Burhan REYHANİ

ALİ BİN EBİ TALİP KİMDİR? 

BURHAN REYHANİ

 

Tarihin din ve bilim büyükleri anlatılırken, onların ön plana çıkmış bir veya birkaç özelliğinden bahsedilir. Hz. Eyüp sabrıyla, Hz. Lokman Hekim hekimlik yönüyle, Aristo mantığıyla, Çiçero hatiplik yönüyle, Büyük İskender savaşçı kişiliğiyle anlatılır. Ancak emsaline az rastlanır bir mükemmeliyetle bahsedilecek şahsiyetlerin sayısı azdır. Bilgeliği, cesareti, kahramanlığı, sabrı ve bütün faziletleri benliğinde toplayan tek şahsiyet : Hz. Ali Bin Ebi Talip.

            Hz. Ali bin Ebi Talip’in (a.s.) babası Ebü Talibin adı Abdü’lmenaf Bin Abdül Müttalip Bin Haşim(a.s.)’dir. Soyu Hz. Muhammed’in (s.a.a.v.) soyudur.

            Hz. Ali (a.s.) bütün çağlarda araştırılan örnek bir şahsiyettir. Bu ulu ve örnek şahsiyetin tüm vasıflarını göstermek için yazarlar, tarihçiler ve düşünürler ne kadar çabalamışlarsa tam bir acizlik içinde kalmışlardır. Hangi yazar Hz. Ali’nin (a.s.) faziletlerinin tümünü sayabilir ki :

            Havarizmi, Menakıb’inde ravi Mücahide istinaden İbnü Abbas der ki; “Rasülüllah şöyle buyurur: şayet ormanlar kalem  denizler mürekkep olsa cinler hesap etse insanlar da kâtip olsalar Ali Bin Ebi Talibin (a.s) faziletlerini sayamazlardı.(1)” Kitabü’l-Emali Said Bin Cübeyr’in İbnü Abbas’a gelip Hz. Ali (a.s.) ve  insanlar arasındaki farklılıklarını sordum, der. İbnü’l Abbas cevabında ya “İbnü’l Cübeyr gelip bu ümmetin Muhammed(s.a.a.v.)ten sonraki en hayırlısı hakkında soruyorsun. Bir gecede üç bin kerameti (menkıbe) olan bir adamın hakkında soruyorsun. Bu gece fidye gecesidir.(2) “  Rasülüllahın varisi, halifesi sancağının ve havzının (Kıyamet gününde Hz. Peygamberin ümmetine içireceği su havuzu) sahibidir. Sonra der ki; “Hz. Muhammed’i (s.a.a.v.) peygamberlerin sonuncusu seçen Allahın üzerine and olsun ki; dünyanın bütün bitkileri kalem olsa insanları da kâtip olsa Allah(c.c.) dünyayı yarattığı andan fani olacağı ana kadar yazsalar faziletlerinin onda birini yazamazlar.”

            Hanefi Havarizmi’den Ebül Buhteri’den rivayetle Hz. Ali’nin (a.s.)  minbere çıkıp şöyle konuştuğunu duydum, der: “Beni kaybetmeden önce bana sorunuz. Kanatlarımın arasında bol bol ilim mevcuttur. Bu ilim sepetidir. Bu Rasulüllah’ın ağzından salgılanan ilimdir. Rasulüllah beni böyle besledi vahiysiz bir şekilde bana vahiy edildi. Vallahi bana bir yastık katlansa üstüne oturup Tevrat ehline Tevratlarından, İncil ehline İncillerinden fetva verirdim Tevrat ve İncil ikisi konuşup Ali (a.s.) size doğruyu söylemiştir. İçimizde nazil olan hakkında size fetva vermiştir. Üstelik kitabı okuyup durmaktasınız. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız.(3)

            Muvaffak Bin Ahmet Havarizmi El Mekki Sened adlı eserinde Nafi Bin Ömer’den rivayetle Hz. Peygamber (s.a.a.v.) Hz .Ali’ye dedi ki: “Kıyamet Günü olduğu zaman başında gözleri kamaştıran nurdan ışık saçan, tacınla nurdan bir tahtın üzerinde getirileceksin ve yüce Allah’ın yanından nida yükselir: Rasülüllah’ın vasisi nerededir? Benim, diye cevap vereceksin. Birisi seslenir; seni seveni Cennete geçir, sana düşman olanı cehenneme sok. Sen Cennet’le Cehennem’e girecekleri taksim edensin.” Şafii İbnü’l Meğazili İbnü Mesuttan riayetle: Hz. Peygamber (s.a.a.v.) Hz. Aliye şöyle der: Ya Ali Cennet’e ve Cehennem’e girecekleri taksim eden sensin. Sen Cennet’in kapısını çalıp sevenlerini Cennete hesapsız geçireceksin.(5)

            İmam Şafii kendisine mensup bir şiirinde şöyle demektedir.

Aliyi sevmek her şeyden korunmaktır .  

Cennetle Cehennemin kasimidir

Peygamberin tartışmasız vasisidir  Ali İnsanların ve Cinlerin imamıdır(6)

            İlmiyle yüce olan kendisiyle kimse kıyaslanamayan Hz. Ali der ki: “İsteseydim yalnız fatihanın tefsirinden yetmiş deve yükü kitap yazardım.”(7) Hz. Muhammed (s.a.a.v.) şöyle buyurur: Benden sonra ümmetimin en âlimi Hz. Ali Bin Ebi Taliptir. Hz. Ali ilmimin kapısıdır. Elçiliğimde benden sonra ümmetimin rehberidir.(8)

            Eğer okuyucu Hz. Ali’nin evsaflarına kendi zamanında yaşayan muasırlarından vakıf olmak istiyorsa Dirarussadai’nin  şahsiyeti hakkındaki ender bulunan bu alemde emsali olmayan birisi olduğunu belirttiği tabirlerini dinlemesi lazımdır. Dedi ki: Hz. Ali Bin Ebi Talip (a.s.) süresi uzundur. Kuvveti şiddetlidir. Açık konuşur. Hükmünde adildir. Her tarafından ilim taşar. Etrafına hikmet konuşur. Dünyaya ve süsüne yabanidir. Gecenin yalnızlığıyla samimidir. Bizden birisiymiş gibi soru sorduğumuzda cevap verir. Din ehlini yüceltir. Garibanları kendine yaklaştırır. Güçlüyü batılıyla umutlandırmaz. Zayıflarda adaletinden ümidini kesmez.(9)

            Cesareti hakkında Hz. Cebrail’in dediği “Zülfikâr’dan başka kılıç Ali’den (a.s.) başka er yoktur. “

            Kesinlikle hiçbir savaştan kaçmamıştır. Hiçbir ordudan kaçmamıştır. Mübareze ettiği herkesi ya öldürmüştür. Ya esir almıştır. Ya da affetmiştir. Vurduğu hiçbir vuruşta ikincisine muhtaç olmamıştır. Hz. Ali(a.s.) Hayber kapısını açıp fırlattığı zaman kendisinden sonra ancak kırk kişi kapıyı taşıyabilmiştir. Uzatmaktan korkmasaydım yazardım, yazardım ve yazardım…

            Lakin sözlerime İbnü Ebil Hadit’in sözleriyle son vermek istiyorum. “Düşmanları ve hasımları faziletlerini ikrar etmiş kerametlerini inkâr edememiştir. Faziletlerini saklayamadıkları bir şahsiyet hakkında ne diyebilirim ki!.. Emevilerin İslam memleketinin doğusundan ve batısına kadar hükmettikleri, nurunu söndürebilmek için her türlü hileye başvurdukları, bütün minberlerde onu ayıplamak ve ona iftira atmak için gayret gösterdikleri, kendisini sevenleri ve övenleri öldürdükleri, faziletlerinden bahseden hadisleri anlatmaktan insanları menettikleri, hatta doğan bebeklere isminin konmasını yasakladıklarını biliyorum.

Bütün bunlar kendisini yüceltmiştir. Mis gibi kokusu saklandıkça zikri yayılmıştır. Güneş gibi saklanamaz. Gündüzün ışığı bir göz, ona kör kalırsa çoğu göz onu idrak eder.(10) âlim onu bilmiş, cahil ise inkâr edememiştir. İşte Dimaşk’ te (Şam) Darü’l-kerem kendisi hakkında şöyle demektedir. “İmam Ali Müminlerin emiri, belagah sahipleri hatiplerin ve edebiyatçıların efendisidir. Muhammed Bin İdris Eşşafii, Ali hakkında ne dersin sorusuna insaf edip şöyle demiştir.”Yakınları korkudan, düşmanları da kıskançlıklarından ve ona karşı nefretlerinden faziletlerini saklamıştır. Buna rağmen şöhreti yeri göğü; doğuyla ve batıya hâkim olan bu adam hakkında ne diyebilirim ki.(11)

 

                                                                                                         

Kaynaklar:

Keşfül Gummeh İrbili c.1. s.112 – Sahibülfirdevsin yazarı tarafından İbnü Abbas’a istinaden rivayet edilmiştir. Yenabiül meveddeh c.2. s.65

Meşarıkta Fidye, Yenabiide Kurbeh gecesi, diye yazılmıştır. Doğrusunun kurbeh olması lazımdır.

Kenzül Ummal c.6.s.405- El İstiab c.2 s.475 Zehair El Ukba s.83

El Kunduzi Yenabiül Meveddeh c.1.s.81

El Kunduzi Yenabiül Meveddeh

Yenabiül Meveddeh c.1 s.84

Yenabiül Meveddeh c.1 s.64

Kenzül Ümmal Deylemi Ebu Zerden (a..s.) riayet etmiştir

Ezzürriyet Ettahirah Eddüvlabi Essafvah

 Şerh Nehcil Balagah c.1 s.6

 

11- Meşarık Envar Elyakıyn ve birçok kitapta mevcuttur.

Joomla templates by Joomlashine