KIYAMET SAATİ

Ali Hasan ZUBAROĞLU

Ahiret gününe inanmak, imanın şartlarından biri olmakla beraber sadece İslam’ın değil tüm ilahi dinlerin ortak inançlarından biridir. Sünnilikte ahiret inancı olmakla birlikte Mehdilik inancı onlarda tartışmalıdır. Biz Alevîler ise hiç şüphesiz on ikinci imamımız Hz. Mehdi’nin zuhurundan sonra kıyametin kopacağına inanırız. Peki, zuhur ne zamandır? Bu bilinmezliğin hikmeti nedir?

Önce bizdeki Mehdilik inancını ele alalım. Biz, bu inancı sahih hadisler ve ayetlere dayandırıyoruz. Kuran-ı Kerim’de Yüce yaratan şöyle buyuruyor: “Allah sizlerden iman edip salih ameller işleyenlere kendilerini yeryüzüne varis yapacağına dair söz verdi.”[i][i] Başka bir ayette ise şöyle buyuruyor: “Zikir[ii][ii]’den sonra Zebur’da da yazdık ki, salih kullarım yeryüzüne varis olacaklardır.”[iii][iii] Bu ayetlerden de anlaşıldığı üzere Hz. Mehdi’nin zuhur edeceği, yeryüzünü kâfirlerden temizleyip hak ve adaletle dolduracağı ve müminlerin yeryüzünün tek varisleri olacağı müjdesi İslamiyet’ten önceki diğer ümmetlere de verilmiştir. Kaldı ki bu inanç, insandaki fıtri duygulardan da biridir. Büyük müfessir allâme Tabatabai, Tefsir-el Mizan’da bu konuyu açıklarken özetle şöyle der: “İnsanoğlu yeryüzüne ayak bastığı andan itibaren mutluluk ve saadetle iç içe olan bir toplumsal hayatın ümidini hep kalbinde taşımıştır ve bu ümidine ulaşmak için çaba harcamıştır. Eğer böyle bir ümit gerçekleşmeyecek olsaydı, insanın böyle bir ümit taşıması mümkün olmazdı. Eğer yiyecek yaratılmasaydı, insana açlık duygusu da verilmezdi, eğer su olmasaydı, insanda susama duygusu da olmazdı; eğer ona bir eş yaratılmasaydı, cinsel duygu da verilmezdi. İşte bu yüzden dünyada öyle bir zaman gelecek ki, insanlık toplumu adalet ve eşitlikle dolacak, fertler barış ve sefa içinde yaşayacak, toplum fazilet ve kemalle dolacaktır. Yeryüzünü adaletle dolduracak bir şahsa olan inanç, İslam’a özgü bir inanç değildir. Kuran-ı Kerim’de de bildirildiği üzere, diğer ilahî dinlerde de bu müjde yer almıştır. Ve hatta bu inanç insanın fıtratından kaynaklandığı için bütün insan topluluklarında hatta putperestlerde bile vardır.”[iv][iv]

Cabir b. Abdullah-el Ensari’den nakledilen hadiste Hz Resulullah (SAA) şöyle buyuruyor: “ Mehdi benim evlatlarımdandır. Onun ismi benim ismimdir[v][v], künyesi de benim künyemdir, ahlak ve yaratılış olarak da insanların en çok bana benzeyenidir. O gaybete çekilecek ve o dönemde halk şaşkınlık içinde kalacak, ümmetler sapıklığa düşecektir. Sonra Mehdi, parlak bir yıldız gibi ortaya çıkacak, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. ”[vi][vi] Ebu Said Hudri’den rivayet edilen diğer bir hadiste ise Hz. Resulullah (SAA) şöyle buyuruyor: “ Yeryüzü, zulüm ve haksızlıkla dolmadıkça kıyamet kopmaz. ” Sonra buyuruyor ki: “ Benim itretimden (ehlibeyt’imden) bir adam zuhur edecek, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. ”[vii][vii]

