Adem PARLAR

RESULULLAH’IN(S.A.A.V)HİCRETİ                     

Adem PARLAR

Resulullah (s.a.a.v) Mekke’den defalarca hicret etti. Arap diyarını dolaştı ve yanında herkesten önce Hz. Ali vardı.

Birinci hicreti Şeybanoğulları’naydı ve  yalnız Hz.Ali (a.s.) yanındaydı.

İkinci hicreti Taif’eydi yanında da Hz.Ali (a.s.) ve Hariset Bin Zeyd (a.s.) vardı Resullullah (s.a.a.v)  bu hicrette kırk gün süreyle Mekke’ye görünmedi.

Üçüncü hicreti Amıroğulları’naydı ve yanında Ali’den (a.s.) başka kimse yoktu. Bu hicret amcası Ebu Talib’in (a.s.) vefatı ardındaydı. Hz. Peygambere yardımcın öldü Mekke’den çık diye vahyedildi. Bu sefer ilk defa Mekke’den yalnız başına çıktı. Bu çıkışta Mekke’ye on gün süreyle görünmedi.

 

         ANSARLARLA BULUŞMASI

 

Akabe’de Ansarlarla buluşması:”Akabe” Mina ile Mekke arasındadır. Mekke ile arası iki mil kadardır. Akabe cemresi de orda bırakılır.

             Akabe’de buluşma sebeplerinden Resullullah (s.a.a.v.) Peygamberliğinin on birinci yılında gezisi esnasında Hazrec’ten altı veya sekiz kişiyle karşılaştı. Onları İslam’a davet etti ve kendilerine Kur’an’ı okudu. Onlar da gelecek yılda bu mekânda buluşmak vadiyle iman etti ve gittiler. Bu kişiler: Zeraret oğlu Esat- Haris oğlu Avf- Malik oğlu Rafii- Amır oğlu Kubat- Abdullah oğlu Cabir- Essamıt oğlu İbadet- Ebülheysem Malik- Amır oğlu Atbet bu birinci biattı.

İkinci Biat:  Bu biatta Ansarlar mevsim denen zamanda Akabe ile geçen yılda Hz. Peygamber ile yaptıkları ittifak üzerine geldiler. Sayıları on ikiydi. Çoğunun isimleri de birinci biatta geçmişti.

      Üçüncü Biat-Üçüncü Akabe’dir: İki kadınla yetmiş üç erkekti. Akabe’nin yanında “taşriyk günleri (1)”nde Şiib’te toplandılar. Resullullah’a (s.a.a.v.) ölüm kalım üzerine biat ettiler. Bunlar Evs ve Hazrec’tendiler. Yüce Allah o kadar kadir ve müddebir ki, Evs ile Hazrec arasında uzun zaman süren savaşı Hz. Peygamber aracılığıyla giderdi.

             Mina’da Akabe gecesinde Resullullah’ın (s.a.a.v.) geçtiği adamların isimleri şunlardır: Ebül Heysem MALİK- Maruroğlu El BERAA- Ömeroğlu El MÜNZİR-Malikoğlu RAFİİ-Husaynoğlu ESAT-İbadetoğlu El ABBAS-Essamıt oğlu İBADET-Hezzamoğlu ABDULLAH-Ka’boğlu ÜBEY-Umayroğlu SALİM-Varakaoğlu RAFİİ- Riyahoğlu BİLAL on iki nakip bunlardır. Sıffıyn gününde de Ali’nin adamlarıydı.

             Bu adamlar, kadınlarıyla, çocuklarıyla, beraber Resullullah’ı (s.a.a.v.) canla başla koruyacaklarına dair biat edince; Resullullah (s.a.a.v.) onlara güvendi ve onlara hicret etmek istedi. Resullullah (s.a.a.v.)’ın Ansarlarla Akabe’de buluşması, Arap kabilelerini ziyareti halkalardan bir halkaydı. Elbette ki bu tarihi hicret başarısının başlangıcıydı.

Kendisine karşı düşmanlık duygularıyla taşmış olan Mekke’nin  haricine Medine’ye İslam’ı yayma hazırlığında, Resullullah (s.a.a.v.) ve ashabına meşakkatlerinden teneffüs etme, hürriyetin esintisini tatma,  ona yardımcı olan müminlerin gölgesi kendine güven duyma gibi özelliklerle olaylara yön verip kolaylaştırdı. İslam’ı, risale’yi neşretmeye çalışan ve orda zuhur etmiş olan on iki nakip gibi nurdan bireyler de içlerindeydi. Bu zafere giden adımların ilkiydi.

 

  EBÛ TALIB’IN (A.S.) VEFATI

             Ebû Talip yaşı seksen küsurken Ramazan ayının on sekizinde Şiib’ten çıktıktan sekiz ay ve yirmi bir gün sonra Resullulah’ın (s.a.a.v.) Hz. Peygamberliğinin onuncu yılı sonunda hicretten üç yıl önce vefat etti.

            Hz. Hatice’nin vefat’ı Ebû Talip’ten üç gün sonraydı ve ömrü yetmiş beşti. Resullullah (s.a.a.v.) o yılı hüzün yılı diye adlandırdı. Kureyşliler, Ebu Talip’in vefatından sonra Resullullah’tan (s.a.a.v.) alamadıklarını aldı. Onu evinde kalmaya zorladı. Sonra evinden diyarından çıkmaya ve hicret etmeye mecbur bıraktı.

 

 RESULULLAH’IN HİCRETİ

              Resullulah’ın (s.a.a.v)  Mekke’den Medine’ye hicreti Zülkıde ayının on sekizinde pazartesi günüydü. Peygamberliğinin on dördüncü yılında Evs ve Hazrec oğullarının Akabe’deki biatlarından sonra Kureyşliler onu Mekke’den çıkmaya mecbur kılmışlardı. Müşrikler Nedva evinde toplandı. Programlarında her kabileden bir adam çıkarıp onu suikastle yok etmeye anlaşmaktı ki kanı bütün kabilelere dağılır ve Haşimoğulları Hz. Peygamberin kanını talep ve öç almakta zorlanırlar, diye düşünmüşlerdi.

             Resullullah’ın (s.a.a.v)  Medine’ye Mekke’den olan hicreti hâlâ insanların dilinde, kalemlerinin uçlarında ve Kıyamet Günü’ne kadar tarihçiler onunla tarih yazacaklardır. Bu hicrete Müslümanlar Hz. Peygamberden önce Hz. Peygamberin emriyle başladılar. Akabe’deki biatların sonuncusu tamamlandığında kavmin sayılarının azaldığının, mühimmatlarının kalmadığının mahkûmiyetine uyandılar. Hz. Peygamber (s.a.a.v)  onlara karşılaştıkları Kureyş baskılarından kaçsınlar, diye Mekke’deki yandaşlarına hicret etmeye izin verdi. Onlar da gizli gizli gittiler. Ansar kardeşleri onları iyi karşılar, mallarıyla, nefisleriyle kendilerini eşit tutarlar diye düşünüyorlardı.

 Resullullah (s.a.a.v.)’la Emir el Mümin(a.s.)Mekke’de kaldı. Müslümanların hicret etmesine Kureyşin kızgınlığı arttı. Kureyşliler Medine’de önemli bir riskle karşılaşacaklarını biliyorlardı. Müşrikler yine Nedva evinde toplandı. O güne de “Yevme’z-zahme ”denildi. Yani “izdiham günü”müşrikler o günde yüz kişiydiler. Resullallah(s.a.a.v.)’ı hicret etmeden öldürmeyi kararlaştırdılar. Evinin kapısına geldiler. Hz. Peygamber, Hz Ali’ye (a.s) yatağına yatmasını, kendisinde halka ait olan emanetleri sahiplerine vermesini, sonra da peşinden gelmesini söylemişti. Emir yerine gelip Hz. Ali (a.s) Hz. Peygamberin (s.a.a.v)  yatağında yatınca yüce Allah (c.c.) Cebrail ve Mikayili (a.s.)  ( Ali’yi (a.s.)  korumaya gönderdi. Hz.Cebrail Hz.Ali’ye (a.s.)  “Müjde, müjde ey Ali bin Ebi Talıb! Senin gibi kim olabilir ki: Resullullah (s.a.a.v.) evinden çıktı. Bir avuç toprak aldı. Yasin “vel Kuran’ıl hekim”i tilavet edip “yüzler şaşırdı gözler köreldi” “Şahetil vucuh ve amiyetil absar” okuyarak toprağı kavmin başlarına serdi. Bu duayla yüce Allah müşriklerin gözlerini kör etti. Bu müşrikler: Ebu Cehil, Amıroğlu El-hakem Muit oğlu AKABET-Harisoğlu En-nadır-halfoğlu ümmiyet aytalat oğlu-esved oğlu zemat-Udeyoğlu Tamat Ebü Leheb- ve Halfoğlu Übey- Haccac oğulları Münebbeh ve Nebih-haber Atbet bin Rabia’ya ulaştı. Onlara durumun zorluğunu bildirdi (ikaz etti) ve dedi ki: Abdü’l-menaf oğulları Hz. Peygamberin kanını yerde bırakmaz. Onun için kan akıtmayın, dedi. Ama müşrikler evin etrafını sardı ve Hz. Peygamberin (s.a.a.v.) evine sabaha kadar taş yağdırdılar. Evde Hz. Ali (a.s.) vardı ve onu buldular. Hz. Peygamberi, el birliğiyle vuracaklardı. Kanını da bütün Kureyş kabilelerine dağıtacaklardı. Böylece Haşimoğulları Hz. Peygamberin (s.a.a.v.) kanını talep etmeye güçleri yetmeyecek diye düşünmüşlerdi.

