NEDEN AKAD?

Nihad YENMİŞ

 AKAD ihtiyaçtan doğmuş bir  kuruluştur. Yetmiş milyon insanın yaşadığı ülkemizde bir buçuk milyon nüfusla bizler o kadar ilgi çekiyorduk ki, birçok yazar, sosyolog ve araştırmacı gazeteci / televizyoncu bizi konu olarak seçip aylar, hatta yıllar süren çabalarla tanımlamaya çalıştılar. Bu çabalar neticesinde bize Fellah denildi, Arap uşağı denildi, Nusayri denildi, Alevi denildi, Arap Alevileri denildi. Bunlar da yetmedi, bize Eti Türkleri diyenler de oldu, Haçlı Seferleri sırasında kaybolan Hristiyanlarda… Herkesin kafasında bizler farklıydık.  Bize bu isimleri bizim dışımızdakiler verdi. Bizler ise tarihsel süreç içinde yaşadığımız acıları, kıyımları, iftiraları yüreğimizin en derin köşesinde saklayarak hep sessiz kalmayı tercih ettik. Ancak ehliyetsiz ve yetersiz kişilerin oluşturduğu bilgi kirliliğinden sonra yaftalama ve karalama o kadar ileri boyuta vardı ki artık bu gidişe dur demek boynumuzun borcu oldu. İşte AKAD, bu bilgi kirliliğinin önüne geçmek ve artık bizleri tanımayan, belki de hayatı boyunca bir tek bireyimizle bile karşılaşmamış, ön yargılı, bilimsellikten uzak yazarların ortaya koydukları tanımlamalara dur demek ihtiyacından doğmuştur.

 Toplum olarak bizler de artık inanç ve kültürümüzün bilinmesi, korunması ve paylaşılmasını istedik. Sahip olduğumuz değerlerin korunması ve toplumun tüm bireyleriyle paylaşılmasının tek yolu AKAD gibi bir kuruluşla gerçekleşebilirdi. İlkini Eylül 2007’de çıkardığımız AKAD adlı yazılı bültenlerimizde öncelikle kendimizi tanımladık ve bu tanımla adlandırılmamız gerektiğini, başka tanımlamaların bizi hiçbir şekilde ifade edemeyeceğini özellikle vurguladık. Bizler öncelikle ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik, sosyal ve hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşamaktan son derece mutlu olan ve bu Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkan, kendini bu ülkenin asli unsuru olarak gören,  vatan sevgisini ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ilkesini gerektiğinde canı pahasına da olsa yaşayan ve savunan insanlarız. İnanç olarak da Kur’an-ı Kerim, Sünnet-i Nebevi ve Ehlibeyt üçgeninde İslama imanla bağlıyız. Bunlara aykırılık teşkil eden tanımlamaları inancımıza ve değerlerimize müdahale ve saygısızlık olarak görüyor ve bu tür yaklaşımlardan nemalanmayı düşünenleri de esefle kınadığımızı ilan ediyoruz.

 Biz toplum olarak inanıyoruz ki, bu ülkede varlığımız bir zenginliktir. Bu zenginliği paylaşmak, kültür varlığımızın bilinmesi ile olacaktır. Tarihsel bilgiler, bizlerin dokuz yüz yıla yakın zamandır bu coğrafyada yaşam sürdürdüğümüzü göstermektedir. Bu tarihsel süreçte oluşturulan kültür neden saklı kalsın, bilinmesin, paylaşılmasın? Düğünlerimiz, manilerimiz, halkoyunlarımız, insan sevgimiz, hoş görülülüğümüz, yemeklerimiz kısaca gelenek ve göreneklerimiz Türkiye’miz için bir zenginliktir şüphesiz. İşte AKAD, bunun öncülüğünü yapmaktadır.

 AKAD; üretken, kültürlü, öz güveni yüksek, sorgulayan, kültürüne yabancı olmayan bir gençlik oluşturmada, aile ve toplum içinde saygı ve sevgiyi tesis etmede gerekli olan eğitimi verecek bir misyonu üstlenmesiyle toplumda kabul görmüştür. Ayrıca AKAD; akademik eğitim gören öğrencilerin tezlerine konu olan bizlerin yaşamı, inanışı ile ilgili konularda başvuru mercii olması ile de bir ilki gerçekleştirmiştir.

 AKAD, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Alevi kardeşlerimizin dini bilgi ve yorum gerektiren sorularına rahatlıkla cevap aldığı web sitesi (www.akadnet.com) ile de hizmet vermektedir.  Bu hizmetle Aleviliğin yanlış anlaşılmasına neden olan asılsız iddia ve karalamalara cevap vermekte ve arşiv oluşturmasıyla da başvuru mercii olmaktadır.

 Bütün bunlar göstermektedir ki, AKAD bizlerin bir parçası ve olmazsa olmazlarımızdan olmuştur. Biz bu konuda, İskenderun’daki tüm Nusayri Alevi kardeşlerimizin derneğimize üye olmaları konusunda yüreklerinin sesini dinlemelerini bekliyor ve mutlaka AKAD’ı ziyaret etmeleri gerektiğine inanıyoruz. 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine