Abdülmecit GÜNDÜZ

HZ. ALİ' NİN SAVAŞLARI HAKKINDA PEYGAMBERİMİZİN SÖZLERİ

Abdülmecit GÜNDÜZ

Hz. Ali, halifeliği döneminde üç çetin savaşa girmişti. Fakat bu savaşlar eski savaşlara benzemez. Zira Peygamber zamanındaki savaşlarda İslam dışı olan düşmanlara kılıç sallanmıştı. Ancak Müslümanlara karşı kılıç sallamak bazı kişilerce doğru kabul edilmiyordu. Ancak sağduyulu olanlar için hiç de sakıncalı değildi. Kimi imanı eksik olanlar 'fitne' diye tarafsız kaldılar. Kimi akıllılar Peygamber namına hadis uydurup temize çıkmak istediler. Güya Peygamber 'Benden sonra bir fitne olacak, o zamanı görürsen sakın girme. Kılıcını kır, evinde otur.' demiş. Bu çeşit sahabeler, Hz. Ali'ye kin tutanlardandı. Ancak başkası gibi küstahlıkla ortaya çıkmakla değil, sinsi kin bağlamakla kendilerini belli edecek kadar karşı durum alıyor. Hâlbuki Cemel, Sıffin ve Nahrevan Savaşlarını Peygamber (s.a.a.v.) daha önceden haber vermiş ve Hz. Ali'yi bu savaşa hazırlamıştı. Bu hadisler Hz. Ali'nin Cemel, Sıffin ve Nahrevan Savaşlarının Bedir, Uhud ve Hendek Savaşlarının bir devamı olduğunu gösteren hadislerdir.

1)- Hukeyd el Ensari rivayet ediyor ve diyor ki 'Nahrevan savaşında Hz. Ali'nin ağzından şunları işittim. 'Peygamber hazretleri bana Nakisiyn, Kasıtiyn ve Marıkıyn gurupları ile savaşmam için emir verdi.' (1) nakisiyn: verdikleri sözde durmayanlar kasitiyn: doğru yoldan çıkanlar marikyn: dinden çıkanlar

2) Abdullah bin Mesut rivayet ediyor ve diyor ki 'Peygamber hazretleri Ümmü Seleme’nin evine geldi, biraz sonra yanına Hz. Ali geldi. Peygamber 'Ey Ümmü Seleme, benden sonra Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikıyn gurupları ile savaşacak olan budur.' dedi.' (2)

3) Yine sahabelerden Ebu Said el Hudri diyor ki: 'Hazreti peygamber bize Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn gurupları ile savaşmamız için emir verdi. 'Ya Resullullah kimin yanında olalım.' diye sorduk; 'Hz. Ali bin Ebu Talib'in yanında.' diye yanıtladı. (3)

4) Ammar bin Yaser diyor ki: 'Peygamber, Hz. Ali'ye; ya Ali, zalim zümre sana savaş açacak, hak yolunda olan sensin. O gün sana yardım etmeyen benden değildir, dedi.' (4)

5) Ali bin Rebi'a el Valibi diyor 'Ali’den işittim, dedi ki: 'Peygamber benden ahit aldı, kendisinden sonra Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn guruplarıyla savaşmam için.' (5)

6) Büyük sahabelerden Ebu Eyyüp el Ansari kanalıyla rivayet ediliyor. Ebu Sadık şöyle anlatıyor: 'Ebu Eyyüp el Ansari Irak'a geldiğinde kendisiyle buluştum ve dedim ki: 'Allah seni Peygamber’in sohbetiyle ve Medine'ye ilk buyurduğunda senin evinde misafir olmasıyla büyük şeref verdi. Şimdi ne oluyor sana her gün silahını kuşanıp Müslüman bir zümreye yürüyorsun?' Bana şöyle dedi: 'Peygamber hazretleri bizden ahit aldı; önce Nakisiyn olanlarla savaşmak için, onlarla Cemel'de karşılaştık. Sonra Kasitiyn olanlar için aynı ahdi aldı, işte şimdi onların üzerine yürüyoruz. Bir de Marikiyn olanlar için yine ahit aldı; fakat onları henüz bilmiyoruz.' (6)