Ebu Lehep, müşriklere gece vaktinde Hz. Peygambere girmenizi bırakmam. Onu gece vakti evi saralım, sabahleyin eve girelim, diye öneri sundu. Sabahleyin içeri girdiklerinde Hz. Peygamberin (s.a.a.v.) yerinde Hz. Ali’yi buldular. Hz. Ali kahramanca kılıcını çekti: “İstesem hepinizi yok ederim,”dedi.  Bu olay birçok rivayette netlik kazanmıştır.

 

             Müşrikler Resulullah’ın evine silahlarını, kılıçlarını çekerek girmişlerdi. Hz. Ali, (a.s) müşriklerin karşısına çıktı. Önderleri Velitoğlu Halit’ti Hz. Ali önderlerine davrandı ve ona yüklendi, silahını aldı. Sonra diğerlerinin üstüne yürüdü. Müşrikler, Hz.Ali’yi tanımışlardı. Ürkerek; “Yandaşın (Muhammed) ne yaptı? Biz seni değil, onu istiyoruz.” dediler. Hz. Ali “onunla ilgili size verecek bilgim yok ,”dedi. Müşrikler Resulullah’ın izini mağara kapısına kadar sürdüler. Müşrikler kapıda örümcek ağıyla karşılaştı.                                                                                                                                                                                                                                                                   Resulullah’ın (s.a.a.v) devesi Adba’a üzerinde Mekke’den çıktı. Mekke’nin çıkışında Hüzzeret üstünde durup eve baktı ve dedi ki: “Vallahi, sen yeryüzünde en sevdiğimsin ve sen yeryüzünde Allah’ın en sevdiğidir. Eğer ki; kâfirler beni buradan çıkarmasalardı, çıkmayacaktım. Cebrail, Hz. Peygamberi korumakla görevlendirildi. Hz. Peygamber (s.a.a.v.)  Ebu  Bekir’e rastlar ve Ebu bekirin refakat etme isteğini geri çevirmez.  Hz. Peygamber deveyi mağaranın dışında çöktürdü.

              Yüce Allah’ın Kur’an’daki:” Her ikisi mağarada bulundukları arkadaşına “gam çekme Allah bizim ile beraberdir.” dediği zaman Allah ona yardım etmişti. Allah üzerine sükunet olan rahmetini indirdi. Onu mağarada savaş yerlerinde görmediğiniz askerler ile teyit etti.” (2) Kavliyle  de ki; meal Cebrail’dir. Müşrikler mağara kapısına yetişip devenin izlerine bakıp deveyi göremeyince ve kapıda örümcek örgüsüne bakınca geri döndüler. Ebübekir mağarada Hz. Peygamberle beraberken korktu. Resullullah (s.a.a.v.) eliyle Ebübekir’in gözüne dokundu (meshetti). Orda Cafer’in denizde yüzen gemisini Hz.Ali’nin (a.s.) Resullullah’ın evinde ve yatağında yatıp müşriklere seslendiğini gösterdi.

             Kureyş ise Resullullah’ın haberini getirene yüz deve vaat ediyor. Malikoğlu Serakat kalktı ve Resullullah’a ulaşana kadar izini takip etti. Hz. Peygamber Serakat’a dua edip bindiği hayvanın ayaklarını yerin içine batırdı.

             Hz. Peygamberin Mekke’den çıkışı pazartesi günüydü. Medine’ye ayak basması pazartesi Rebiyül evvel ayının on ikinci günüydü.  Doğumu pazartesi günüydü. Hz. Peygamberliği pazartesi günü gelmişti. Hz. Peygamberliğinden sonra on yıl Medine’de kaldı. Kırk yaşındayken Hz. Peygamber oldu. Hz. Peygamber, Ebü Eyyüb Halit Bin Zeydi’l-anseriye indi. Ebü Eyyüb ansarların en fakiriydi. Hz. Peygamber Ebü EyYüb’ün yanında yedi ay kaldı.