Yunus b. Abdurrahman’dan naklen; Hz. Musa b. Cafer[viii][viii] (AS)’ın huzuruna çıkarak “Ey Resulullah’ın oğlu! Hak üzere kıyam edecek olan Kaim sen misin?” diye sordum. Bana şöyle buyurdu : “Hak üzere kıyam eden benim. Ama yeryüzünü Allah’ın düşmanlarından temizleyecek, onu zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak olan Kaim, benim evlatlarımın beşincisidir. Gaybeti o kadar uzayacak ki bazı kavimler onun hakkında irtidata düşecek, bazıları ise ona bağlı kalacaklardır. Bizim Kaim’imizin gaybetinde bizim sevgimize sarılan, velayetimize bağlı kalan ve düşmanlarımızdan uzaklaşan Şiilerimize ne mutlu! Onlar bizdendir, biz de onlardanız. Bizlerden İmamları olarak razıdırlar. Biz de onlardan Şiilerimiz olarak razıyız. Ne mutlu onlara! Allah’a andolsun ki onlar, kıyamet günü bizimle beraber olacaklardır.”[ix][ix]

Hadislere baktığımız zaman Hz. Mehdi’nin zuhuru açık bir şekilde dile getirilirken ne zaman olacağına yönelik hiçbir bilgi yoktur. Kuran-ı Kerim’de şöyle buyruluyor : “(Ey Muhammed!) Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar. Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede? Onun bilgisi sadece Rabbine aittir. Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarırsın.”[x][x] Başka bir ayette ise : "(Ey Muhammed!) İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi Allah katındadır, ne bilirsin, belki de zaman yakındır."[xi][xi] Bu ayetlerde de gördüğümüz gibi kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi, Yüce Allah'ın sırf kendisine özgü kıldığı ve aralarında peygamberler de olmak üzere kullarından hiçbirinin bilmesini istemediği gaybın kapsamındadır. Sadece kendi tekelindedir.

Şeyh Hüseyin bin Hamden-el Hasibi’nin büyük eseri Hidayetil Kübra’da bu konuyla ilgili bizzat kendisinin rivayet ettiği hadiste diyor ki; Muhammed bin İsmail ve Ali bin Abdullah-el Husniyen’den duydum, Onlar da Ebi Şuayb Muhammed bin Nusayr’dan, O da İbn-el Fırat’tan, O da Muhammed bin Mufaddal’dan naklen: Muhammed bin Mufaddal diyor ki; İmam Cafer-i Sadık’a (A.S) Mehdinin ne zaman zuhur edeceğini sordum. Bana “Hâşâ! Ne biz, ne bizim Şiilerimiz ne zaman zuhur edeceğine yönelik hiçbir şey söyleyemeyiz.” dedi. Peki, niye, diye sordum. Bana: “ Çünkü bu Kuran-ı Kerim’de açıklandığı üzere Allah’ın sadece kendi tekeline aldığı bir bilgidir.” dedi ve sonra “Sana kıyamet anı hakkında sorarlar, ne zaman gelip çatacak diye. De ki, onun bilgisi rabbimin tekelindedir. Vakti gelince, onu gerçekleştirip açığa çıkaracak olan odur. Göklerin ve yerin ağırlığını kaldıramayacağı bu olay başınıza ansızın gelecektir. Sanki sen bu konuyu biliyormuşsun gibi, sana onu soruyorlar. De ki; onun bilgisi Allah'ın tekelindedir, fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.[xii][xii]”, “Kıyamet vakti hakkındaki bilgi ancak Allah'ın katındadır.”[xiii][xiii] Burada da yüce Allah bu ilmin kimseyle paylaşmaksızın sadece kendisinde olduğunu söylüyor” dedi.

Sonra da “Ne bilirsin, belki de kıyamet saati yakındır! Kıyamete inanmayanlar, onun çabuk gelmesini isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun hak olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet saati hakkında tartışanlar, derin bir sapıklık içindedirler.[xiv][xiv]ayetlerini okudu. Ayette geçen ‘yumarun’ (tartışanlar) kelimesinin ne anlama geldiğini sordum. Bana “O ne zaman doğdu, onu kim gördü, o şimdi nerede, ne zaman gelecek.’ diye soranlardır.” dedi. “Tüm bunlar Allah’ın emrini aceleye getirmek ve onun yaptıklarından ve kudretinden şikâyet etmek içindir: Şüphesiz bunlardır dünya ve ahirette hüsrana uğrayanlar.”