7) Yine Ebu Eyyüp El Ansari'den sahabelerden Alkama ve Esved rivayet ediyor. 'Ebu Eyyüp El Ansari dedi ki: 'Otlak yerler bulmaya gönderilen rehber, yalan rapor vermez. Peygamber hazretleri bize Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn gurupları ile savaşmamız için emir verdi.' (7)

8) Hz. Ali bu hadisi rivayet eder. Diyor ki “Hz. Peygamber bana 'Ya Ali, sen Arapların yiğidisin, sen Nakisiyn, Kasitiyn ve Marikiyn olanların katilisin, sen kardeşim ve benden sonra her müminin velisisin.' dedi.” (8)

9) Peygamber demişti ki 'Benden sonra Ali'ye savaş açacak gruplar çıkacak. Onların karşısında Ali'ye yardım etmek kutsal bir görevdir. Eli ile yardım edemeyen diliyle, diliyle de yardım edemeyen kalbiyle ona bağlı olsun.' (9)

10) Hz. Ali Cemel savaşında Zübeyr ile karşı karşıya geliyor ve diyor ki 'Ey Zübeyr, hatırlıyor musun bir gün Hz. Peygamber sana benimle haksız olarak savaşacağını söylemişti.'

Zübeyr 'Evet şimdi hatırladım.' dedi ve geri döndü. Ve ve ve bu hadisi yazanlar çoktur. Saymakla bitmez.

11)Peygamber bir gün sahabelerine dedi ki: 'Ben nasıl Kur’an'ın tenzili için savaştıysam içinizden biri de tevili için savaşacak' ve Hz. Ali'yi gösterdi.(11) Tenzil, Kur’an’ın vahiy yolu ile inmesi; tevil ise inen ayetin anlamlandırılma ve yorumlanmasıdır.

12) Bir gün Peygamber, zevcelerine hitaben 'Hanginiz kıllı devenin üzerine çıkıp Hav'ep köpeklerinin havlamalarıyla karşılaşacak, sağında ve solunda çok insanlar öldürülecek.’diye sormuştur. (12)

13) Peygamber bir gün Aişe'ye şöyle dedi: 'Ben seni öyle görüyorum ki; Hav'ep köpeklerinin havlamalarıyla karşılaşacaksın, haksız olarak Ali'ye savaş açacaksın.' (13)

Bu hadislerin ışığında Hz. Ali ile ilgili savaşların hangi boyutta olduğunu ve kimlerle savaştığını, Peygamberimizin (s.a.a.v) Hz. Ali için neler söylediğini anlayabilir ve tarihin gerçeklerini görebiliriz.

Kaynakça:

1)- Hatip el Bağdadi, Tarih kitabında c8 s340 -İbni Kesir, Tarih kitabında c7 s305

2)- Tabari, Riyad kitabında c2 s240 -

İbni Kesir, Tarih kitabında c7 s305 -

el Müttaki el Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s391 - Şeyhul islam el Hamvini, Feraid kitabında 27. babta

3)- Hakim ve Suyuti'ye göre Hafız el Künci Kifayet kitabında s72 - İbni Kesir tarih kitabında c7 s305

4)- İbni Asakir, Tarih kitabında - Suyuti Cem ve Tertip kitabında c6 s155 – Zerkani, Şerhül Mevahip kitabında c3 s317

5)- Ünlü âlimlerden Hafız el Heytemi, Mecma Ezzevaid kitabında c7 s638 -

İbni Kesir, Tarih kitabında c7 s304 -

Zerkani, Şerhül Mevahip kitabında c3 s217

6)- İbni Asakir, Tarih kitabında c5 s41 -

İbni Kesir tarih kitabında c7 s306 -

El Müttaki El Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s88

7)- El Hatip El Bağdadi, Tarih kitabında c13 s187 - Hafız El Künci, Kifayet kitabında s70 -

İbni Kesir, Tarih kitabında c7 s306 – Hakim, Müstedrek kitabında benzer bir şekilde c3 s146 – Suyuti, Hasais kitabında c2 s138

8)- Şemsul Ahbar kitabında s38

9)- El Heytemi, Mecma Ezzevaid kitabında c9 s194 - ElMüttaki El Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s155 ve s305 Tıbrani, İbni Merdeveyn ve ebu Naim'den almıştır.

10)- Hakim Müstedrek kitabında c3 s336 -

Tabari Tarih kitabında c5 s200 -

Ebul Ferec Asfahani, Ağani kitabında c16 s131- Mesudi, Mürücuzzehep kitabında c2 s10 - İbni Esir, el Kâmil tarih kitabında c7 s23

11)- Nisai Hasais kitabında s40 -

İmam Ahmet bin Hambel, Müsnet kitabında c3 s33 - Ebu Naim, Hilye kitabında c1 s67-İbnül Esir, Üsüdül Ğabe kitabında c3 s282 - İbni Hacer Askalani, İsabe kitabında s152 - İbni Abdi Ber, İstiap kitabında c2 s423 - El Heytemi, Mecma kitabında c5 s186

12)- Maverdi, Alam kitabında s82 – Zemahşari, Faik kitabında c1 s190 - İbni Esir, Nihayet kitabında c2 s10 – Fayruzabadi, Kamus kitabında c1 s65 - Heytemi Mecma kitabında c7 s234 - El Müttaki El Hindi, Kenzül Ummal kitabında c6 s83 Bu çok ünlü bir hadistir ve daha birçok kişi bunu yazar.

13)- İbni Abdi Rebbih, El Ikdül Ferid kitabında c2 s283

İLİM ŞEHRİNİN KAPISI  

 Abdülmecit GÜNDÜZ

                                                     

Geçmişe güneş, geleceğe ışık, bahçemde nur, gönlümde huzur ve kâinata renk olan; kültürü ve ilmiyle karanlığa düşman, cesareti ve şecaatiyle dillere destan olan Peygamber Efendimizin  damadı, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyn’nin sevgi pınarı, Fatıma’nın gözbebeği, şiası için müstakim yolun imamı, büyük şahsiyet: Hz. Ali. (a.s.)

 Şüphesiz ki Emirü’l-mü’minin’i tanıtmak zor bir iştir. Çünkü o; talibin ilim kapısı, müminin can yoldaşı, gören göze renk, Kur’an’a ahenk ve her gönüle iman, tüm dillerde dua olan, nev-i şahsına münhasır büyük bir zattır.  Böylesine büyük bir şahsiyeti yazarken kalemin titremesi gayet doğal bir şeydir. Gayemiz, Hz. Ali’nin adını anınca yüreği titreyen bu kalemin kalp atışlarını dinlemenizdir.

Eşsiz şahsiyeti tanıtmak için öncelikle Hz. Muhammed (s.a.a.v.)’in hadislerine bakmakla işe başlamakta yarar görüyorum. Onun yüceliğini, şanını ve basiretini anlatmak ayet-i kerimeler ve ehl-i sünnet sihahlarının naklettikleri ve sahihliğini tasdik ettikleri hadislerle olacaktır. Bu hadisler şia kaynaklarında da fazlasıyla bulunmaktadır.