 

 ALİ BİN EBİ TALİP (A.S)

              Betül Fatıma’nın eşi, cennet  ehlinin genç seyitleri Hasaneyn’in (Hasan ve Hüseyin)  babaları, Hz. Hz. Peygamberin amcasının oğlu, ins ve cinlerin seyidi, Adnan şeceresine mensup Hz. Peygamberin (s.a.a.v) mülkünü koruyandır. Hz.Ali (a.s) olmasaydı İslam’ın hiçbir gereği yerine gelmeyecekti, Allahu ekber ve Allah’ın ismiyle hiç seslenilmeyecekti.  Hz.Ali Beytü’l-llah El Haram’da doğdu. Ne önce ne de sonra orada başkası doğmadı. Hicret gününde Resulullah’ın yatağında yattı. Nefsi ile Hz. Peygamberi feda etti. Eğer ki o gece Hz. Peygamberin yatağına yatmasaydı İslam’a kimse destek olmayacaktı. Hz. Ali’nin (a.s.) bütün Müslümanlara, kıyamete kadar hakkı vardır. Bu hak ifa edilmez. İslam’ı inşa eden Hz. Peygamberden sonra Hz. Ali bin Ebi Talip’tir. Hz. Ali (a.s.) kendini hayatının son lahzasına kadar dine adadı. Müşriklere Cihat etti. İmanı müdafaa etti. Despotları, yoldan sapanları öldürdü. Adaleti, ihsanı neşretti.  Allah’ın kitabının makamına yer verdi.

              “Ben ve Ali bir nurdan yaratıldık. Allah Te’ala, Adem’i yarattıktan sonra, o nuru Adem’in sulbüne yerleştirdi. Abdulmuttalib’in sulbüne gelinceye kadar bir nur idik. Abdulmuttalib’in sulbünden ayrıldıktan sonra nübüvvet bana, hilafet de Ali’ye verildi.”Bu nur Abdü’l-menaf ve Abdullah’a geldi ve dediki (s.a.a.v) Mümin kişinin ûnvanı sayfasında Hz.Ali bin Ebi Talip sevgisi vardır. Ve dedi ki (s.a.a.v) : Ali’nin ümmetimdeki misali Kur’an’daki  “Kul huvellahu ahad”misalidir.

              İhlas süresini günde bir defa okuyan kişi kuranın üçte birini okumuş gibidir. İki defa okuyan kuranın üçte ikisini okuyan gibidir. Üç defa okuyanda kuranın tamamını okumuş sayılır.

              Hz. Ali de kezadır. Hz.Ali’yi diliyle seven imanın üçte birini,   kalbi ve diliyle seven imanın üçte ikisini; kalbi, dili ve yüreğiyle seven imanın tamamına nail olur.

              Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin Hendek Savaşı için : “Ümmetimin kıyamete kadar yapacağından üstündür.”

              Hz. Ali, Hz. Muhammed’e Peygamberlik tebliğ edildikten sonra onunla yirmi üç yıl kaldı. Bunun on üç yılı hicretten önce Mekke’deydi. Hz. Ali (a.s.) Hz. Peygamberle her şeyi ortaktı yükünün tamamını taşıyordu. Kureyş’in baskılarına ve yalanlamalarına rağmen sabretmişti. Hz. Peygamber (s.a.a.v) ne emir buyuruyorsa yapıyordu. Sabırlıydı, razıydı. On yılda da hicretten sonra Medine’de Hz. Peygamberin öncüsüydü. Kâfirlerle savaşıyor Hz. Peygamberin elleri arasında Cihat ediyordu. Cihadı bütün durumlarda ve buluşmalarda nefsiyle yapıyordu. Kollar ve ayakların zelzeleye vardığı anda kendisi sebat ediyor ve canını feda ediyordu.

             Batılı batıl görüp sakınan hakkı hak görüp ona tutunan yeryüzünün doğusundan batısına kadar olan bütün Müslümanlara selam olsun.                                                                                            

 Dipnot:

1. Hacda şeytan taşlamadan sonraki cemre taşlama günleri.

 

Tevbe ayet 39

Nusayrilik, Nusayriler kimdir? İslam’dakiyerleri

 Adem PARLAR

 Nusayrilik, mümin Müslüman bir fırka olup Hz. Ali’nin döneminden yani Fatıma-yı Zehra’nın Cocuklarından Hz.Hüseyin’den Hz. Hasan El Ahir el Askeri dönemine gelinceye dek on iki imama tabi olan Alevilik Şiasının bir fırkasıdır. Ve tarihte Aleviliğin bu fırkası kadar eza, kahır, açlık, darlık, şiddet gibi musibetlere hiçbir fırka maruz kalmamıştır.