Ona, “Ey mevlam onun zuhuru ile ilgili hiçbir vakit verilemez mi?”diye sordum. Bana “Hayır, hiçbir vakit verilemez. Mehdimize vakit tayin eden, Allah’a ilminde ortak olduğunu ve Allah’ın Mehdi’yi kendi iradesiyle göndereceğini iddia etmiş demektir. ” dedi.[xv][xv]

Hz. Cafer-i Sadık (AS) başka bir hadisinde: “Birisi bizden Mehdi’nin zuhuru ile ilgili tarih verdiğimizi iddia ederse onu yalanlamaktan hiç çekinmeyin. Biz asla tarih vermeyiz.”[xvi][xvi] diye buyuruyor. Başka bir hadisinde ise: “Kim Mehdi’nin zuhuru için bir vakit verirse yalan söylemiştir. Biz ehlibeyt asla bu konuda vakit vermeyiz.”[xvii][xvii]

Bu ayet ve hadislerde de açıklandığı gibi Hz. Mehdi’nin ne zaman zuhur edeceğini Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Peygamberlerin bile bilmekten aciz olduğu bir bilgiyi bildiğini iddia eden, çok açık bir şekilde yalancıdır. Ancak; kıyamet alametlerinin ortaya çıktığı Hz. Mehdi’nin de zuhurunun yaklaştığı söylenebilir.

Bu takdirin hikmetini sadece yüce Allah bilir. Biz aciz kullar olarak bunun ancak bir kısmını anlayabiliriz. Buna göre yüce Allah, kulları sürekli ahireti hatırlasınlar, ondan sakınsınlar ve ansızın gelip çatmasına karşı hazırlıklı olsunlar diye bunun ilmini kendi tekeline almıştır. Kıyametin her an kopabileceği inancı kişiyi sürekli teyakkuzda tutar ve hala fırsatı varken rabbinin kendisinden razı olacağı hayırlı amellere yönlendirir. Hz. Ali’nin (AS) buyurduğu gibi “Ahirete yakini olan, azığını çoğaltır.”[xviii][xviii] Kıyametin kopacağının farkında olmayan ve her an onunla karşılaşma bilincinin verdiği uyanıklıktan yoksun bulunanlara gelince; onlar ancak kendilerini aldatırlar. Oysa ayet ve hadislerde her şey çok açık bir şekilde açıklanmıştır. Yüce Allah, kıyameti gece ve gündüz her an kopma ihtimali bulunan bir gayb olarak gizlemiştir.

 



[i][i] Nur/55

[ii][ii] Yaygın görüşe göre bahsi geçen ‘Zikir’ Tevrat’tır.

[iii][iii] Enbiya/105

[iv][iv] Bu özet “Masumlar ve Mehdilik” adlı kitaptan alınmıştır.

[v][v] Hz. Mehdi(AS)’nin tam adı ‘Muhammed-el Mehdi’dir.

[vi][vi] Feraid-us Simtayn , C-2, S-334

[vii][vii] Müsned-i Ahmed : C-3 S-36, El-Müstedrek, C-4, S-557

[viii][viii] Yedinci imamımız Hz. Musa el-Kâzım

[ix][ix] Kifayet-ul Eser, S- 269-270, Kemal-ud Din” C-2, S-361

[x][x] Naziat/ 42-45

[xi][xi] Ahzab/63

[xii][xii] Araf/187

[xiii][xiii] Lokman/34

[xiv][xiv] Şura/17-18

[xv][xv] Hidayetil Kübra S: 392-393

[xvi][xvi] Bihar-ul Envar C-52 S-117

[xvii][xvii] Kafi C-1 S-328

[xviii][xviii] Gurer’ul Hikem S-29

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Joomla templates by Joomlashine