlarımızın Allah’a ibadet ve güzel ahlak konusundaki söylemleriyle beraber davranışlarıyla da bize rehber ve örnek olmuşlardır. Hz. Ali’nin güzel ahlak konusunda söylediği sözler bize ahlakî kurallara uymanın önemini vurgulamaktadır. “İmanca en mükemmeliniz, ahlakça en güzelinizdir. En güzel ahlak, tevazu, yumuşaklık ve tatlı dilde bulunur. Güzel edep kendi nefsinden başlamandır. Güzel huy bir ganimettir. Her huyun en iyisini kendin seç. Hayâ ve cömertlik ahlakın en faziletlisidir. En kuvvetli kişi kendi nefsine galip gelen kişidir. Akıl gibi zenginlik, cehalet gibi yoksulluk yoktur. Akıl gibi mal, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, ilim gibi şeref olmaz. Bedenin orucu ahirette azaptan korkup sevaba girmeye nail olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu beş duyuyu suçlardan men etmek, kalbi de bütün şer sebeplerinden arındırmaktır. Hiçbir süs edep kadar güzel değildir.”

Ehlibeyt imamlarının tümü güzel ahlakın sembolüdür. Bizim de yürüdüğümüz yol Ehlibeyt yolu olduğuna göre Ehlibeyt imamlarına yakışır şekilde davranmalıyız. İmam Caferü’s Sadık’ın (a.s.) “Bizim süsümüz olun, bize yüz karası olmayın.” buyruğu her zaman belleğimizde yer almalıdır.

Joomla templates by Joomlashine