 Nusayriler kimdir?

Nusayriler Hz. Ali' nin inanç ve felsefesini taşıyan Selman, Mikdat, Ebu Zer, Ammar, Reşit El Haceri, Cabir bin Yezid El Cafi, Umar bin Furat El Kâtib, Muhammed bin Nusayrvebunlaratabiolanlardır.

 Muhammed Bin Nusayr kimdir?

Ebu Şuayb Bin Nusayr El abdi El Bekri El Nümeyri; Hasan El Ahir El Askeri’ nin öğrencilerinden olup onun dini ilimlerine tabi olmuş ve tüm dini bilgileri kendisinden almıştır. Alevilerin bu fırkası bu düşünceyi kabul etmiş ve buna tabi olmuşlardır. Bundan dolayı kendilerine ‘Nusayri’ adı verilmiştir.

Nusayrilerinİslam’dakiYerleri

 Mümin Müslümandırlar. İslam’ı kabul edip Allah yolunda yürüyen ve Ehlibeytin  düşüncelerine inanan ve onları savunan; hakiki İslam’ın dışında bir şeyi kabul etmeyen; şahadetleri ‘Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasuluh’ olan; oruç, namaz, hac, zekâtı ve cihadı İslam’ın şartlarından kabul eden, imamın masum olması gerektiğine inanan ve bunu da İslam’ın şartı olarak sayan, Hz. Muhammed’ in helal olarak bildirdiğini helal,  haram olarak bildirdiğini haram bilen kimselerdir.       Ne yazık ki kötülüğü ve çirkinliği kendilerine elbise olarak seçmiş sığ düşünceler, Nusayrilere Hz. Ali’ ye ve onun arınmış soyuna sevgilerinden dolayı “Hz.Aliye tapan kimselerdir.’ iftirasını atmışlardır. Zamanın yöneticileri de bundan dolayı onlara zulüm ve kahırla yanaştılar. Meskenlerinden kovdular. Cami ve mabetlerine gitmelerine engel oldular. Onları saklanmaya mecbur bıraktırıp gizli ibadet ile saklı öğretilere dayanmalarına sebep oldular.

Soyu; imamların on birincisi olan ve hadisi babasının hadisi; babasının hadisi dedesi Hz Ali hadisi; dedesi Hz. Ali’ nin hadisi, Hz. Muhammed’ in hadisi; Hz. Muhammed’ in hadisi Hz. Cebrail vasıtasıyla Allah’a dayalı olan El Hasan El Ahir El Askeri’ nin en önemli öğrencilerinden olan Ebu Şuayb Muhammed Bin Nusayr El Abdi El Bekri El Nümeyri’ ye dayanan bu fırka; mübalağasızca Müslüman fırkaların en iyisi en temizi ve en hayırlısıdır; çünkü onlar Peygamberlerin mirasını taşıyanlar ve insanların samimisidir. Nusayriliğin Müslümanlıktaki yeri, başın bedendeki yeri ve önemi gibidir. Ayrıca bu fırka, Allah’ ın seçtiği ve kötülükten arındırdığı Ehlibeytin safi nehrinden içmiş olup kurtulan fırkadır. Onlar, Allah’ ın yerdeki hiccet ve varlıklarındaki terazisidir. Onlara sıkı sıkı bağlanan yolunu şaşırmayacak ve onlardan ayrılan yanlış yola sapmış olacaktır. Onlar, Kur’an-ı Kerim’in bahsettiği gibi “Eğer bilmiyorsanız,zikir (Kuran) ehline (bilenlere) sorun.” (Nahl 43)   vasıflıdır. Nusayriler, Müslüman mümin ve tevhide inananlar ve yeryüzündeki ümmetinin baki kalanlarıdır. Onların misali, bir arının çiçekteki en güzel kısmı alıp onu işlemesi gibidir. Şayet gökyüzündeki kuşlar, onun içindeki cevheri bilmiş olsaydı onu almak için ellerinden geleni yapardı. Âlem ve evren bir ağaçsa, Nusayriler o ağacın semeresidir. Allah  hayırlı kulları için verir, korur, yüceltir, düşürürvetamamınaerdirir.

  

Allahın rahmet ve selamı düşünen, tefekkür eden Müslümanların üzerinde olsun.

Joomla templates by Joomlashine