Resulullah (s.a.a.v) buyurmuş ki: "Ben ilmin şehriyim Ali onun kapısıdır." (1)   Tek başına bu hadis, Peygamber (s.a.a.v) den sonra uyulması gereken önderin teşhisi için yeterlidir. Çünkü âlimdir ve uyulmaya daha layıktır. O, alimden başka bir seçenek de yoktur. Zira âlime uyulmadığı takdirde cahile uyulması hazin gelir. Allah'u teala buyuruyor ki: "De, bilenlerle bilmeyenler eşit olurlar mı ?” (2)

Bir başka yerde de buyuruyor ki ; Halkı hakka hidayet eden mi uyulmaya daha layıktır; yoksa başkası hidayet etmeksizin hakka hidayet olmayan mı? Nasıl hükmediyorsunuz ?”(3)

Şüphesiz âlim hidayet eder ve talip hidayete eder. Zira insanın kendisi hidayete muhtaçtır.                                                                    İmam Ali (a.s) nin sehabenin en bilgilisi olduğunu tarihten açıkça öğrenebiliriz. Ashap zor meselelerin çözümü için hep ona müracaat ediyorlardı. Ama Hz. Ali'nin (a.s.) şer'i bir meselenin çözümü için Resulullah'tan başkasına müracaat ettiğini kimse nakletmemiştir. Evet, Ebubekir açıkça "Allah beni Ali'nin bulunmadığı (onun ilminden istifade edemeyeceğim ) bir sorunla karşılaştırmasın,” demiştir; ve keza Ömer'in defalarca "Eğer Ali olmasaydı Ömer helak olurdu,” dediği nakledilmiştir. (4)

İbn'i Abbas da demiştir ki; "Benim ve Resulullah'ın diğer ashabının ilmi, Ali'nin ilmi karşısında, yedi denizin suyu karşısında bir damla gibidir". Hz. Ali (a.s) nin kendisi de açıkça buyuruyordu ki: "Beni yitirmeden hangi mesele hakkında isterseniz benden sorun; andolsun Allah'a ki kıyamet gününe kadar olacak şeylerin hangisini sorarsanız size haber veririm. Allah'ın kitabından sorun; Allah'a andolsun ki ben bir ayetin gece mi yoksa gündüz mü, çölde mi yoksa dağda mı nazil olduğunu biliyorum". (5)

            Ama Ebubekir'den Abes süresindeki "Ve fakiheten ve ebben" ayetindeki "ebben" kelimesinin manasını sorduklarında şöyle demiştir: "Ben Allah'ın kitabında bilmeden konuşursam ne gök bana gölge yapar ve ne de yer beni üzerinde taşır".
        Ömer der ki: "Tüm halk, hatta kadınlar dahi Ömer'den daha bilgilidirler". Bazen Ömer'in Allah'ın kitabından ona bir şey soranı kendi kanıyla boyayıncaya kadar sopayla dövdüğü 've :"Bildiğiniz takdirde hoşlanmayacağınız şeyleri sormayın," dediği bile naklolmuştur. Ömer'den, Kur'anda zikredilen "Kelale"nin ne olduğunu sordular; ama o bilmedi. Taberi kendi tefsirinde Ömer'in şöyle dediğini naklediyor: "Kelale'nin manasını bilmeyi, Şam'ın saraylarının benim olmasından daha çok severim". (6) Ömer'in şöyle dediğini naklediliyor: "Peygamber'in hazır bulunup bu üç meseleyi çözmesini dünya ve dünyada bulunanlardan daha çok severdim. "Kelale, Faiz, Hilafet".! Haşa ki Resulullah bu üç meseleyi açıklamamış olsun! Kelale kelimesinin açıklaması bazı kaynaklarda hadis olarak verilmiştir.  Bunu rivayet eden hadisi şerifte diyor ki; Cabir ibin Abdullah El Ansari Peygamberi ziyaret etti. Cabir dedi ki; Ey Resullallah Kelale vakasını bana açıklayabilirmisin? Resullallah dedi ki ; Bunu sadece Ali Bin Ebu Talip Fetva edebilir. (7)

Resulullah buyurmuştur ki: "Ali benden ve ben Ali'denim. Benim adıma kendim ve Ali'den başkası konuşamaz." (8)  

            Bu hadisi şerif de Resulullah (s.a.a.v) adına dini eda etmek hakkına yalnız Hz. Ali'nin (a.s) sahip olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu hadis gereğince dini eda etmek ve halka açıklamak hususunda sözleri Resulullah'ın sözleri gibi herkese hüccet olan tek kişi Hz. Ali (a.s.) dir.Beraet suresini Hz Peygamber (s.a.a.v) diğerlerine verdiğinde hepsi korkmuş ve kaçmışlardı; oysaki Hz. Ali (a.s.) müşriklerin çoğunun bir sevdiğini katlettiği halde korkmamış ve verilen görevi yerine getirmiştir.

Bu sözü Resulullah (s.a.a.v) Hz. Ali'yi Beraet suresini Ebubekir'in yerine hacda halka okuması için gönderdiğinde buyurmuştur. Bu vakiada Resulullah (s.a.a.v) Ebubekir'in yarı yoldan geri dönmesini ve Hz. Ali (a.s) nin bu mesuliyeti yapmasını emretmiştir. Ebubekir ağlaya ağlaya Resulullah'ın yanına dönmüş ve "Yoksa benim hakkımda bir şey mi nazil oldu? diye sormuş. Resulullah (s.a.a.v) cevabında şöyle buyurmuştur ki: "Allah'u Teala bana emir verdi ki; ya kendim yahut da benden biri olan benim yerime eda etsin". Bu hadis, Resulullah'ın başka bir yerde Hz. Ali (a.s) ye hitaben buyurduğu "Ya Ali, benden sonra ümmetimin ihtilaf ettikleri şeyi sen açıklayacaksın" sözüne benzemektedir. (9)

            Yukarıda sözünü ettiğimiz hadislere benzer, Hz. Ali’yi (a.s.) ve üstün kişiliğini açıklayacak daha birçok örnek bulunabilir. Ancak bütün bunları tek tek yazmaya ne gerek var. Zaten “İlim Şehrinin Kapısını” anlatmaya kütüphaneler yetmez. İlim şehrine bu kapıdan hidayete ermenizi temenni ederim.

HAKKI söyleyin ve HAKKI bilin, HAKLA kalkın ve HAK ehlinden olunuz.

1-Müstedrek'i Hakim, c. 3. s. 127.-Tarih'i ibn'i Kesir. c. 7. s. 358.ve Ahmed ibn'i Hanbel'in Menakib'i.

2- Zümer Suresi  9. Ayet

3- Yunus Suresi  35. Ayet

4- Ehli sünnet alimleri kitaplarında Hz. Ali (a.s) nin ilim ve fazileti tüm sahabeden üstün olduğuna dair ittifak etmişler. Örnek olarak, "İstiyab 3. cilt s. 38 ve 45.

5- Riyazun'nezire, teberi, c. 2. s.198 - Tarih'ul Hülefa, Suyuti, s. 124 - El'itgan c. 2. s. 319. - Feth'ul Bari c. 8. s. 485. - Tehzib'ut Tehzib, c. 7. s. 338

6- İbn-i Mace Sünen

7- Yenabi elmuveddet Kanduzi.; Sünen'i Daremi, c. 1. s. 54 - Tefsir'i İbni Kesir c. 4. s. 232- Durrul mensur c.6. s. 111

8- Sünen'i İbn'i Mace,  c.1, s.44 -  Hasais'un Nisai, s. 20 - Sahih'i Tirmizi c. 5. s.300. - Cami'ul usul, İbn'i kesir, c. 9. s. 471. - Cami'us Sagir Suyuti'nin, c. 2. s. 56 - Riyad'un nadirat. c. 2. s. 229.

 

9- İbni Esakir'in Tarih'i Dimeşki, c. 2. s. 488 - Menavi'nin kenz'ul hakaik'i s. 203 - Kenz'ul Umme, c. 5. s. 33.

Joomla templates by Joomlashine